GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 11'inci madde kapsamında Türkiye Varlık Fonunun özel mevzuat kapsamında Meclis denetiminden fiilen devre dışı bırakılması kabul edilemez. Türkiye Varlık Fonu ve bağlı şirketlerin Sayıştay denetimi TBMM adına yapılan kamu denetimi dışında tutulması şeffaflıktan uzak bir tavırdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Ziraat Bankası, Halkbank, BOTAŞ, Türk Hava Yolları, TÜRK TELEKOM, Eti Maden gibi hisseleri stratejik kamu varlıklarını yöneten, hele hele günümüzde nadir elementlerin ve borun bu kadar stratejik olduğu bir dönemde Türkiye Varlık Fonunda gizlediğiniz bir şey mi var arkadaşlar? Yangından mal mı kaçırıyorsunuz? Denetim raporlarını kamuoyuna açıklayın, kâr-zarar tablolarını ayrıntılı paylaşın, bankalar kimlere kredi vermiş, kimden geri ödeme almış, kimden almamış, hangi borç, kim adına, hangi talimatla alınmış? Bunların hepsinin milletimiz bilmek zorunda. Türkiye Varlık Fonu kapalı kapılar ardında özel mevzuatla yönetilemez. Denetimsiz bir kamu olmaz, olamaz! (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün bütçede görünmeyen borçları yarın yine emeklinin, asgari ücretlinin, işçinin sırtına bindireceksiniz. Emeklilik gibi toplumsal hassasiyeti yüksek bir kanun teklifinin içerisine Türkiye Varlık Fonunu neden sıkıştırıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar ) Millet Meclisinde dün ne yazık ki tarihi bir utanç yaşandı arkadaşlar. Bir lokma ekmeğe muhtaç edilen 16 milyon emekli için verdiğimiz uğraşın karşılığında milletin bağrına âdeta bir hançer saplandı. Hangisine yanalım? Çocuklarınıza harçlık olarak verdiğiniz bin lirayı emekli aylığına reva gördüğünüze mi yanalım, bunu yaparken burada olmayan bir milletvekili adına oy pusulası düzenlemenize mi, hayat pahalılığı her gün biraz daha can yakar hâle gelirken emekliye reva görülen bu akıl dışı maaşa mı? Bu, tek kelimeyle hak yemektir, hak! (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün 1 kilo et bin lira arkadaşlar. Bu ülkede milyonlarca insan ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Devletin sadece faiz ödemeleri 2 trilyon 742 milyar lirayı buluyor. Bu da kişi başına düşen yükün on binlerce lirayı aştığını gösteriyor. Günde yaklaşık 7,5 milyar ve saniyede 87 bin lira faiz ödemesi gerçekleştiriliyor. Türkiye'de kaynak var ama halk için değil, yanlış tercihler ve israf için kullanılıyor. Emeklileri askıda ekmeğe muhtaç ettiniz; yalnızca yüzde 10'u 25 bin liranın üzerinde maaş alabiliyor, kalan yüzde 90 ise açlık sınırı altında maaşlara talim ettiriliyor. Cebinizden sadaka vermiyorsunuz arkadaşlar. Kimsenin onuruyla oynamaya hakkınız yok. Yıllardır onlardan prim kesiyorsunuz. SGK bütçesinde bekleyen, 2025 yılı için tahsis edilen ve kullanılmayan 713 milyar lira ödenek varken seyyanen zam yapılabilir, intibak düzenlemesi hayata geçirilebilir, muayene ve ilaç katkı payları kaldırılabilir. Varlık Fonundaki kaynaklar ve yüksek prim ödeyenler için adil bir intibakla birlikte en az 480 milyar lira doğrudan emeklilere aktarılabilir, KDV sıfırlanabilir; emekli biraz olsun nefes alabilirdi. Sorun kaynak yokluğu değil sorun tercihlerdir. Bu düzen değişmeden ne emeklinin yüzü güler ne de bu ülkenin insanı hak ettiği yaşamı sürdürebilir. (CHP sıralarından alkışlar) Mesele, artık sadece maaş değil onur, adalet ve bu ülkenin emekliye bakışıdır. Bakın, bununla ilgili dün akşam bir mektup aldım arkadaşlar: "Sayın Vekilim, dul ve yetim, asgari ücretli çok dertli, temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda. Elektrik, su, doğal gaz, kira, ulaşım, gıda ücretleri emekliyi çileden çıkardı. Üniversitede okuyan evlatlarımızın, torunlarımızın çoğu eğitimini dondurdu. Çoğu emekli inşaat işçiliği, taksicilik, pazarcılık..." Burada da gördüğünüz gibi ikinci işi yapmak zorunda kalıyorlar arkadaşlar. "Bir emekli olarak, sömestr tatilinde torunlar 'Dedemize gidelim.' demişler ve bana geldiler; karnelerine bakamadım bile çünkü cebimde karne parası yoktu. Emekli zam farkını bekliyorum. 'Dede, bize köfte yapar mısın?' dediler. Gittim, 500 gram kıymayı zar zor aldım getirdim; içine köfte harcı, bol bayat ekmek ufalayarak çoğalta çoğalta 20 köfte ancak çıkarabildim. 4 torun var, her birine 5 köfte ancak düştü. Bunu kendimi acındırmak için değil, gerçek yaşam mücadelemizi anlatmak için, vekilim olarak size içimi dökmek için yazdım."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Başka söze gerek var mı arkadaşlar, başka söze gerek var mı? (CHP sıralarından alkışlar) Oy deposu gibi gördüğünüz, garibanlaştırdığınızı kabul ettiğiniz, emekliye reva gördüğünüz sadaka niteliğindeki artışı düzeltin. Emekliye insanca yaşayacağı seyyanen zammı verin, intibak yasasını çıkarın, sağlık katkı payını kaldırın. Yirmi dört yılda emekliyi siz bu hâle getirdiniz, elinizden tutan mı vardı da düzeltmediniz? Açlıkla sınıyor, hiç sıkılmadan, uzun yaşadıklarını söyleyerek ölüme terk ettiğinizi itiraf ediyorsunuz. Gelin, israftan vazgeçin, var olan kaynakları doğru yerde kullanın, emekliyi bu zulümden kurtarın; bugün onları bir sevindirelim diyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)