GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Birleşimi yöneten Başkan Vekili Tekin Bingöl’e, Antalya’da ve Burdur’da meydana gelen trafik kazalarına, Antalya’da 22 Ocakta yaşanan sel felaketine, çocukların çetelerle ve akran zorbalığıyla karşı karşıya kaldığı alanlara, ekonomi politikasına, 6 Şubat depreminin seneidevriyesine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:55
Tarih:03.02.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Öncelikle Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve ekranları başında bizi izleyen yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Şahsımı onore eden bu girişiniz için teşekkür ediyorum. Anladığım kadarıyla bu beş dakika içinde sözlerimi tamamlayacağım, bu anlamda sizin de bu nezaketinizi karşılıksız bırakmayacağım.

BAŞKAN - Beş dakikayla sınırlı değil, biliyorsunuz.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Biliyorum. Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle, görüşmekte olduğumuz, geçen hafta kesintiye uğrayan ama bugün görüşeceğimiz Trafik Kanunu'nu da doğrudan ilgilendirdiği üzere, Antalya ve Burdur'da meydana gelen trafik kazasında hepimizi derinden üzen haberler aldık. Yaralılara buradan acil şifalar diliyorum, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza da Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine ve başta sevenleri olmak üzere hepsine sabırlar ve başsağlığı diliyorum.

Tabii, burada yaşanan her can kaybı alınması gereken tedbirlerin ertelenemez olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu süreci idari ve adli makamlarda da titizlikle takip ediyoruz. Olayların tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların ortaya çıkarılması ve benzer acıların tekrar etmemesi için gerekli adımların atılması zorunludur. Trafik güvenliği yalnızca bireysel dikkat meselesi değil, yol altyapısından denetimine, araç güvenliğinden eğitim politikalarına kadar bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir.

Buradan çağrımız nettir: Denetimler arttırılmalı, riskli güzergâhlar hızla iyileştirilmeli, caydırıcı önlemler gecikmeden hayata geçirilmeli. Kaybettiğimiz canların hatırası bize bu sorumluluğu hem de bu çatı altında yüklemektedir. Trafik bir yol güvenliği meselesinden öte, bir toplumsal güvenlik sorununa dönüşmektedir, yaklaşımımız da bu çerçevededir.

Sayın milletvekilleri, yine, Antalya'mızın âdeta kaderi hâline gelen ve en son 22 Ocakta yaşadığımız sel felaketi binlerce vatandaşımızı mağdur etmiştir. Bu nedenle, Antalya'nın afet bölgesi ilan edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Evleri ve iş yerleri zarar gören vatandaşlarımızın, tarım arazileri tahrip olan üreticilerimizin ve çiftçilerimizin yaşadığı kayıplar görmezden gelinemez. Borç yükü altında ezilen bu kesimlerin borçlarının ertelenmesi ve ekonomik olarak nefes alabilmeleri ivedilikle sağlanmalıdır. Aynı zamanda, uğranılan zararların tam ve adil şekilde tazmin edilmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu amaçla, mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli düzenlemeleri içeren kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk.

Bununla birlikte, tabii, aslında Antalya'nın bir kaderi -biraz önce de ifade ettim- her sene, her sene, her sene... Dolayısıyla her sene Antalya'yla ilgili gerek Cumhurbaşkanlığı kararıyla gerek kanun teklifleriyle süreçleri yönetmek yerine, artık bu konunun dikkatle gündeme alınarak Antalya'da bu altyapı iyileştirmelerinin derhâl hayata geçirilmesi bir zaruret. Böylelikle her sene, her sene bununla ilgili hem Antalyalı mağdur olmayacak hem de devletin itibarı ayaklar altına alınmayacak.

Değerli hazırun, diğer konuşmacılar da değindiler bu çocuk çeteleriyle karşı karşıya kaldığımız alana, çocukların çetelerle, akran zorbalığıyla karşı karşıya kaldığı alanlara. Gün geçmiyor ki sosyal medyada, televizyonda, yazılı ve görsel medyada buna ilişkin bir haber görmeyelim. Hepimiz çoluk çocuk sahibiyiz. Ben kendi gençliğimden hatırlıyorum, okuldan eve geldiğimde çantamı eve atar, ondan sonra sokağa çıkardım. Şu an bizi seyreden değerli vatandaşlarımız dâhil olmak üzere, buradaki hiçbir hazırunun çocuğu, bizden yaşça büyük olanların torunu okuldan geldiğinde çantasını eve atıp sokağa çıkamıyor, çocuklarımızı sokağa salamıyoruz. Bu hakikat bugün bu Parlamentoda olan bütün milletvekillerinin, bu rozeti taşıyan bütün milletvekillerinin asli sorumluluğu. Bununla ilgili "suça sürüklenen çocuk" kavramını kanunlara dercedip kendi aramızda ya da komisyonlarda rahatlıkla konuşabiliriz ama "suça sürüklenen çocuk" kavramını belirlerken ya da bununla ilgili tedbirler alırken bunun dış etkenlerini doğru belirlemek lazım çünkü -Sayın Adalet Bakanının da ifade ettiği üzere- sokaktaki cinnet hâli dikkate alınmadan Türkiye'de sadece cezasızlık algısı üzerinden bir süreç yönetiliyor. Oysaki sokakta bir cinnet hâli var, ekonomik olarak bir cinnet hâli var, insanlar kendilerini ifade edemiyor, kendilerini ifade edememekle birlikte kendilerini ve psikolojilerini artık insanlar yönetemiyor. Bu saldırgan tavırları pekiştiren de özellikle televizyon ve sosyal medya üzerindeki diziler ve filmler. Bakın, on beş yıldır... İlk 1997-1998 yılında başladı bu, bir diziyle başladı. O Deli Yürek dizisiyle başlayan, Kurtlar Vadisi'yle devam eden, ondan sonra sosyal medya platformlarındakiler de dâhil olmak üzere... Hatırlayın, 15 Temmuz'dan sonra TRT'de yayınlanan dizilerin ismi Teşkilat, o, bu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bunların hepsinin ortak özelliği üç tane suç işlemeyeceksiniz: Bir, uyuşturucu madde satmayacaksınız; iki, vatan haini olmayacaksınız; üç, insanların namusuna, ırzına herhangi bir taarruzda ve saldırıda bulunmayacaksınız. Onun dışında bütün suçlar serbest; adam kaldırma, hürriyeti tahdit, gasp, adam öldürme, adam yaralama, boğaz kesme, ateş etme ve prime timeda yayınlanıyor bu diziler, filmler yani yetişme çağındaki çocukların seyrettiği alanlarda. Sayın Meclis Başkanım, bakın, bu çocukların hiçbiri sizi rol model almıyorlar, buradaki Değerli Grup Başkan Vekillerini rol model almıyorlar, buradaki milletvekillerini rol model almıyorlar. O televizyonda gördükleri belinde silah, elinde silah racon kesenleri bu çocuklar rol model alıyorlar ve bunun sonucunda işte, sokaklarda o çeteleşme, mafyalaşma. Sayın İçişleri Bakanı haftada 3 tane örgüt çökertmeye çalışıyor, öbür tarafta 5 tane örgüt çıkıyor.

