| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Hepimizin ortak çatısı olan devlet, milletin teşkilatlanmış hâlidir. Kurallar ve kurumlarla sorumluluklarını yerine getirir. Kurallara uyulur, kurumlar çalışırsa dirlik ve düzen olur. Kurallara uyulmaz, kurumlar da çalışmazsa kaos ve kargaşa çıkar. Hiçbirimiz kaos ve kargaşa çıkmasını istemeyiz. Bunun için de kurallara uyulmasını, kurumların çalışmasını temin etmeliyiz, işte o zaman devletimizin saygınlığını korumuş oluruz.
Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya, kasım ayında polislerin özlük haklarında düzenleme yapacağını söylemişti. Şu ana kadar hiçbir adım atılmadı. Nedense söz konusu polisler olunca herkes boş vaatlerde bulunuyor. Polisimizin sorunu çok. Ben birkaç önemli konuya işaret etmek istiyorum: Daha önce de ifade ettim, Bartın'da istismar edilerek öldürülen Nisanur bebek cinayetini aydınlatan ekipten 2 polis, 1 bekçi şu anda cezaevinde. Neden biliyor musunuz? Tecavüzcülerden biri kalp krizi geçirdiği için zanlının suç ortağının attığı iftira sonucu 2 polis, 1 bekçi yirmi bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şeyda Yılmaz'ın şahadet anını gözümüzün önüne getirelim; silahını çekerken bir anlık tereddüt yaşıyor, o tereddütten sonra Şeyda Yılmaz şehit oldu. Devletin verdiği silahla suçlu kişileri yakalamaya çalışan polis ne yapmalı? Kaçan kişiye bir demet gül mü uzatmalı ya da silahını hiç kullanmadan suçlunun ateş etmesini mi beklemeli? Şeydaların şehit olmaması için silah kullanma yetkisinin düzenlenmesi gerekiyor. İstanbul'da "Dur" ihtarına uymayan, 17 suçtan sabıkası olan sürücü polise silah çekiyor, kilometrelerce kaçıyorlar. Polis ateş açınca kayıp kaydı bulunan bir genç kız ölüyor. Bu olayda görevini yapan Polis Mükremin Oğan'a yirmi beş yıl hapis cezası verildi. Allah aşkına polisler nasıl görev yapacak? Görevini yapan polis neden cezalandırılıyor? Nerede polisin itibarı? Nerede devletin ağırlığı? Devletin üniformasını giyen, devletin verdiği silahla suçlunun peşine giden polisin ne yapmasını istiyorsunuz? Polis belindeki silahı çekmesin de ölmeyi mi beklesin? Bu örnekler güvenlik güçlerimizin kimsesiz ve sahipsiz olduklarını ortaya koyuyor. En son Ankara'da araç muayene istasyonunda yaşanan olay, polisin kimsesiz olduğunu tekrar ortaya çıkarmıştır. Polis Memuru Melih Okan Keskin araç muayene istasyonunda basit bir lamba tartışmasında hayatını kaybetti. Görüntüleri hepimiz izledik, Melih Okan Keskin'e 20 kişi birden saldırıyor, üzerine araba sürüyorlar. Aldığı darbeler sonucu hastaneye gidiyor, beyin kanaması geçiriyor. Olay yerine giden polis ekibi ise "Olay yerini terk etmiş." diyerek kendi arkadaşlarını suçlu gösteren tutanak tutuyor. Olay yerinden kaçmamış, mecburen hastaneye gitmiş. Olayla ilgili sadece 1 kişi tutuklandı, saldıran diğer kişilere hiçbir şey olmadı. Olay yerine giden, hatalı tutanak tutanlara da bir şey yapılmadı. En ufak olayda polisi suçlu görmekten, kusuru poliste aramaktan vazgeçmemiz lazım. Yoksa daha çok polisimiz canından olacak, polislerimiz görevlerini yapamaz hâle gelecek.
Değerli milletvekilleri, polislerimizin ciddi sorunları var. Özellikle büyük şehirlerde polisler on iki hatta yirmi dört saate varan vardiyalarda çalışıyor. Teknik donanım bakımından yetersiz çok sayıda polis var. Riskli bir görev yapmalarına rağmen maaşları ve ek tazminatları çok düşük, mesaileri ödenmiyor. Trafik polisi sayısı güncel araç sayısına ve nüfusa oranla oldukça az. Trafik polisleri baskıya, keyfî tayinlere en çok maruz kalan devlet memurları. Toplamda 350 bin civarında polisimiz var ama sahada çalışan polis sayısı bunun neredeyse yarısı. Maçlara giden binlerce polis mesai ücreti almadan günde on yedi, on sekiz saat çalışıyor. Torpille masabaşı göreve çekilen polisler ise sekiz saat mesai yapıyor, maaşlar ise aynı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Kişilere ve kurumlara verilen korumalarda büyük bir sorun var. Nagehan Alçı'ya, Rasim Ozan'a, Halil Konakcı'ya koruma verilmesini vicdanları kabul ediyor mu acaba? Burada yüzlerce isim sayabilirim, kahraman Türk polisine yapılan en büyük zulüm bu. Bu kişilere koruma ne için verilir? Uzun lafın kısası; devleti, milleti, burada yaptığımız kanunları koruyan polisimizin sorunları dağ gibi büyük. Bu sorunların çözüm merci olan İçişleri Bakanlığını ve Hükûmeti göreve çağırıyorum.
Genel Kurulu ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)