GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 14'üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi ve büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Dünkü birleşimde şahit olduğumuz ve Sayın Meclis Başkan Vekilimizin de kürsüde haklı bir teessürle dile getirdiği o ibretlik durum aslında ülkemizin içinde bulunduğu yönetim sorununa işaret etmektedir. Burada bulunmayan arkadaşlarınız adına sahte pusula göndermek, olmayan iradeler üzerinden siyasetçilik oynamak sizin için çok kolay. Peki, pazarda parası olmadığı için o çaresiz annenin yerine kim pusula gönderecek? Kirasını ödeyemediği için evinden atılma korkusuyla yaşayan o mahcup babanın yerine kim imza atacak? Vekiller adına imza atanlar, burada mevcut olmayan bir iradeyi sanki varmış gibi gösterenler aslında bu sizin mevcut yönetim biçiminizin acı bir özetidir. Siz bu ülkeyi zaten her şey varmış gibi yönetiyorsunuz, varmış gibi yaparak yönetiyorsunuz. Vatandaşın mutfağında tenceresi kaynıyormuş gibi yapıyorsunuz. Emekli huzur içinde geçiniyormuş gibi yapıyorsunuz. Yargı bağımsızmış ve adalet tıkır tıkır işliyormuş gibi yapıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, eskiden İzmir'de Kordon'da parklarında emeklilerimiz bir kafede oturur, keyifle çaylarını içerlerdi. Şimdi İzmir sokaklarında ne görüyorum biliyor musunuz? Başını öne eğmiş, manav tezgâhının önünde fiyatları görünce oradan uzaklaşan bir baba, askıda ekmek kuyruğuna girdiğinde tanınmamak için yüzünü gizlemeye çalışan, onuru kırılmış bir emekli profili. Emeklimiz bugün cebinde son 500 lirasıyla pazar tezgâhının önünde durup "Domatesi mi alsam yoksa peyniri mi bıraksam?" diye acı acı hesap yapıyor. Eğer bugün bir emekli vatandaşımız "Benim artık sabah kahvaltım yok, öğle yemeğim yok, sadece tek bir akşam yemeğiyle günü kapatmaya çalışıyorum." diyorsa bu ayıp o vatandaşın değil, bu düzeni kuranların ayıbıdır. 1 kilo etin fiyatı bugün 800-900 lira sınırına dayanmışken "Al bununla bir ay boyunca beslen, protein ye." diyorsunuz. Verdiğiniz o miktar ancak 1 kilo kıyma parasıdır. Ayıptır, günahtır, vicdansızlıktır. 25 bin liranın üzerinde aylık alabilen emeklilerin oranı sadece yüzde 10 seviyesindedir, tam yüzde 90'ı 25 bin liranın dahi altındaki bir sefalet geliriyle yaşam mücadelesi vermeye mahkûm edilmiştir. Bakınız rakamlar yalan söylemez: 2019 yılında en düşük emekli aylığı ile ortalama aylık arasındaki fark yüzde 109 seviyesindeyken bugün bu fark yüzde 18'e kadar gerilemiştir. Bu demek oluyor ki nitelikli çalışmanın, uzun yıllar yüksek prim ödemenin, dökülen alın terinin artık devlet nezdinde hiçbir karşılığı kalmamıştır. Çok çalışanı da az çalışanı da yüksek prim ödeyen ile ödeyemeyeni de yoksullukta eşitleyen, sefaleti tabana yayan bir sistemi dünyada hangi iktisadi akıl, hangi vicdan izah edebilir?

Değerli milletvekilleri, kiranın maaşı yuttuğu bir düzende, özellikle İzmir'de konut piyasası artık hiçbir ekonomik rasyonaliteyle, hiçbir matematiksel veriyle açıklanamayacak bir kaosa ulaşmış durumdadır.

Değerli milletvekilleri, bir ülkede en üst gelir diliminin toplam içindeki payı böylesine daralmışsa "orta direk" dediğimiz o toplumsal yapı tamamen çökmüş demektir. Biz bu kürsüden sizi defalarca uyardık, bu haksızlığa son vermek sizin siyasi sorumluluğunuzdadır.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)