GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir kanun önümüzde ve bu kanun bir torba yasa ama zarfına baktığımız zaman temel yasa; içeriğine, mazrufuna baktığımız zaman ise torba yasa bu. İçerisinde 8 ayrı kanun var, bir kanun hükmünde kararname var. Bir de aynı zamanda da bu kanun adıyla gelmiş olan kendisi var.

Değerli arkadaşlar, zaman zaman burada, İç Tüzük'ün bize vermiş olduğu yetkiler doğrultusunda karar yeter sayısı istiyoruz, zaman zaman da toplantı yeter sayısı istiyoruz. Bugün, bir milletvekili arkadaşınız şöyle sesleniyordu biraz önceki konuşmasında "Bizim getirmiş olduğumuz kanunları siz İç Tüzük'ü kullanarak engelliyorsunuz." Ne zaman engelledik biz? Biz, bu kanunlardaki bazı maddeler Anayasa'ya aykırı olduğu için, getirdiğiniz kanunlardaki bazı maddeler de milletin aleyhine olduğu için, birilerinin lehine olduğu için âdeta kamuoyunu aydınlatma platformu vazifesi yapıyoruz. Sizi uyarıyoruz ve diyoruz ki: "Bu kanunları getirirken lütfen, torba yasa olarak getirmeyin. Evet, Anayasa size böyle bir hak vermiş ama bunu istismar etmeyin, bunu bir temayül hâline, teamül hâline getirmeyin." Ama siz bunu getirmişsiniz. Bakın, bu kanun "8 tane ayrı kanun." dedim; ayrı ayrı komisyonlara gitmesi lazım, ayrı ayrı komisyonlara gidip orada tartışılması lazım. Tartışılmıyor, özensiz bir şekilde getiriyorsunuz ve ardından da diyorsunuz ki "Temel Kanun" Ya, kendi içinizde çelişiyorsunuz ve kendi kendinizi tekzip ediyorsunuz. Bakın, bu kanunla ilgili söyleyeyim size. Şimdi, bu kanunda ne var? Aday memurlarla ilgili diyorsunuz ki... Sizin bu aday memurlarla ilgili çıkarmış olduğunuz kanunu Anayasa Mahkemesi iptal etti, dedi ki:"Subjektif değerlendirmelerle yapamazsınız, bunu objektif olarak somutlaştırın."

Siz somutlaştırmışsınız bunu, ne yapmışsınız? Memurlar 657'ye tabi olarak, disiplin suçlarını işleyenler cezalandırılır. Ben bunlardan çok ceza aldım üniversitede. 3 defa da üniversiteden uzaklaştırıldım, kınama aldım, uyarı aldım, maaş kesme aldım, aynı zamanda memuriyetten çıkarılma aldım ve 28 Şubat dönemiydi bu. Şimdi, bu süreç devam etsin, aynı süreç bu aday memurlarla ilgili de devam etsin dedik ama siz diyorsunuz ki: "2 uyarı, 2 kınama alan şahsın aday memurluğu iptal olsun." Bu, doğru değil. Bu, bu şekilde istismarlara maruz kalır. Diyelim ki az kişi atıldı şimdiye kadar bu aday memurlukla ilgili, bundan sonra az kişinin atılmayacağı çok kişinin atılacağı noktasında bir garantiniz var mı? Yok. Değerli arkadaşlar, bu, bir aynı zamanda devleti ele geçirme çalışması olarak da değerlendirilebilir. FETÖ bunu yaptı. Şimdi, burada, bu kanun üzerinden de birileri istemediği kişileri, ideolojisini beğenmediği, sendikasını beğenmediği, kılık kıyafetini beğenmediği bir kişiyi çok rahat bir şekilde atabilir, atar. Neden atar? Söyleyeyim size: Çünkü, devlet dairelerinde, bugün, Adalet ve Kalkınma Partisine ram olmuş bu insanlar, kişiler genel müdür yapılıyor, daire başkanı yapılıyor veya vali yapılıyor. Yapılmıyor mu? "Yapılmıyor." derseniz, siz bir noktada gerçekleri de inkâr etmiş olursunuz. Yapılıyor bunlar. Bunlar peki, keyfîlikler içerisinde davranamazlar mı? Geçmişte bana 28 Şubatta yapanlar, benim kara kaşına kara gözüne değil ki onlara karşı ben meydan okuduğum için, "Gelin, şu üniversiteleri fikir anarşistlerinin olduğu yerler yapalım." dediğim için sudan bahanelerle beni üniversiteden atıyorlardı. Şimdi de aynısı yapılabilir. Yapılmaz mı? Yapılır değerli arkadaşlar.

Bir diğer konuya gelince değerli arkadaşlar: Bakın, burada diğer bir husus ise bir madde daha getirmişsiniz. Nedir bu? Şimdi, geliyorsunuz, bir zaman aşımı meselesi var. Dört aydı, bunu da altı aya çıkarıyorsunuz. Yani biz bunu diğer daireler altı aya yapmış, diğer bakanlıklar "Biz de bunu altı aya getirelim." diyorsunuz.

