| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ucube rejimin Bakanlar Kurulunda dün 2 kişi gitti, 2 kişi geldi. "Neden gitti, neden geldi?" bu tartışmalara girmeyeceğim, herkesin perspektifinden fotoğraf başka türlü görünüyor ama bize göre bu ülkede bir tane bakan var, o da Sayın Cumhurbaşkanı, diğer bakanlar tamamen ona bakıyor ve böyle bir sistem kuruldu Türkiye'de ne yazık ki. Tabii, Adalet Bakanının atanması çok tartışıldı, birçok açıdan bizim de eleştirdiğimiz bir tartışmaydı bu, eleştirdiğimiz bir atamaydı. Adalet Bakanı olarak atanan isim ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreci başlatan bir isim. Peki, böyle bir isim adalet mekanizmasının en başına getirilirse ne olur? Davayı açan kişi davayı yürütecek hâkimlerin başına geçmiş olur. Peki, böyle bir tabloda, böylesine önemli davalarda iddia makamında olup daha sonra hâkimlerin başına geçen bir Adalet Bakanı hakkıyla ve layıkıyla bu süreci yönetebilir mi? Bizim açımızdan hayır, yönetemez. Aynı zamanda, Sayın Adalet Bakanı itiraz makamlarının da merkezindedir, tabiatıyla, böyle bir sürecin itiraz mekanizmalarının da başında olmak hasebiyle aslında adalet mekanizmasının sağlıksız bir şekilde yürüyeceğinin de ilk işaretleri verilmiştir. O bakımdan, bu atamanın doğru olmadığını, Türk yargı mekanizmasına, adalet sistemine, insanların içerisindeki adalet duygusuna bir güvence vermeyeceğini buradan, teyiden bir kere daha ifade etmek istiyorum.
Tabii, yemin töreniyle ilgili de söyleyecek şeyler var. Ne yazık ki yemin töreni, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna, Gazi Meclisimize yakışmayacak birtakım manzaralara sahne oldu. Keşke olmasaydı. Peki, olmayabilir miydi? Evet, olmayabilirdi. Bizim de eleştirdiğimiz, bizim de yanlış bulduğumuz bu atamayı, şüphesiz protesto edecek, kınayacak başka modeller de bulunabilirdi. O tartışmalara yine girmeyeceğim ancak o yönetimi, o oturumu yöneten Sayın Meclis Başkan Vekili burada olmadığı için onunla ilgili de ağır bir eleştiri yöneltmek istemiyorum ama İç Tüzük 68'e göre doğru yönetmemiştir Meclisi. O şartlar altında bu Meclisin yönetimi doğru olmamıştır. Bakın, en ön sırada oturmama rağmen ben yemini ne gördüm ne de duydum. Tutanaklara baktığım zaman tutanaklarda da detay yok. Böyle bir tabloda "Ben yaptım, oldu." diyebilir misiniz? Yakışıyor mu bize? Gazi Meclisimize yakışıyor mu? Tamam, siz yaptınız, oldu ama böyle bir yemin, bu ülkede ne adalet duygusunu ne de güveni tesis edecek bir uygulama değil. Bu manzara olmamıştır, bu manzara yakışmamıştır. Millet bizi dikkatle takip ediyor, burası Gazi Meclis ve bu Meclis, millet iradesinin tecelligâhıdır. Hele hele iki önemli bakanlık; biri adalet mekanizmasının başındaki bir diğeri de güvenlik mekanizmasının başındaki bakanlıkla ilgili yemin töreninde, Gazi Mecliste bu fotoğrafların, bu görüntülerin millete yansıtılmış olması, milletin yüreğinde ve gönlünde her iki bakanlığın icraatıyla ilgili ciddi endişeleri ve kaygıları da beraberinde getirmiştir. Bu da bizim için büyük bir üzüntü kaynağıdır.
Öte yandan, hep diyorsunuz "İtibardan tasarruf olmaz." diye. Dün itibardan, basbayağı tasarruf ettiniz. Dünyadaki bütün medya Türkiye'den bahsediyor. Şu fotoğrafı hiçbirimiz hak etmiyoruz, şu fotoğrafı hiçbirimiz hak etmiyoruz. Dünya basınının en önemli kuruluşları Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunda, Gazi Mecliste yaşanan bu tabloyu, bu arbedeyi, bu tatsız fotoğrafı bütün dünyaya geçtiler. Amerikan, İngiliz, Alman, Fransız, İspanyol, Yunanlılar dahi ne yazık ki bu fotoğrafı, bu manzarayı konuşuyor. Ben bunun doğru olmadığını, Parlamentoya yakışmadığını, bir daha bunun tekrar etmemesi için gerekli adımların atılması gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye derin bir borç batağında. Bakın, bireysel kredi ve kredi kartı borcu almış başını gitmiş. AK PARTİ iktidara geldiği dönemde 6,6 milyar lira olan bireysel kredi ve kart borcu bugün 5,5 trilyon liraya ulaşmış. Yasal takipteki kişi sayısı 4,5 milyon, bireysel kredi kartı borcu olanların sayısı 43 milyon ve icra dosyası sayısı da 24 milyonu aşmış durumda yani topyekûn ülke bir borç batağına batmış durumda. Tabii, burada asıl önemli olan şu: Çiftçi derin bir borç batağında, köylü derin bir sefaletin eşiğinde. Bu da beraberinde köyden kente göçü de getiriyor. Bakın, AKP iktidara gelmeden önce köy nüfusu genel nüfusa oranladığınızda yüzde 35'ler civarındaymış, en son TÜİK'in açıkladığı rakamlara baktığımızda köy nüfusumuz ne yazık ki yüzde 4'lere düşmüş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bakın, ben köyleri çok dolaşan birisiyim, şüphesiz sizler de dolaşıyorsunuzdur, gittiğiniz zaman köylerin boşaldığını görüyorsunuz. Gençler köyleri terk etmiş, artık çiftçi yaşı 58-60'ları bulmuş ve tarlalar ekilemez hâle gelmiş. Yüzde 6,4'lük köylü nüfusu Türkiye için büyük bir tehdittir, büyük bir tehlikedir. Enteresan bir şey var bu istatistik notlarında, özellikle Büyükşehir Yasası çıktıktan sonra köyden kente ve kasabalara büyük bir göç söz konusu, bu da köy hayatının büyük ölçüde tasfiye olduğunu gösteriyor, beraberinde çok önemli sorunları da getirdiğini biliyoruz.
