GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, özellikle de kendisinde herkese rağmen her şeyi yapma hak ve yetkisini gören milletvekilleri, özellikle de açlık sınırının 10 bin lira altında kalan en düşük emekli maaşının 1.062 lirayla iyileşeceği savıyla, sanrısıyla dün gece bu kanun teklifinin 7'nci maddesinde "evet" diyenler, ki sadece bu maddeyle aslında İşsizlik Fonu'nu işveren fonuna dönüştüren, 8'inci madde de aynı şekilde Varlık Fonunu yağma Hasan'ın böreğine dönüştüren, 10'uncu, 11'inci maddeler de aynı şekilde ve bu "evet"le kendisinde milyonlarca emekliyi, üstelikte o milyonlarca emekliden aldıkları oylara dayanarak sefalete mahkûm etme hakkı görenler; emekliler günlerdir Meclisin içinde ayrı, dışında ayrı feryat ediyorlar. Onları gördüğünüze, duyduğunuza, çaresizliklerini hissettiğinize dair ya tek satır değiştirmediniz bu teklifte. Bu "evet"le milletin verdiği vekaleti milleti aç bırakmak, açıkta bırakmak, muhtaç bırakmak üzere kötüye kullanan, suistimal eden milletvekilleri, öyle ya, bu millet maaşları siz sosyal eleğe dönüştürün de "Üstte kalamayanın canı çıksın." diye oy vermedi, buraya göndermedi size herhâlde. Dün gece sefalet ücretine "evet" diyen, işte, bu milletvekillerine çok kısa, çok basit bir sorum var: Ne oldu Allah aşkına? Söz konusu kanun maddesinin görüşmelerini Meclis TV'nin kapalı olduğu saate denk getirdiniz de ne oldu? Milyonlarca emeklinin "zam" adı altında kendilerine nasıl hakaret edildiğini naklen izlenmesine engel oldunuz da ne oldu? Gördüğüm kadarıyla, kimsenin başı göğe ermedi. Milyonlarca emekli "iyileştirme" adı altında onurlarının nasıl hiçe sayıldığını, hayatlarının nasıl hiçe sayıldığını canlı canlı izleyemedi de ne oldu ya da ne olacak sanıyordunuz, ne olacak sanıyorsunuz? Ekrandan izlemedi diye, kürsüden dinlemedi diye ona reva gördüğünüzün sefalet olduğunu ki bu da en hafif, en iyimser tabiriyle sefalet. Zira, bu maaşla yaşanmayacağına göre ölümdür ancak reva görülen aslında bu maaşla emekliye. Emekliler onlar uyurken, çoğunluğu tiranlık gibi konumlandırıp âdeta bir irade darbesiyle onlar uyurken onları sefalet içinde can çekişmelerine hükmettiniz diye uyandıklarında ne yapacaklardı mesela? "Acımadı ki." diye teşekkür mü edeceklerdi size? Bize göstermediniz başımıza gelen felaketi. Dün gece şu salonda yaşattığınız rezaletler silsilesiyle ne olmasını bekliyordunuz, ben çok merak ediyorum. Emekli bakkala, markete gittiğinde görmeyecek mi nazarınızdaki ederini? Kasabın, manavın önünden yutkunarak geçerken hissetmeyecek mi? Maaşı bir kira bile etmediğinden belki sığınmak durumunda kaldığı çocuğunun, gelininin, damadının karşısında belki odalarını paylaşmak durumunda kaldıkları için onlara artık istemeyen gözlerle bakan torunlarının karşısında boyunlarını eğmek durumunda kaldıklarında bilmeyecek mi emekliler onlara aslında ne ettiğinizi? Efendim, emekli çokmuş da kaynak yokmuş da; Türkiye Cumhuriyeti devletinin, yıllarca çalışmış, alın teri dökmüş, katma değer üretmiş, devletine prim ödemiş emeklilerine bunca emeğin karşılığını ödeyebilecek gücü de vardır, kaynağı da vardır. Burada olmayan tek şey vicdandır, olsa zira, otogar köşelerinde, bank üzerinde sabahlayan o emeklilerin hâli karşısında taş olsa yumuşardı, olmayan tek şey plandır. İktidarın, bu ülkenin insanlarını insan olmaktan kaynaklanan hak ve hürriyetlerini de kullanabildikleri, insan onuruna yakışır koşullarda yaşatmak gibi bir niyeti yok diyemem, niyet okuyamam ama icraatla sabit ki planı yoktur. Yoksa, gayesi insanı yaşatmak olsa, gayesi emeklisini yaşatmak olana kaynak çok. Arkadaşlarımız günlerdir anlattılar burada, Enerji Bakanlığı ihaleleri ile EPDK'nin ihalesiz yürüttüğü işler arasındaki farkın bu ülkeye yirmi yıllık maliyeti tam 53,1 milyar dolar; aranan kaynağın misliyle fazlası. Hadi iptal edin ön lisanslarını kaynaksa mesele, iptal edin Trendyol imtiyazını, kamuya yıllık 1,5 milyar dolarlık kaynak işte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Keza, KÖİ'ler, hiç detaylı aramaya girmeden, herkesin bildiği bu 3 kalemden alın size 93 milyar dolarlık kaynak. Efendim, emekli sayımız çokmuş; Almanya'da emeklilerin toplam nüfus oranı yüzde 2, Fransa'da neredeyse yüzde 31. Hadi onlar kadar olmasın, vergi gelirlerinin onlar dörtte 1'ini ayırıyorlar; haydi onlar kadar olmasın, yarısı olsun bari.

Avrupa Birliği ülkelerinin emekli maaşlarına ayırdığı payın ortalaması bizim ayırdığımızın 2 katı ama bizim ligimiz farklı. Biz, Güney Afrika'yla, Namibya'yla, Vietnam'la yarıştığımız, Hindistan'dan, Arjantin'den, Filipinler'den sonra en kötü emeklilik sistemine sahip 4'üncü ülke olduğumuz için zahir, insan, insan canı, insan hayatı böyle kolay gözden çıkarılabiliyor ama şu da çok kolay unutuluyor: Zulümle abat olunmaz arkadaşlar. Emekli, en kısa sürede inanıyoruz ki bunu her birinize ayrı ayrı hatırlatacaktır. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)