Bugün sekiz yıldır süren bir ekonomik krizden bahsediyoruz; biraz önce Bülent Kaya ifade etti, sekiz yıldır devam ediyor. Sekiz yıldır var olan bir ekonomik kriz kriz olarak değerlendirilmez, yönetilen bir ekonomi politikası olarak değerlendirir. Bugün çocukların geleceğe ilişkin bir umudu yok. Benim oğlum 7 yaşında, helal bir işte çalışarak önümüzdeki yirmi yıl içinde bu çocuğun ne ev ne araba alabilmesi mümkün; bu salondaki hiçbir milletvekilinin çoluğunun çocuğunun da helal bir parayla, helal bir gelirle ev, araba alabilmesi mümkün değil. Önümüzdeki yirmi yıldan bahsediyorum. Bu gerçekler önümüzde duruyor, sokaktaki vatandaşın gerçeği bu, hakikati bu. Dolayısıyla bütün bunların hepsinin çözüm adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi. O yüzden, başta iktidar partisi ve iktidar partisiyle birlikte hareket etme kararı vermiş grupların vatandaşın bu sorunlarını öncelemek ve bu sorunlarını çözmek üzere elini taşın altına sokması gerekiyor. Aha 6 Şubat depreminin seneidevriyesine geldik. 6 Şubat depremiyle ilgili... Sözü de çok uzatmayacağım, diğer Grup Başkan Vekillerine... Hepsine de teşekkür ediyorum, bugün ilk günüm olması itibarıyla hem Danışma Kurulunda hem salonda büyük bir nezaket gösterdiler. Bakın, 6 Şubat depremi 2023 yılında oldu, 2 Mart 2023 tarihinde yani yaklaşık bir ay sonra araştırma komisyonu kuruldu, 14 Martta araştırma komisyonu göreve başladı ve üç aylık süre verildi. Mayıs 2023'te araştırma komisyonu raporu basıldı ama hâlâ dağıtılmadı, araştırma komisyonu raporu hâlâ dağıtılmadı. Yıl 2026, aha da 6 Şubat depreminin seneidevriyesine geldik. Üç yıl... Ben söylemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Üç yıl geçmiş, araştırma komisyonu raporu hâlâ dağıtılmamış. O yüzden, bugün burada oturduğumuz koltuklarda bu açıklamaları yaparken ben... 6 Şubat depreminden dört saat sonra Osmaniye İl Başkanımız aradı "Ağabey, ölüyoruz." dedi. Eğer Osmaniye İl Başkanının aklına bir parti genel sekreteri geliyorsa sizin de oraya kalkıp gitmeniz gerekiyor. Sabah saat dörtte yola çıktım, saat sekizde Osmaniye'deydim, ikinci depreme Osmaniye'de bilfiil yakalandım. Yani film platosu gibi, sağdan soldan binalar üzerimize üzerimize, oldukları yere yıkılıyordu. Üç dört gün sonra birçok yardım bölgeye ulaşabildi. Bununla ilgili kimseyi sorumlu tutmuyorum. Sorunlu olan şey, o bölgenin yıkılmış olması, yıkılacak bir şehrin imar edilmiş olması. Ondan sonrası deprem. Ondan sonra ulaşabilirsiniz, ulaşamazsınız, bunların hepsi ayrıca değerlendirilecek konulardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Son bir dakika istiyorum.

BAŞKAN - Son kez açıyorum.

Buyurun.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Önümüzde, yaklaşan, hepimizin bildiği ama depresif bir hâlde aklımıza getirip konuşmak istemediğimiz İstanbul ve Marmara depremi var ve bu Parlamentonun bununla ilgili bütün sorumluluğu üstlenerek elini taşın altına koyması gerekiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.