GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:58
Tarih:10.02.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu hafta ve bugüne dair önemli anmalar arasında 8 Şubatta vefat yıl dönümü olan Cem Karaca'yı rahmetle anıyoruz. Batılı form ile Anadolu'nun bin yıllık irfanını harmanlayan tarzıyla genç kuşaklara Yunus'un nefesini Karacaoğlan'ın deyişini taşımıştı. Sürgün yıllarının ardından vatana dönüşü de şüphesiz devletin kucaklayıcı ve kapsayıcı politikalarına bir örnek oluşturmuş ve belki de bir helalleşme örneği olmuştu. Bugün onun mirası toplumla sanatın doğru bir noktada nasıl buluşabileceğine dair önemli bir nişane gösteriyor.

II. Abdülhamid Han'ın da bugün vefat yıl dönümü. Kendisinin Osmanlı'yı, imparatorluğu ayakta tutmak için çabaları siyasi açıdan çok farklı yönleriyle değerlendirilebilir ama o gün için Anadolu'yu bir boydan boya eğitimle, ulaşımla inşa eden ve bugün Anadolu'da Osmanlı adına ayakta bulunan birçok yapının o dönemdeki inşasını sağlayan bir Osmanlı Sultanı olarak rahmetle anıyoruz.

Aslında bu haftaki birkaç konuya değinmeden önce, dün ve önceki gün siyaset gündemine âdeta şok edici bir etkiyle düşen Keçiören Belediye Başkanının istifasına dair birkaç cümleyle başlamak istiyorum: Şüphesiz, istifalar ve transferler üzerine daha geniş bir değerlendirme yapmak gerekir ama bu aşamada henüz Sayın Başkanın hangi yönde siyasi tercihini şekillendireceği de belirsiz iken, şunu ifade etmek gerekiyor ki bu ve benzeri istifalar her şeyden önce toplumda siyasete olan güveni zedelemektedir. Bir siyasi partiden herhangi bir ön seçim, dar bölge seçim sistemi ya da tercihli seçim sistemine tabi olmadan, tamamen genel merkezlerin, genel başkanların veyahut da genel merkezlerdeki önemli yöneticilerin tercihiyle belirli makamlara seçilenlerin ister milletvekili olsun ister belediye başkanı olsun halka, millete doğru ve anlamlı bir değerlendirme yapmadan istifa ediyor oluşları siyasete olan güveni aşındıran, bu güvene dair erozyonu artıran bir unsurdur. Ümit ediyoruz ki AK PARTİ'li arkadaşlar Sayın Başkan hakkında bugüne kadar kamusal alanda, Meclis kürsüsünde ifade ettikleri birçok ifadeyi, cümleyi, sözü, suçlamayı unutmazlar ve ümit ediyoruz ki bu istifanın kendisi bir tartışma konusuyken, yeni bir transferle siyasi ahlakı, siyasi etiği, siyasete olan güveni yeni bir tartışma zeminine taşımayız. Bu ve buna benzer örnekleri engellemenin çok basit ve temel bir yolu var, o da Siyasi Partiler Yasası gibi Seçim Yasası'nın da seçmen odaklı, üye odaklı, yerel demokrasi odaklı bir şekilde dizayn edilmesidir. İçinde bulunduğumuz sürecin devamında hem Siyasi Partiler Yasası'nın hem de Seçim Yasası'nın ele alınması gerektiğine dair, başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere, AK PARTİ'li siyasetçilerin de birtakım beyanatları vardır. Bu iki esaslı ve demokrasinin bel kemiği sayılabilecek yasayı ele almak için herhangi bir sürecin başarıyla ya da başarısızlıkla tamamlanmasını beklemeye gerek yoktur. Buradan AK PARTİ'ye ve Milliyetçi Hareket Partisine kendi liderlerinin beyanatlarını hatırlatarak hem Siyasi Partiler Yasası hem Seçim Yasası'nın bir an önce TBMM gündemine ve Türkiye'nin siyasi gündemine taşınması gerektiğini ifade ediyoruz. Doğru kurgulanmış bir siyasi hayatımızda bu şekilde gerçekten rahatsız edici, gerçekten yer yer mide bulandırıcı örnekleri ortadan kaldıracak yapısal tedbirleri almak durumunda ve mecburiyetindeyiz.