Diğer bir madde daha var, 6'ncı madde ve eşitlik ilkesine aykırı. Ne yapmışsınız? Şimdi, biliyorsunuz, bu taşeronlar taşeron şirketler üzerinden devlet dairelerine alınıyorlar yani taşeron işçi olarak alınıyorlar bu kişiler ve bunlar zaman zaman kendileri istifa ediyorlar veyahut da işten atılıyorlar ve işten atıldıktan sonra bu şirketler tarafından kıdem tazminatlarını almaları gerekiyor. Şimdi, bununla ilgili olarak bazıları vermemişler, ödememişler. Efendim, bu bir ihale meselesiymiş, ihalede bir problem olmuş, o problem üzerinden de bu kanunu düzenlemek istiyorlarmış. Peki, o problemli ihaleyi yapanlar niçin bugün kanun huzuruna çıkmıyorlar? Neden onlara rücu etmiyor da burada hazineye rücu ediyor bunlar veyahut da bunları affediyorsunuz? "Birileri ödedi." diyerek yani "Bazı şirketler kıdem tazminatlarını ödedi, vatandaşlık görevini yaptı; hukuka ram oldu, Anayasa'ya göre davrandı." diyerek bu insanları niye mükâfatlandırmıyorsunuz? Hatta onları da cezalandırıyorsunuz değerli arkadaşlarım. O nedenle, bu 6'ncı madde de problemli maddeydi, geldi ve geçti.

7'nci maddede ne yaptınız? Maaşlar... En düşük emekli maaşını 20 bin lira olarak dün geçirdiniz buradan. Eğer 20 bin lirayla bir insan geçinebiliyorsa en düşük... Kaç milyon kişi bu? 100 bin kişi değil, 4,5 milyon kişi 20 bin lira maaş alacak arkadaşlar, el insaf! Peki, ardından diğer emekliler ne alacaklar; SSK'ye bağlı olanlar, BAĞ-KUR'a bağlı olanlar ne alacaklar? 12,19. Bunları ne yaptınız? Önce 12,19'du, ardından bunları 18,70'e çıkardınız. Tamam, diyelim ki 18,70'e çıkardınız, size göre çok değerli bir para; enflasyona karşı vatandaşı ezdirmeyeceksiniz, bizim emeklilerimiz seyahat edecekler, ceplerinde vizeleri olacak, pasaportları olacak, şehir şehir gezecekler, evlerini alacaklar, pastane pastane dolaşacaklar, Bodrum'a gidecekler, ondan sonra Alanya'ya, Antalya'ya gidecekler, anladım. Peki, niye bu SSK'lileri, BAĞ-KUR'luları 12,19 yaptınız? Onları da 18,70 yapın, memurları 18,70 yaptınız.

Şimdi, buradan sesleniyorum: Bakın, yanlış bir kanun, göreceksiniz, bedelini çok ağır bir şekilde sandıkta ödeyeceksiniz. Niye? Kaç milyon kişi? 16,5 milyon kişi size bir bedel ödetecek. Niye ödetecek? Siz enflasyonu düşük gösteriyorsunuz. Kiminle gösteriyorsunuz? TÜİK'le gösteriyorsunuz. TÜİK iktidarınızın yan kuruluşu, objektif bir kuruluş değil, bağımsız bir kuruluş değil. Türkiye'de artık bağımsız bir kurum yoktur, artık Türkiye'de objektif bir kurum yoktur. Merkez Bankası böyle değildir, TÜİK böyle değildir, üniversiteleriniz böyle değildir, devlet daireleri böyle değildir, bakanlıklar böyle değildir. Buralar Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşlarının, 86 milyonun değildir arkadaşlar. Bu birilerinin özellikle babalarının çiftliği olarak değerlendirdiği yerlerdir değerli arkadaşlar, iyileri tenzih ederim.

Getirdiğiniz bu parayı, şimdi 20 bin lira... Efendim "Para yok." dediniz. Niye para olmasın? Siz bir yandan "yap-işlet-devret", bir yandan "yap-kirala-devret" diyerek işler yaptınız, hastaneler, şehir hastaneleri, kara delikler, burada, aynı zamanda yolcu geçiş garantili tüneller, köprüler, havalimanları -uçuş garantili- bunlar aynı şekilde kara delikler değerli arkadaşlar.

