| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Komşumuz Suriye'de hükûmet ile SDG arasında imzalanan 30 Ocak Antlaşması'ndan memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle imza sahiplerini, katkı sağlayanları, barıştan ve diyalogdan vazgeçmeyenleri, çatışmadan kaçınan tüm tarafları tebrik ediyorum. Bazı maddeleri uygulamaya geçen ve şimdiye kadar uygulamada ciddi bir sorunla karşılaşılmayan bu anlaşmayla hem Suriye'de uzun zamandır oturtulmaya çalışılan yeni düzende hem de ülkemizde hep birlikte yürütmeye çalıştığımız barış ve kardeşlik sürecinde açılan uzun bir parantez kapanmış oldu.
Suriye'de özellikle son bir yılda yaşananlar bizler için önemli mesajlar barındırmaktadır. Şara yönetiminin bir uluslararası statü kazanmaya aday olduğunu ancak Suriye'deki tüm toplulukları barındıran bir yönetim inşa edilmeden tam bir meşruiyete ulaşamayacağını görüyoruz. Yapılan anlaşmanın titizlikle uygulanması, verilen sözlerin karşılıklı olarak yerine getirilmesi, Suriye'de artık bir seçim takviminin belirlenmesi ve en önemlisi Kürtlerin, Türkmenlerin, Dürzilerin, Alevilerin ve tüm toplum kesimlerinin kendilerini ait hissedecekleri bir toplumsal sözleşmenin yazılması gerekiyor. Türkiye, tüm bu süreçlerde Suriye'ye destek olmalıdır. Unutmamalıyız ki eğer Suriye'de istikrar olursa Türkiye'de de istikrar olur. Suriye'de yaşanacak her türlü çatışma doğrudan ülkemizi etkileyecek bir potansiyele sahiptir. Bu bağlamda, Nusaybin ve Mürşitpınar sınır kapıları bir an önce açılmalı, ticaret ve insani yardım doğrudan ulaşmalıdır.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz açısından tarihî bir eşikteyiz. Türkiye'nin içini tahkim etmesinin, tüm vatandaşlarını kucaklamasının bölge barışına nasıl bir etkisi olacağını hep birlikte müşahede ettik. O hâlde, terörsüz Türkiye sürecinin yavaş yürümesinin provokasyonlara alan açtığını, aktörlerin sessizliğinden kötü niyetli trollerin istifade ettiğini gördüğümüz hâlde neden yol almakta bu kadar geç kalıyoruz? Terörsüz Türkiye ülkemiz için hedeflediğimiz kapsayıcı demokrasi inşasının ilk ve en önemli adımıdır. Örgütün feshi ve silahların susmasından sonra sırada eve dönüşleri mümkün kılacak olan yasal düzenlemeler var. Silahın sustuğu yerde sivil hayatı teşvik etmeli, siyasete alan açmalıyız. Anayasal hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, mevcutların tam bir etkinlikle kullanılmasından tutun sosyal barışın tesisi için yapılması gerekenlere kadar silsile hâlinde yapılacak pek çok hayırlı işin önünde maalesef görünmez engeller bulunmaktadır. Bu süreçte elini taşın altına koyarak barış için çaba gösteren herkesin "Neyi bekliyoruz?" dediği noktada ben de şimdi iktidar sıralarında oturan milletvekili arkadaşlarımıza sormak istiyorum: Arkadaşlar, Allah aşkına biz neyi bekliyoruz? Komisyona belki de Türkiye tarihinde eşine az rastlanacak bir katılım varken rapor yazımı gibi çok teknik konularla aylardır kamuoyunu meşgul etmek büyük bir haksızlık değil midir? Bir an önce süreç yasaları hazırlanarak eve dönüşler başlatılmalıdır. Siyasi mahkûmların ve yurt dışında yaşayan siyasetçilerin evlerine dönmeleri için gerekli infaz düzenlemeleri yapılmalıdır. Artık takvim belirleme lüksünü geride bıraktığımızı düşünüyorum. Mübarek Ramazan ayına girmek üzereyiz, hazır tüm şeytanlar bağlanmışken Ramazan Bayramı'nı halkımız için çifte bayrama neden dönüştürmeyelim?
Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana yüz iki yılı geride bıraktı. Cumhuriyette dışlanan 3 tip toplum kesimi yani dindar muhafazakârlar, Kürtler ve Alevilerden muhafazakârlar ve Aleviler süreç içinde farklı siyasi araçlarla merkeze taşındılar. Şimdi, Kürt siyasetinin de merkeze taşınması yürütülen sürecin başarıya ulaşmasının hem anahtarı hem de önemli bir kazanımıdır. Zaman yüz yıllık parantezi kapatma zamanıdır. Tabii, burada bir sözüm de Kürt siyasetçilere olacak: Başarılı olması için çaba gösterdiğimiz bu süreçle birlikte Kürt siyaseti artık aktivist ve edilgen bir dilden, kurucu ve inşa edici bir dile evrilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Bu denklem, tıpkı çevremizdeki tüm Türkler gibi Erbil'deki, Kobani'deki Kürt'ün de Şam'daki, Halep'teki Arap'ın da kazandığı bir denklemdir. Bu denklemi kurmak da yaşatmak da bu Parlamentonun elindedir.
Bu duygularla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)