Geçtiğimiz hafta Mardin ve Batman'a birtakım ziyaretlerde bulundum. Bu ziyaretlerimde ister esnaf odasına gidelim, ister Türkiye Mimarlar Mühendisler Odaları Birliğinin İl Temsilciliğine, ister MEMUR-SEN'e, ister Demokrasi ve Emek Platformuna, herkesin en yakın bir şekilde ve bir miktar daha kırılgan bir ruh hâliyle Suriye'deki gelişmeleri takip ettiğini gördük. Bu manada, 10 Mart Anlaşması'nın hayata geçirilemeyişinin ardından 30 Ocak Anlaşması'nın yürürlüğe girmiş olmasının, birtakım anlaşmaya uygun adımların atılmış olmasının oradaki vatandaşlarımız tarafından büyük bir memnuniyetle takip edildiğini belirtelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bazen, burada, SDG adına yürütülen pazarlıklarla ilgili olarak siyasi gerilimler yorumlanabiliyor ama Mardinli, Batmanlı hemşehrilerimizin birinci hassasiyeti oradaki akrabalarının yaşadıkları şehirlerin yeni bir iç savaş ve çatışma düzenine girmeyecek olmasıdır. İnşallah, bu 30 Ocak Anlaşması önceki on beş aylık zaman kaybı veya bir yıllık zaman kaybından da alınacak derslerle hızlı bir şekilde yürürlüğe girer ve bu yeni bir anayasal düzenle gerçekten çoğulcu, demokratik, anayasal haklara riayet eden bir Suriye Cumhuriyeti anayasasıyla taçlandırılır diyoruz.

Sayın Başkanım, bu hafta TÜİK Türkiye'nin nüfus verilerini açıkladı. Bu nüfus verilerine baktığımızda, ülkemiz için gerçek anlamda beka sorunu olan nüfustaki azalışın veyahut da nüfus kategorilerindeki yer değişikliğinin bir kere daha çarpıcı sonuçlarını gördük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Aile Bakanı sürekli olarak Aile Yılı'na referans vermiş olsa da yıllık nüfus artışının binde 5 olarak açıklandığını görüyoruz ve nüfusumuzun yaşlandığını görüyoruz. Çocuk nüfus oranı yüzde 20,4'e gerilemişken 65 yaş üstündeki vatandaşlarımızın oranı 11,1'e çıkmıştır. 2014 yılında 2,19 olan doğurganlık oranı ise 1,48 olarak tespit ve tescil edilmiştir. Bütün bu durum aslında Aile Yılı adına açıklanan paketlerin maalesef istenen sonuçları vermediğini ortaya koymaktadır. Bunun birtakım yapısal sebepleri vardır.

Birincisi, ekonomide akla ziyan denemelerin aile ekonomisinde yarattığı çöküştür. Bugün gençler evlenmeyi dahi düşünemiyor, evlenenler çocuk yapamıyor, çocuk yapanlar çocuk sayısını artıramıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Çünkü asgari ücret gibi âdeta taban ücrette dönüşmüş bir ücretle bir ailenin kurulması, yaşatılması ve çoğalması imkânsız hâle gelmiştir.

Bir başka konu toplumsal güvendir. Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan birçok araştırma ve yine bu bağlamda birçok akademik çalışma toplumsal güven ikliminin ortadan kalkmasının aile kurma ve çocuk sahibi olma niyetlerini olumsuz yönde etkilediğini gösteriyor. Dolayısıyla, bu güven ortamını sağlayacak çok ciddi tedbirlere ihtiyaç var. Bunlardan ilki, gündüz kuşağı yayınlarıyla ilgili esaslı bir yapısal tedbir ihtiyacıdır. Bakınız, sadece bu hafta gündüz kuşağı programından size beş içerik örneğini okumak istiyorum: Hatice ve İsmail örneğinde, kendinden yaşça büyük bir adama maddi çıkar uğruna kaçan bir kadın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Ekmen, tamamlayın lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Hem babasından hem kocasından şiddet gören bir kadın, borçları için abisinin evini habersizce satan bir kardeş, 80 yaşındaki ninelerini dolandırmaya çalışan aile üyeleri, en çarpıcısı da evlilik vaadiyle erkekleri kandıran, borca sürükleyen ve en az 8 kocası, 17 sevgilisi bulunan Fide Barut isimli bir kadın. Şimdi, soruyorum buradan AK PARTİ'li arkadaşlara: Türkiye toplumuna, Türk toplumuna aile olarak sunacağınız örnekler bunlar mıdır? Siz bu örnekleri her gün saatlerce âdeta bir cerahat akıtır gibi evlere akıttığınızda, gençler bunu izlediğinde nasıl aile kurmalarını, nasıl güven içerisinde bir ilişkiye girmelerini, nasıl kurdukları aileleri büyütmelerini bekleyebilirsiniz? Eğer Türkiye'de aile kurumunun gerçekten güçlü hâle gelmesini istiyorsanız ekonomik destekler yetmez, aynı zamanda güven ilişkisini tescil etmek lazım.

Teşekkür ediyorum.