| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 50 |
| Tarih: | 22.01.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun teklifi aslında ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin, derinleşen yoksulluğun ve sosyal adaletsizliğin açık bir itirafıdır. Bu teklif bize şunu bir kez daha göstermiştir ki iktidar bu ülkeye ömrünü vermiş emeklileri artık bir hak sahibi değil, bir yük olarak görmektedir. Biz burada çok net söylüyoruz: Emekli maaşı bir lütuf değildir, sadaka hiç değildir. Bu maaşlar yıllarca ödenmiş primlerin, dökülmüş alın terinin, verilmiş emeğin karşılığıdır ve bugün emekliler bu hâldeyse bunun sebebi emekliler değil, bu ülkeyi yöneten siyasi iradedir.
Bakın, sürekli "en düşük" diye konuşuyoruz: "En düşük ücret", "en düşük maaş", "en düşük yaşam" Peki, buna karşılık siz ne diyorsunuz? "Millî gelir arttı, Türkiye büyüdü, yüksek gelirli ülkeler ligindeyiz." Eğer bu ülke büyüyorsa, eğer bu ülke gerçekten kalkınıyorsa, o ülkenin gündemi açlık sınırının yarısı olamaz. Bugün "En düşük emekli maaşını 20 bin liraya çıkardık." diye övünenler aslında Türkiye'yi hangi yoksulluk seviyesine getirdiklerini itiraf etmektedirler. Bakın, rakamlar ortada: TÜRK-İŞ'in açıkladığı açlık sınırı bugün 30 bin lirayı aşmış durumda. Siz, emekliye 20 bin lirayı reva görüyorsunuz yani emekliye diyorsunuz ki "Sen aç kalabilirsin." Üstelik bu maaş önümüzdeki altı ay boyunca sabit kalacak, enflasyon devam edecek, fiyatlar artacak ama emeklilerin maaşı yerinde sayacak. Sonuç ne olacak biliyor musunuz? Emeklilerin alım gücü açlık sınırının üçte 2'sinin bile altına düşecek. Bugün yaklaşık 5 milyon emekli yani her 3 emekliden 1'i bu en düşük maaşa mahkûm edilmiş durumda, bir de bunun hemen üstünde maaş alanları ekleyin; Türkiye'de emeklilerin yarısından fazlası temel gıdasını bile karşılayamaz hâle getirilmiştir. Şimdi buradan soruyorum: Büyük şehirde kiralar 20-25 bin liraya dayanmışken 20 bin lira maaş alan bir emekli ne yapsın, ev mi tutsun yoksa karnını mı doyursun? Bu soruya iktidarın verecek tek bir cevabı yoktur.
Bir başka büyük sorun da verilen sözlerin tutulmamasıdır. Sayın Cumhurbaşkanı 11 Mayıs 2023'te seçim meydanlarında memur emeklilerine seyyanen zam sözü verdi, bu söz kayıtlıdır, bu söz milletin hafızasındadır ama seçim bitti, söz de unutuldu. Bir cumhurbaşkanının verdiği sözü tutmaması sadece ekonomik bir sorun değildir, bu, devlet ciddiyetini zedeleyen bir güven krizidir. "Bütçe yok." diyorlar, "EYT yük getirdi." diyorlar ama rakamlar yalan söylemez. 2010 yılında emekli maaşlarının millî gelir içindeki payı yüzde 6,8 idi, bugün EYT'ye rağmen bu oran yüzde 6,1; düşmüş durumda. Yani ne oluyor? Ekonomi büyüyor ama emeklinin payı küçülüyor, emekli sayısı artıyor ama emekliye ayrılan kaynak azalıyor. Bu açıkça bir tercihtir, bu, emekliyi bilinçli olarak yoksullaştırma politikasıdır. Bir de utanmadan diyorlar ki: "Avrupa'da da durum kötü." Yalan. Türkiye'de emeklilerin nüfusa oranı yüzde 18,5; Almanya'da yüzde 29, Fransa'da yüzde 31, İtalya'da yüzde 27. Onlar emeklisini insan gibi yaşatıyor, siz ise emekliyi yük görüyorsunuz.
Başka bir çarpıcı gerçek daha var: 2002'de emekli maaşı asgari ücretin yüzde 122'siydi, bugün yüzde 78'i yani emekli, asgari ücretlinin bile gerisine düşürülmüştür. Bu, asgari ücret çok yükseldiği için değil, emekli bilinçli şekilde geriye itildiği içindir ve bu adaletsizliğin en büyük sorumlularından biri de TÜİK'tir. Gerçek enflasyon başka, açıklanan enflasyon başka. Dar gelirlinin yaşadığı enflasyon yüzde 66 ama siz yüzde 44'e göre yapıyorsunuz zamları. Aradaki fark ne? Emeklinin cebinden çalınan paradır. Bu düzen böyle gitmez.
"Kaynak yok." diyenler, buradan söylüyorum, kaynak var ama emekliye değil, ranta var, yandaşa var, imtiyazlı şirketlere var, enerji ihalelerinden sözleşmeli projelere var. Bir kalemde silinen kamu alacaklarından 93 milyar dolarlık kamu zararı var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Bu para emekliye harcansaydı bugün bu sefalet konuşulmazdı.
Özetle, bu teklif emekliyi açlığa mahkûm eden bir tekliftir, bu teklif sosyal devleti inkâr eden bir tekliftir, bu teklif adaletsizliğin belgesidir. Emekliyi 20 bin liraya mahkûm eden, 75 yaşında hâlâ çalışmaya zorlayan bu anlayışı reddediyoruz. Fakir fukara, emekliler böyle yaşayacaksa yıkılsın bu düzen. "Yaşasın devlet." deriz yine de.
Türk milletini saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)