| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 56 |
| Tarih: | 04.02.2026 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerine söz aldım.
İdris Şahin Vekilimin de söylediği gibi, etki analizi ve bu konuda gerekli düzenlemeler yapılmamış; fahiş miktarlarda artışları sağlayan, anayasal anlamda da birçok ihlale neden olan bir kanun. Orantılı, ölçülü ve adaletli olma ilkelerine uygun değil; ceza adaletine ve eşitliğe aykırılık teşkil eden bir yasa teklifi; yoksula ağır, zengine hafif gelen bir yasa teklifi; sosyal adalet ilkesini zedeleyen bir anlayış taşıyan yasa teklifi; mülki amirlere devrettiği müsadere yetkisiyle yargı yetkisini çiğneyen bir yasa teklifi; Cumhurbaşkanına tanıdığı geniş artırım yetkileriyle Meclisi, yasamayı etkisizleştiren bir yasa teklifi. Yasama yetkisini yönetmelikler eliyle idareye devreden, yeterince irdelenmeyen yaptırımlar neticesinde ehliyeti iptal edilen vatandaşların kimi zaman anayasal çalışma hakkını gasbeden bu düzenleme açıkça Anayasa'ya aykırıdır.
Peki, bu kanun neye hizmet ediyor? Trafik idari para cezası tutarları zaten her yıl yeniden değerlendirme oranında yani fahiş miktarda artırılıyor. İşçiye, emekliye, asgari ücretliye verilmeyen zam oranları bu cezaların, harçların artışında ne yazık ki vatandaşa tereddütsüz uygulanıyor. İktidar, emekliye verilen 18.938 lirayı lütufmuş gibi günlük 35 lira artırarak 2026 yılında 20 bin lira yaptı. Temel ücret hâline gelen asgari ücreti ise 28.075 lira yaptı ama konu vatandaşa ceza kesmek olunca hemen eller yukarı kalkıyor, bol keseden artırıma devam ediliyor.
Kanunun gerekçesini incelediğimizde, cezaların caydırıcı olmasının ihlalleri ve kazaları azaltacağı, radara yakalanma oranının yüzde 75 civarında düşeceği gerekçede belirtilmiş. Madem ki bu kanun çıkınca ihlaller azalacaktı, o zaman AKP iktidarı neden son beş yılda trafik cezalarından elde ettiği toplam geliri sadece 2026 yılında elde etmeyi hedefliyor? 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi'nde 98 milyar TL gelir hedeflenmesi bir tutarsızlık değil mi? Dolayısıyla, önümüze konulan bu kanun teklifinin ne can güvenliğiyle ne de mal güvenliğiyle ilgili olmadığı açıkça ortada. Trafik cezalarını ölçüsüz, orantısız, sosyal adaleti zedeler biçimde arttıran bu teklifin asıl amacı güvenlik değil bütçeye kaynak bulma telaşı olduğu ortaya çıkıyor. Yargı operasyonlarıyla feda ettiğiniz ekonomiyi böyle örtülü soygunlarla vatandaşın omzuna yüklemeye çalışıyorsunuz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na yargı eliyle siyasi operasyon yapılan 19 Mart tarihinden sonra Merkez Bankası 60 milyar dolar rezerv harcadı. İşçiden, emekliden, memurdan, yoksuldan, çiftçiden, esnaftan esirgenen bu para iktidarın siyasi oyunlarına ne yazık ki feda edildi.
