GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kobani başta olmak üzere yerleşim yerlerindeki kuşatmaya, 30 Ocakta imzalanan anlaşmaya, Münih Güvenlik Konferansı’na, Şam’ın SDG’yle ilgili söylediklerine ve Türkiye’nin SDG’yle resmî temas kurması gerektiğine, Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo’ya, Karslıların hizmet beklediğine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:17.02.2026

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, ocak ayında Rojava'da başlayan ağır bir kuşatmaya hepimiz beraber tanıklık ettik. Kentlerde elektriğin kesildiğini, suyun kesildiğini, gıdaya erişimin engellendiğini, ilaç ve gıda erişimi olmadığı için çocukların ve hastaların çok ciddi mağduriyet yaşadığını ve soğuktan 6 çocuğun Kobani'de yaşamını yitirdiğini hepimiz biliyoruz. Tabii, Kobani başta olmak üzere bütün bu yerleşim yerlerindeki askerî baskı ve kuşatma politikasının en nihayetinde sivil halkı cezalandırmak olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Şimdi, bütün bu baskı koşulları aslında bir şeye zorlamaya dairdi; gerçek anlamda kuzeydoğu Suriye'deki Kürtleri kuşatmak ve oradaki bugüne kadarki kazanımları boşa çıkarma aklıyla devreye konulmuştu fakat bütün bu kuşatma koşullarına rağmen 30 ocakta önemli bir anlaşma imzalandı ve hâlihazırda o ateşkesin kendisinin de anlaşmanın kendisinin de kıymetli olduğunu ifade ederek pratikleşmesi beklentimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Şimdi, bütün bu kuşatma koşulları ve gerçekten Kürtlerde bir yenilgi psikolojisini yerleştirmeye çalışan anlayışa karşı kuzeydoğu Suriye yönetimi en başından beri aslında çok büyük bir diplomatik süreç yürüttü ve gerçek anlamda meseleyi askerî yöntemlerle değil, siyasi bir müzakereyle ve diplomasiyle çözmek istediğini de ortaya koydu. Bu anlamıyla, Kürtlere çok uzun süredir dayatılan "ya teslimiyet ya savaş" ikilemine sıkıştırılan kuzeydoğu Suriye yönetiminin kendisi ısrarla üçüncü yol çizgisini takip etti ve "müzakere" dedi, "diyalog" dedi, bunda ısrar etti ve bu ısrarın sonucunu da 30 Ocak anlaşmasıyla hep beraber görmüş olduk.

Sayın Başkan, sayın vekiller; şimdi, bu müzakere aklının kendisinin belki de son haftalarda en yüksek doruğa ulaştığı yer de Münih Güvenlik Konferansı oldu. Orada Orta Doğu siyasetine dair çokça tartışmanın olduğu bu konferansın kendisinde SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile kuzeydoğu Suriye özerk yönetimi temsilcisi İlham Ahmed de yer aldılar ve Suriye Geçici Dışişleri Bakanı Esad Şeybani'yle birlikte Şam heyeti içinde yer alarak aslında yıllardır inkâr edilen bir gerçekliğin fiilen kabulünü de sağlamış oldular. Şimdi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yla yapılan görüşmenin fotoğrafını ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack "Bin kelimeye bedel bir fotoğraf, yeni bir başlangıç." sözleriyle paylaştı. Evet, bunun büyük bir diplomatik jestin ötesinde aslında Kürtlerin ve bölge halklarının siyasal statüsünün uluslararası düzeyde muhatap alındığının kabulü olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Sadece ABD eksenli değil, Münih'te Almanya Cumhurbaşkanı ve Almanya Dışişleri Bakanıyla gerçekleştirilen temaslar, Fransa Cumhurbaşkanı, Fransa Dışişleri Bakanıyla yürütülen görüşmeler Avrupa'nın süreci yakından izlediğini ve muhataplık temelinde ele aldığını da ortaya koydu. Yine aynı heyet Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan'la görüştü ve bölgesel denklemin önemli bir aktörü olduğunu da ortaya koymuş oldu.