Peki, devlet de denetleme var mı? Burada 10'uncu ve 11'inci madde ne diyordu? Varlık Fonuyla ilgili değil mi? Niye Kamu İhale Kanunu'nun dışına çıkarttınız? Dün Bülent Kaya çok doğru söyledi Grup Başkanımız. Ne söyledi? Siz Kamu İhale Kanunu'nun dışına ve de aynı zamanda Sayıştayın dışına aldınız buraları, Varlık Fonunu, milyar dolarlık yerleri. Niye aldınız? Mademki Sayıştay denetimi kötü o zaman diğer yerlerde de yapmayın bunları; üniversitelerde yapmayın, belediyelerde yapmayın. Sayıştayı kapatın ama siz geliyorsunuz buralarda ne yapıyorsunuz? Bunları Varlık Fonu gibi yerlerde Sayıştayı devre dışı tutuyorsunuz, Kamu İhale Kanunu'nu vareste tutuyorsunuz buralardan. Bunlar ahlaki değil, bunlar bir devlet adamlığına yakışmaz, bunlar insanlığa yakışmaz, bunlar vatandaşlığa yakışmaz, bunlar aynı zamanda Müslümanlığa yakışmaz arkadaşlar. Çok ciddi şekilde bedel ödeyeceksiniz, göreceksiniz bakın.

Aynı zamanda bir 8'inci madde var arkadaşlar. Ne var burada? İşsizlik Fonu, değil mi? İşsizlik Fonu, işsizlerin yani çalışırken işverenlerin... İşsiz kaldıklarında işçilere ödenecek paralar, bir fon oluşturmuşsunuz. Ya, Deprem Fonu var, bu Deprem Fonu'nu bir Bakan diyor ki: "Efendim, duble yollar yaptık." Cumhurbaşkanı kalkıyor "Hayır, depremde kullandık." diyor. "Hangisi doğru?" diyoruz, sesleri çıkmıyor. Şimdi, burada da aynı şekilde, getiriyorsunuz yüzde 15'ini işsizlere veriyorsunuz, yüzde 85'ini ise işverenlere teşvik ve destekler aktarıyorsunuz buradan. Bunu Hazineden yapın, niye bu insanların parasıyla yapıyorsunuz? Yapmayın değerli arkadaşlar, çok ciddi şekilde kul hakkına giriyorsunuz. Kamu hakkı zaten var.

Şimdilik varestesiniz, hiçbir yargı sizi yargılamıyor. Ya, hiçbir kimse sizinle ilgili bir hesap soramıyor, Sayıştay soramıyor, teftiş kurulları soramıyor sizden, yargı sormuyor, soramıyor, korkutulmuş ve korkmuş. Basın, medya artık özgür değil. Medyanın yüzde 90'ı sizleri destekliyor, iktidarı destekliyor. Geri kalan bağımsız objektif yayıncılık yapıyor, analarından emdiği süt burunlarından getiriliyor. Öbür tarafta, milletvekilleri, muhalefet milletvekilleri soru önergeleri veriyor. Anayasal hakkımız bizim, eğer Bakanlar yerine getirmezse cezası var, müebbet hapis var. Yok, arkadaşlar, Türkiye'de artık çok partili hayat yoktur ve çok partili hayat şeklen vardır aynen Sayıştayın olduğu gibi, Danıştayın olduğu gibi veyahut da öbür tarafta Anayasa Mahkemesinin olduğu gibi. Getiriyorsunuz, Anayasa Mahkemesi bunu iptal ediyor. "Ahmet, Mehmet, Hasan" diye geçirmişsiniz, ardından bu sefer "Hasan, Mehmet, Ahmet" yapıyorsunuz, Anayasa Mahkemesine gönderiyorsunuz. Avrupa'ya da dönüp diyorsunuz ki: "Anayasa Mahkememiz var bizim. Bizim bağımsız yargılarımız var." Ki o Anayasa Mahkemesine teşekkür ediyorum. Onlarca üyeyi siz atadınız, bu 15 üyenin 15'ini de siz atadınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Tamamlayacağım efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Buna rağmen doğru kararlar veriyor, teşekkür ediyoruz onlara ama gördüğümüz şu ki burada siz Anayasa Mahkemesini tanımıyorsunuz, siz yargı kararlarını tanımıyorsunuz; sadece siz değil, siz, bizim soru önergelerimize cevap vermiyorsunuz, sizin üst mahkemenizi alt mahkeme dinlemiyor, alt mahkemeyi dinlemediği gibi, öbür tarafta Yargıtay üzerinde dolanıyorsunuz, Anayasa Mahkemesinin kararlarını bir noktada muvazaalı olarak çiğniyorsunuz, ardından da diyorsunuz ki: "Türkiye bir hukuk devletidir." Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti olmuş olsaydı bizim Adalet Bakanının söylemiş olduğu gibi -bugün görüştük KHK'lilerle ilgili- kanun hükmünde kararnameyle atılıp beraat edenler göreve dönmez miydi? Ne diyordu burada milletvekili? "Efendim, şu kadar kişi de görevine döndü." E, dönmeyen 1 kişi bile olsa haksızlık değil mi arkadaşlar, adaletsizlik değil mi? 1 kişi bile beraat ettikten sonra dönemiyorsa eğer, orada "devlet" diyorsanız o devlet asla doğruyu yapmıyordur çünkü derin devlet de yoktur, devlet de yoktur, hukuk vardır arkadaşlar diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Bu kanun teklifine de ret oyu vereceğimizi şimdiden deklare ediyoruz.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum; emeklilere havale ediyorum sizi. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)