Değerli arkadaşlar, yoksulluk milletin kaderi değildir ama AKP iktidarında halk açıkça yoksullaştı. TÜRK-İŞ'in Ocak ayında açıklanan 4 kişilik ailenin aylık gıda harcaması tutarı olan açlık sınırı 31.224 TL, gıdayla birlikte tüm temel harcamalar için haneye girmesi gereken toplam gelir tutarı yani yoksulluk sınırı 101.706 TL, mutfak enflasyonu ise yıllık ortalama yüzde 39,79. Bu veriler açıkça yoksullaşan Türkiye verileri değil de nedir? 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'na göre bugün sosyal yardımla geçinen hane sayısı 4,5 milyonu aştı. (CHP sıralarından alkışlar) TÜİK'in 4 kişilik hane hesabıyla Türkiye'de sosyal yardıma muhtaç kişi sayısı ise 18 milyon 298 bin 736'ya ulaştı, GSS prim borcunu ödeyemeyen kişi sayısı ise 9,5 milyona dayandı. 24 milyon derdest icra takibi olan dosya var, vatandaş borcu borçla kapatıyor hâle geldi yani yirmi dört yılda Türkiye'nin geldiği nokta AKP iktidarında bu. Faiz ödemeleri nedeniyle ayrılan 2 trilyon lirayı vatandaşa, çiftçiye, emekliye, esnafa çok gördüler, bir de çıkıp milletle ne yazık ki alay etmeye başladılar. Düşünebiliyor musunuz Cumhuriyet Halk Partisi olarak burada emekliye destek olarak yapmış olduğumuz eylemi bile bir reyting, bir şov olarak gördü bir Grup Başkan Vekili.(CHP sıralarından alkışlar) Diğer bir Grup Başkan Vekili ise Gabar Dağı'ndan çıkacak varil hesabına göre emekliye refah payı vereceğini açıkladı yani milletin aklıyla açıkça alay ediyorlar. İşte, AK PARTİ iktidarının geldiği nokta bu. İşçi, emekçi, çiftçi, umutlarını kaybeden gençler yirmi dört yıllık iktidarın bu gerçek dışı vaatlerine inanır mı? İnanmaz.
Şimdi, gelelim TÜİK'e, gaspçı TÜİK'e. Neden "gaspçı" diyorum arkadaşlar? TÜİK açıkça emeklinin, memurun, işçinin hakkını gasbediyor. Enflasyon ekim ayında yüzde 2,5; kasım ayında yüzde 0,87; aralık ayında yüzde 0,89 açıklandığı hâlde ne hikmetse ocak ayı enflasyonu TÜİK rakamlarına göre 4,84 olarak açıklandı. Yani geçen üç ayın toplamını koysak bu ayın açıklanan enflasyon rakamına ulaşmıyor ama eğer TÜİK ekim, kasım ve aralık enflasyonunu 4,84 olarak açıklasaydı işçi ve BAĞ-KUR emekli aylıkları zam oranı yüzde 21,2; memur ve memur emeklerinin enflasyon farkıyla zammı da yüzde 28,1 olacaktı. Bu açıkça memurun, işçinin, emeklinin cebinden çalınan para ama bu hesabı da TÜİK'ten önümüzdeki dönemde CHP iktidarında soracağız, bunun hesabı mutlaka sorulacak. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, iktidara seslenmek istiyorum ama seslenecek iktidar vekilleri yok, nerede oldukları da meçhul yani nerede oldukları da belli değil. "Enflasyon düşüyor, ekonomimiz büyüyor." masalınızı çocuğunu okula aç gönderen anneye, çocuğunun ayakkabısını alamayan babaya anlatmaya çalışın. 20 bin lirayla sefalete mahkûm ettiğiniz emekliye anlatın büyümeyi. Açlık sınırının altında, 28.075 lira ücretle yaşamaya mahkûm olan asgari ücretliye anlatın büyümeyi. Pazardan eli boş dönen vatandaşa anlatın büyümeyi. Ev kirasını ödeyemediği için Ulus'ta pansiyonlarda kalan emeklilere anlatın büyümeyi. İş bulamayan gençlere, beyin göçü olup da Avrupa'ya gitmek isteyen gençlere anlatın büyümeyi. Maliyetleri karşılayamadığı için tarlasını boş bırakan çiftçiye anlatın yüzde 4,5 oranındaki büyümeyi. Ağır vergiler yüzünden kepenk kapatan esnafa anlatın büyümeyi.