Şimdi, geçtiğimiz günlerde bir basın kuruluşu Nefes gazetesi çok önemli bir haber yaptı ve dedi ki... Bakın, Türkiye'yi taramış ve Türkiye'de köylülerin içinde bulunduğu borçlara bakmış -biraz sonra o rakamı da vereceğim size- mesela, Salihli'den örnek vermiş: 20 bin liralık borcu için bağ bozma makinesi icraya çıkarmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - 15 bin liralık borcu için pulluğunu icraya vermiş. İnegöl'de damızlık hayvanlarını icraya vermiş. Yine, Bilecik Gölpazarı'nda köy samanlığını, küçücük samanlığı icraya verilmiş. Yine Ankara'nın Kızılcahamam'ında ahırlar icraya verilmiş. Peki, bunun sebebi ne? Köylü inanılmaz bir borç batağı içerisinde. Rakamlara da baktım, AKP iktidara geldiğinde çiftçinin borcu 5,3 milyar lira civarındaymış, bugün bu borç 1 trilyon 200 milyar lirayı buldu inanılmaz bir artışla, ne yazık ki çiftçi borç batağı içerisine girdi.
Tabii, böyle bir tabloda ne oluyor? Üretim olmuyor, üretim olmadığı için gıda enflasyonu alıp başını gidiyor. Geçtiğimiz ay dünyada gıda enflasyonu düşerken maalesef Türkiye'de gıda enflasyonu aldı başını gitti. Ocak ayının gıda enflasyonu yüzde 0,4 düşmüş dünya genelinde ama Türkiye'ye baktığımızda yüzde 6,6 artmış; bu son derece riskli, son derece sıkıntılı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Tabiatıyla köylünün içinde bulunduğu bu durumu, çiftçinin içinde bulunduğu bu durumu, giderek artan tarımsal ve hayvansal faaliyetlerdeki girdi maliyetlerini tek tek ele almamız lazım. Eğer böyle devam ederse, köylümüz üretemez hâle gelirse, çiftçimiz, hayvan yetiştiricimiz çalışamaz hâle gelirse, köyler boşalırsa Türkiye'de gıda enflasyonu artmaya devam edecek, Türkiye'de protein alımı giderek azalacak, insanların açlık ve sefaleti derinleşecek, beraberinde güvenlik sorunları yanı sıra köyden kente göçle birlikte gelmiş olan konut ve barınma enflasyonu da alıp başını gidecek.
AKP'nin Sayın Grup Başkan Vekiline özellikle bir istirhamım var Sayın Başkanım. Bundan tam kırk gün önce burada bir belge açıkladım, dedim ki: "Soru önergesi veriyorum, cevap vermiyorsunuz. Meclise konuşuyorum, cevap vermiyorsunuz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim, bir dakikanızı istirham ediyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - En sonunda gittim, köylerden gübre topladım, gübre numuneleri aldım ve bunları Tarım Bakanlığının akredite laboratuvarına götürdüm, raporlar burada ve bu laboratuvarın yani Tarım Bakanlığının da onayladığı akredite laboratuvarın raporlarına baktığınız zaman köylümüze, bu az önce bahsettiğim ızdırap içerisindeki köylümüze, acı çeken köylümüze sahte gübre satıldığını belgeledim yani gübre fabrikaları içinden üresini çalmış, minerallerini çalmış. İşte, Tarım Bakanlığının akredite laboratuvarının raporları burada. Ben daha ne yapayım, Allah aşkına, bu köylünün hakkını, hukukunu korumak için ne yapayım? Soru önergesi verdim tonlarca, cevap vermiyorsunuz ve burada Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu kırk gün önce söz verdi, detayları da burada, aynen okuyacağım: "Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Ben Sayın Milletvekilimizin sunduğu raporların bizzat takipçisi olacağım. Tarım Bakanlığına mevzuyu iletiyorum."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Kırk gündür bu ülkede köylüye sahte gübre satan ve raporla belli olmuş olan bu detaylı çalışmanın neticesi niye hâlâ bize gelmez? Niye köylü mağdur edilir? Siz AKP iktidarı olarak bu kadar bilgili, belgeli ortaya konmuş şeylere bu kadar kayıtsız mı kalacaksınız? Allah aşkına, bu ülkeyi doğru düzgün yönetin diyorum ve teşekkür ediyorum.