GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:60
Tarih:12.02.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Millet olarak bir alışkanlığımız var, birikmiş problemleri ertelemek ve halının altına süpürmek Türkiye'de ne kadar problem varsa biz de Parlamento olarak, siyaset olarak, Hükûmet olarak hepsini halının altına süpürdük, halının altı şu anda doldu, o problemleri almıyor ve gerçekler oradan yavaş yavaş ortaya çıkıyor. O yüzden, Parlamentonun dünkü hâli de o gerçeklerin bir yansımasıdır ve dünkü hâlinin kesinlikle tasvip edilebilir bir tarafı yoktur. Ülkeyi yönetenler aynı ana-baba gibidir, yönettiği insanları etkiler. O yüzden yöneticiler, hareket ve davranışlarına dikkat etmek zorundadır. Parlamentonun itibarı korunmalıdır, bu koruma görevi milletvekillerinin kendilerine aittir. Ayrıca Türkiye, Anayasası'nı da korumak zorundadır. Ne yazık ki bugün Türkiye'de Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesi bu iktidarın marifetiyle, yok sayılmak suretiyle kuvvetler birliğine döndürülmüş, yasama ve yargı erkleri etkisizleştirilip siyasetin baskısı altına alınmıştır, yürütme de üzerindeki yükü tek başına taşıyamadığı için problemler ha bire artmaya devam etmektedir. O yüzden bütün mesele Parlamentonun meşruiyetine ve bu meşruiyeti temin eden sandığa gölge düşürmemektir. Vakti geldiğinde sandığın kavgasız, gürültüsüz insanların önüne geleceğine herkes inanmalıdır ancak bugün, sokağa çıkıp gezip baktığınızda sandığın vakti geldiğinde insanların önüne çıkmayacağına dair endişeler kabul edilebilir bir hadise değildir. Bu endişeleri ortadan kaldırmak zorundayız. Ayrıca bir şey daha söylemek istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, büyük bir haklılıkla "Dünya 5'ten büyüktür." diyor. Ben de diyorum ki bu deyişe katılıyorum ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti de bizatihi siyasi partilerin varlığından daha büyüktür, devletten daha büyük bir parti yoktur. Partiler kendilerine halk tarafından verilen meşruiyeti bu çerçevede kullanmak zorundadır. Demokrasi sandıkla birlikte hukuka da hesap vermelidir. Eğer "Ben bir Allah'a bir de millete hesap veririm." derseniz hukuku ve kuvvetler ayrılığı ilkesini reddetmiş olursunuz, o zaman bu işi adalet ve demokrasiden vatandaşın ümidini kesecek noktaya getirirsiniz. Demokrasiyi zedelemeden sürdürmek başta iktidar olmak üzere bütün partilerin görevidir.

Değerli arkadaşlar, bugün aksayan yasama faaliyetlerinin en temel sebeplerinden bir tanesi 80 ihtilalinin Türkiye'nin üzerine bir enkaz gibi bıraktığı Siyasi Partiler Kanunu'nda yatmaktadır. Bugünkü uygulanan Siyasi Partiler Kanunu'na baktığımızda, siyasi partilerin aday belirleme usulleri demokratik değildir. Anket, mülakat ve benzeri yollarla aday belirlemek doğru değildir. Adaylar ellerinde CV'lerini alıyor, ceplerine paralarını koyuyor, mülakata gidiyor beni buraya aday yapar mısınız diye; bunun memur mülakatından ne farkı var? O yüzden birinci öncelik olarak Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunu değişmelidir, siyasi partilerin genel merkezleri ve siyasi partilerin genel başkanlarının odaları milletvekillerinin ve belediye başkanlarının seçim çevresi olmaktan çıkarılmalıdır. Halkı noter yerine koyarak "Benim seçtiğimi onayla." demek suretiyle düzgün bir demokratik yapıya kavuşamayız. Elbette genel merkezlere de kısıtlı sayıda kontenjan verilebilir.

Türk siyasetinin ikinci problemi siyasetin finansmanından kaynaklanmaktadır. Bugün siyaset kurumunun paraya ihtiyacı büyüktür. Harcamaların kaynağı açık olmalıdır. Hem parti tüzel kişilikleri hem de adaylar siyasette sadece gelirleri yönünden değil giderleri yönünden de denetlenmeli ve harcamalara belki de sınır getirilmesi, tavan konulması doğru olacak. Sporun, siyasetin finansmanı devlet idaresine, belediye idaresine alet edilirse bugün yaptığımız tartışmaların kaynağını, temelini ve arka bahçesini burada aramak gerekir. Keyfîliğin egemen olduğu bir yerde demokrasi yaşamaz, insan merkezli bir demokrasi yoksa demokrasinin özü ortadan kalkmıştır. Bu topraklarda farklı kültürlerine, etnik ve dinî kökenlerine rağmen devleti ayakta tutabilmenin yolu cumhuriyet fikri, demokratik düzen sayesinde mümkün olmuştur. Bu tarihsel başarı tesadüf değil Atatürk'ün inşa ettiği cumhuriyetin ve çağdaş devlet anlayışının temelidir.

Değerli arkadaşlar, devleti ayakta tutan korku değildir ancak adalet kafanıza göre umut hakkı vererek değil milyonların hukukuna ve adalete olan umudu ayakta tutarak sağlanır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Bir dakika daha istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Teröristbaşı Apo'ya umut hakkı vermek istiyorsanız önce umudunu çaldığınız milyonların rızasını alın, yüreğiniz yetiyorsa halkın önüne sandığı getirin; umut hakkını bir de onlara sorun, eğer millet verirse siz de vermeye razı olun.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)