Böyle, kanunları araçsallaştırıp halkın sırtına fahiş trafik ceza artırımlarıyla yük bindirerek ekonomiyi düzeltemezsiniz. Ekonominin düzeltilmesi için Türkiye'de ilk önce hukuk devleti olacak, Türkiye'de ilk önce hukuk reformu olacak. Anayasa Mahkemesi kararlarının tanınmadığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin cezaevine konulduğu, anayasal hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı, seçilmiş belediye başkanlarına, siyasilere, gazetecilere, öğrencilere, iş insanlarına, sanatçılara kadar uzanan yargı operasyonlarının olduğu bir ülkede ekonomi düzeltilemez. Türkiye, siyasi tutuklamaların, gözdağı için yapılan gözaltıların, iktidar güdümlü yargı süreçlerinin, cezaevi zulümlerinin, AKP gibi düşünüp karar veren yargıçların ülkesi oldukça Türkiye'de ekonomi düzelemez. AKP gibi düşünüp karar veren yargıçların ülkesi oldukça ekonomi düzelemez, bu sözcükler aynı zamanda Avrupa Konseyinin 2024-2025 raporunda da aynen vardı. Sırf bir seçim daha kazanmak için kurduğunuz yargı oyunlarıyla Türkiye'yi ne yazık ki buraya getirdiniz; ekonomiyi, sağlığı, eğitimi, hukuku buraya getirdiniz.
Değerli arkadaşlar, çözüm ne? Çözüm basit; Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı ülkeyi soktuğunuz bu karanlıktan mutlaka çıkaracak, mutlaka çıkaracak. (CHP sıralarından alkışlar) CHP iktidarında programımız şunlar: Market fiyatları her hafta değişmeyecek, enflasyon kalıcı olarak tek haneye indirilecek. Maaşlar ayın ortasında erimeyecek, insanlar gelirleriyle ay sonunu planlayabilir hâle gelecek. CHP iktidarında asgari ücret açlık sınırında değil, insanca yaşam maliyetine göre belirlenecek. CHP iktidarında emekliler çalışmak zorunda bırakılmayacak, emekli maaşları yoksulluk sınırının altında kalmayacak, emekli her ay "Bu para yetmez." korkusuyla yaşamayacak. CHP iktidarında çalışanlar sigortasız, güvencesiz ve geçici işlere mahkûm edilmeyecek, güvenceli istihdam esas olacak. CHP iktidarında işçinin maaşı patronun keyfine bırakılmayacak, sendikal haklar ve toplu sözleşme gerçek anlamda korunacak. Kiralar kontrolsüz biçimde artmayacak, barınma piyasanın değil devletin sorumluluğu olarak ele alınacak; devlet sosyal konut üretecek, ev sahibi olmak veya insanca kirada oturmak lüks olmaktan çıkacak. CHP iktidarında elektrik ve doğal gaz faturaları gelir düzeyini aşmayacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Enerjiye erişim temel bir hak olarak düzenlenecek. Maaşlı çalışan dolaylı vergilerle ezilmeyecek; az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınacak. CHP iktidarında gençler üniversite bitirdiği hâlde işsiz kalmayacak, nitelikli ve güvenceli iş alanları yaratılacak. CHP iktidarında gençlerin aile evine mahkûm yaşaması kader olmaktan çıkarılacak. CHP iktidarında kadınlar çalışabilmek için bakım yüküyle boğulmayacak, kreş ve bakım hizmetleri kamusal olarak sağlanacak. Devlet ekonomide seyirci olmayacak, üretim ve planlamada aktif rol üstlenecek. CHP iktidarında Anayasa rafa kaldırılamayacak, anayasal hak ve özgürlükler korkusuzca yaşanacak, demokrasi ve hukuk devleti inşa edilecek. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)