Şimdi, en önemli şeylerden biri Geçici Şam Hükûmetinin Dışişleri Bakanı Şeybani'nin söylediği sözdü, "SDG'yi düşman olarak değil, ortak olarak görüyoruz." demesiydi. Evet, bu cümle, yıllardır savaş diliyle kurulan denklemin aslında çözülmeye başladığını, Suriye başta olmak üzere bölgede yeni bir denge durumunun oluştuğunu da bizlere gösteriyor. Şimdi söyleyelim: Rojava yönetimi başından beri müzakereyi savundu, kadın özgürlüğünü, yerel demokrasiyi, çok kimlikli yaşamı savundu, IŞİD'e karşı mücadelede dünya halklarıyla omuz omuza durdu ve bugün de merkezî devletle demokratik entegrasyonu, silahların susmasını ve anayasal bir çözümü savunuyor. Bu tutumun çok kıymetli olduğunu ve bölge halkları adına da bir kazanım olduğunu ifade etmemiz gerekiyor fakat hâlihazırda Kobani'deki kuşatma, kentlerin çevresindeki kuşatma kalkmış değil. Biz bütün bu sözlerin pratikte de sınanarak pratikte de gereğinin yapılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. O anlamıyla demokratik entegrasyon ve birlik koşulları önce insani ablukanın kalkmasıyla oluşabilir. Bunun gereğini yapma sorumluluğunun da sadece Geçici Şam Hükûmetinde değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası aktörlerin her birinde olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.

Şimdi, Avrupa görüşüyor, Şam görüşüyor, Şam "SDG düşmanımız değil, ortağımızdır." diyor, o zaman yanı başımızda, burada, Türkiye'de, en fazla Kürtlerin yaşadığı ülkenin yönetiminin de bugün artık SDG'yle resmi temaslar kurmasının...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - ...ve Sayın Hakan Fidan'ın da Sayın İlham Ahmed'le görüşmesinin aslında hem burada yürüyen süreci hem de Suriye'de yürüyen süreci geliştirecek, ilerletecek bir adım olacağını ifade etmemiz gerekiyor. En önemlisi de bunun büyük bir diplomatik olgunluğun göstergesi olacağını ifade etmemiz gerekiyor. O anlamıyla Kürt'ü yok sayan değil, kabul eden; savaşı değil, müzakereyi esas alan; inkârı değil, eşit yurttaşlığı önemseyen ve kuşatmanın değil, halkların birlikte ve özgür yaşamının yanında olan politikalara ihtiyacımız olduğunu ifade etmek istiyorum.

Yine, Münih'teki Güvenlik Konferansı'nda Diyarbakır Milletvekilimiz Ceylan Akça Cupolo da yer aldı. Genç Liderler Zirvesi'ne katılmıştı, seçilmişti. Kendisini buradan bir kez daha tebrik ediyorum. Bu diplomatik alandaki başarısının her zaman devam edeceğine olan inancımı da ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bizi orada çok güzel bir şekilde, çok iyi bir şekilde temsil etti. Kendisiyle de gurur duyduğumuzu buradan, Genel Kuruldan da ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, son bir başlık kaldı, izin verirseniz onu da tamamlamak istiyorum. Karslılar olarak bizim kanayan yaramız gerçekten; bir Kars Milletvekili olarak şunu söyleyebilirim: Serhatın incisi Kars, bir kültür mozaiği Kars, aynı zamanda bir açık hava müzesi ama gelin görün ki "3Ç"yle meşhur olan bir kent Kars'ın kendisi; turizmiyle öne çıkamıyor, kültürüyle öne çıkamıyor, tarihî dokusuyla öne çıkamıyor, çukuru, çamuru ve çöpüyle öne çıkıyor ne yazık ki. Peki, neden? Çünkü hâlihazırda hizmet görmüyor. Hiç kimse dönüp gerçekten Kars'ın sorunu nedir diye bakmıyor.

En işlek caddeleri Ali Gaffar Okkan'dan tutalım da Faikbey Caddesi'ne, Cumhuriyet Caddesi'nden Şehitlik Caddesi'ne bütün caddeleri çukur içerisinde. Altı ay önce yama yaptılar, kar yağdı, kar eridi, hâlâ çukurlar devam ediyor. Her sabah insanlar o yollardan geçerken çukura giren arabaların üstlerine sıçrattıkları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.

...çamur nedeniyle üstleri başları çamurlu bir şekilde evlerine, okullarına ya da iş yerlerine gitmek zorunda kalıyorlar ama dönüp buna bakan yok. Biri diyor "Karayollarının yetkisinde." biri diyor "Belediyenin yetkisinde." Karslı da diyor ki: "Ben ne zaman hizmet göreceğim?" Bir an önce, gerçekten turizmiyle ünlü olan ve misafirperverliğiyle bütün gelenlerin gönlüne taht kuran Kars'ın, Kars halkının hizmet hakkının yerine getirilmesi ve bu çukurun, çöpün ve çamurun da bir an önce yok edilmesi gerektiğini, mücadele edilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Vergisini veren Karslı hizmet bekliyor; buradan herkese, bütün yetkili kurumlara çağrımızdır diyorum.

Teşekkür ediyorum.