| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sevgili halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Tüm Meclisi ve halkımızı empati yapmaya davet ediyorum. İnsan olmanın, vicdanlı olmanın en önemli ögelerinden biri empati yapmaktır arkadaşlar. Empati yapamayan insan olamaz, vicdanlı olamaz. Bunu neden söylüyorum? Şu anda Kürt sokağında Rojava gündemi var. Peki, bu sokakta ne gündemi var? Türk sokağında ne gündemi var? "Bizim gündemimizde öyle bir şey yok. Bana ne Kürtlerin derdinden?" diyorsanız insan olma vasfınızda eksiklik var demektir. Empati yapmak lazım. Şimdi, bir Rojava gündemi var. Bu boşuna değil. Kürtler varlıklarını ispat etmeye çalışıyor bu ülkede, bu topraklarda, Orta Doğu'da yıllardır bunu yapmaya çalışıyorlar ve bunun karşısında bize deniliyor ki: "Ya, niye böyle Kürt sorunu var diyorsun?" "Ne Kürt sorunu kardeşim?" diyorlar. Öğretmen mi olamadın Ömer Bey? Doktor mu olamadın? Milletvekili mi olamadın? Evet, Kürtler öğretmen, doktor, milletvekili, hemşire olabiliyorlar ancak Kürt olamıyorlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bak oradan AK PARTİ sıralarından birisi diyor ki: "Adam olamıyorlar." İşte, siz busunuz. İşte, siz böyle olduğunuz için, böyle olduğunuz için Kürtlere bunları reva görüyorsunuz. Siz zaten Kürtlere böyle bakıyorsunuz, "Adam olamadınız." diyorsunuz değil mi? İşte, bilinçaltınız bu. Buradan, buyurun, tutanaklardan çıkacak kimin söylediği.
Şimdi, bu ülkede Kürtçe şarkının serbest bırakılması bile büyük olay olmuştu, sanki ülke yıkılacaktı. Neden? Çünkü bu ülkede din Türk milliyetçiliğiyle çorba yapılarak öğretilir arkadaşlar, böyledir. Bakın, ben imam hatip lisesi mezunu bir insanım, bana da böyle öğretildi, bana da din Türk milliyetçiliğiyle bezenerek öğretildi. Osmanlı geleneği, mehter marşları, sanki din bu zannediyorduk imam hatipte ama öyle değil. Ben geleneği aşarak vicdanımı dinledim Allah'a şükürler olsun. Bir Türk olarak Kürtlerin haklarının olduğunu ve onları savunmak gerektiğini düşündüm, Allah'a şükür ki iyi ki böyle düşündüm çünkü İslam'ın da emri buydu. Şimdi, "Kürtlerin hakları var." dendiğinde "Kardeşim, ne hakkım var." diyor. Sanki yani hasta şikâyetini söylediği zaman kendisi hasta yani hastanın hiçbir şikâyetinin olmadığını söylüyor, "Ben normalim, sen niye kendini ağrılı hissediyorsun?" diyor. Ya, kardeşim, işte empati yapamamak budur! Yani bir doktor düşünün, hastaya diyor ki: "Benim karnım ağrımıyor, senin niye karnın ağrıyor?" "Kürt sorunum vardır." diyorsun kardeşim, işte böyle bir şeydir "Kürt sorunu yoktur." demek. İlla Türkleşince mi Kürtlerin sorunu ortadan kalkacak arkadaşlar?
Şimdi, bakın, ben bu Mecliste Uygur Türklerinin sorunlarını çok gündeme getirmiştim. Bir gün bana Çin Büyükelçiliğinden yetkililer geldiler, dediler "Ya, bizi çok eleştiriyorsun, niye böyle yapıyorsun? Biz Uygur Türklerine çok iyi bakıyoruz, şöyle böyle." Ben kendilerini eleştirince dediler ki: "A, onlar mı, o Uygur Türkleri mi! Onlar bölücüdür, teröristtir, vatan haindir." Vallahi, o an bir anda karşıma yüz yıllık bizim devlet yetkilileri böyle canlandı, geldi. Çinlilerin Uygur Türkleri için söylediği o "Bölücü falan." lafları var ya, yüz yıldır burada Kürtlerin haklarını talep edenlere söyleniyordu; hiç yabancı gelmedi bu söz bana. Şimdi, böyle bir cehalet uçurumunu aşmalısınız arkadaşlar. Bu toplumda hâlâ böyle büyük bir cehalet varsa Kürt meselesi hakikaten çözülmez.
Bakın, Bulgaristan'da Türkler mağduriyete uğradığında hepimiz karşı çıkıyoruz, "Onların varlığı reddediliyor." diyoruz, değil mi? "Kardeşim yani sen nasıl oluyor da böyle bir hak talep ediyorsun?" demiyor kimse. Kürt meselesinde de böyle, bunu görmeniz gerekiyor.
Şimdi, bakın, Kürt hakları denince hemen karşısına dinî de çıkarma hastalığı var. Aslında son derece yanlış bir şey. Bakın, Allah'ın ayetleri aslında ırkçılığı, ayrımcılığı reddediyor. Rum suresinin 22'nci ayetini size bir okuyayım:
(Hatip tarafından Rum suresinin 22’nci ayetikerimesinin okunması)
Anlamı: "Allah'ın varlığının kanıtlarından biri de gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Bu kadar net bir şekilde "Ayrımcılık yapmayın." diyo Allahü Teâlâ ama siz kalkıp dini Kürt haklarının karşısına çıkarıyorsunuz.
İşte, Veda Hutbesi'nde Peygamber Efendimiz ne diyor? "Ey insanlar, Rabb'iniz birdir, babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır, Allah'tan korkmakta, Allah'tan sakınmakta ve Allah'ı önemsemektedir. Allah'ın yanında en kıymetli olanınız onu en çok önemseyeninizdir." diyor. Peki, Veda Hutbesi'nden sonra, Türkiye'nin hakları, menfaati diyerek Veda Hutbesi'ni niye ayaklar altına aldınız bir devlet anlayışı olarak? Bunu net bir şekilde soruyorum, bu işleri bilen bir insan olarak, bu dini bilen bir insan olarak size soruyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)