GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:50
Tarih:22.01.2026

ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen bütün halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün Diyarbakır'ın yıllardır çözümsüz bırakılan temel sorunlarını dile getirmek üzere söz aldım ancak bu sözü aldığım günden bugüne hem bizim yani siyasetçilerin ve siyasetin gündemi değişti hem de Diyarbakır halkının gündemi değişti. O nedenle, tabii ki ben burada Diyarbakır'ın yüz yıldır süregelen yani cumhuriyet kurulduğundan bugüne ne yazık ki ayrımcılık, tekçilik politikalarıyla şekillenen sorunlarını konuşmak isterdim. Ancak bugün Diyarbakır'da işçiden doktora, çiftçiden emekçiye, herkesin tek bir gündemi var, o da Rojava; Rojava'nın bir soykırım tehdidi altında olması ve iki gün öncesi itibarıyla, Kobani'nin yeniden kuşatma altında olması.

Değerli milletvekilleri, şimdi, Diyarbakır'ın sorunları yüz yıllık dedim. Yüz yıl önce Diyarbakır ve işte, Kürtlerin yaşadığı bölgeler tekçi bir anlayışla ne yazık ki bölgesel birtakım pek çok haktan mahrum bırakıldılar bölgesel olarak. Bugün Diyarbakır'ın eğitimden sağlığa, ulaşımdan işsizliğe, ekonomiden uyuşturucuya, bağımlılıktan fuhuşa yönlendirmeye pek çok sorunu var. Mesela, bir tane örnek vereyim: İşsizlik sorunu. İşsizlik sorunu on yıllık, yirmi yıllık bir sorun değil, bu sistematik bir şekilde işlenen politikalar sonucunda kronikleşmiş yapısal bir sorundur. Diyarbakır'da işsizlik artık ekonomik bir başlık olmanın ötesindedir, toplumsal bir krize dönüşmüştür. Örneğin, kentte Büyükşehir Belediyesi 30 kişilik bir iş ilanı açtı, kaç kişi başvuru yaptı tahmin edemezsiniz; 10 bin kişinin üzerinde. Şimdi, bu durum insanların nasıl çaresizliğin içine itildiğinin tam bir göstergesi. Burada iktidar milletvekilleri var, onlar da bunu biliyorlar ve tanık oluyorlar. Her gün yurttaşlar iş umuduyla belediyeleri, kamu kurumlarını ve bizleri arıyor, gençler, kadınlar, üniversite mezunları işsizlik kıskacında yaşam mücadelesi veriyor. Diyarbakır uzun yıllardır yatırımlardan yoksun bırakıldı, üretim alanları daraltıldı, istihdam olanakları sistematik biçimde azaltıldı. Ortaya çıkan tablo tesadüflerin değil bilinçli, siyasal ve ekonomik tercihlerin sonucudur. Bugün sadece Diyarbakır'da değil dünyanın pek çok yerinde, bütün Kürt kentlerinde, Türkiye metropollerinde yaşayan bütün Kürtlerin tek bir ortak gündemi var: Rojava, Rojava'nın kuşatma altında olması ve orada Kürtlere dönük bir soykırım planının açığa çıkarılması. Bugün ne yazık ki Diyarbakırlılar kendini ihanete uğramış hissediyor. Bu basında veya işte sevinç çığlıkları atarak ifade edenlerin dediği gibi değil, Amerika'nın ortaya koyduğu politikanın sonucunda değil bu ihanete uğrama hâli, duygusu. Ne yazık ki bu soykırım planının, bu kuşatma planının destekleyicisi, yol vereni olan Türkiye'nin yani milyonlarca Kürt yurttaşı olan Türkiye'nin de bu planının, bu ihanet planının bir parçası olmasındandır. O nedenle, Türkiye'den, Türkiye'nin politikalarından, dış politikasından beklentisi vardır Diyarbakır halkının; hukuka, barışa, Kürt halkını kucaklamaya dönük bir beklentisi vardır.

Şimdi, bunu söyledikten sonra tekrar çiftçiye bakalım mesela. Kent merkezinde istihdam sorunu var dedim, çiftçinin durumu daha da beter. Diyarbakır ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı ancak bugün tarımı ayakta tutması gereken kamu kurumları ne yazık ki engeller koymaktadır. 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla hayata geçirilen yeni kredi uygulaması sahada alın teriyle üretim yapan binlerce çiftçiyi kredi kullanamaz hâle getirmiştir. Yayımlanan tebliğle faiz indirimli tarım kredisi kullanmak isteyen üreticilere vergi ve SGK borcu bulunmadığına dair belge ibraz edilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu koşullar özellikle BAĞ-KUR ve vergi borcu bulunan üreticilerin büyük bölümünün sübvansiyonlu krediye erişimini fiilen ortadan kaldırmıştır. Şimdi, çiftçi de bu durumda ama çiftçi de görüştüğümüz çiftçiler de yine "Rojava" diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ADALET KAYA (Devamla) - Dolayısıyla, ben bugün burada şöyle bitirmek istiyorum sözümü: Rojava'da yaşanan saldırılar ve katliamlar Diyarbakır halkında derin bir kaygı, derin bir öfke yaratmaktadır. Bu halk sınırın ötesinde yaşananları kendisine yapılıyor gibi hissediyor. Dolayısıyla, demokratik protesto hakkını kullananlara polisin saldırması, işkence yapması, gözaltına alması doğru değil, bu politikaların durdurulması gerekiyor. Ben buradan Diyarbakır halkını ve bütün bölge halkını 25 Ocakta yapılacak mitinge yani Umut ve Özgürlük Mitingi'ne davet etmek istiyorum. Evet, bu miting de farklı bir noktadan başladı ama bugün Rojava'nın kuşatma altında olmasından, soykırım tehdidi altında olmasından kaynaklı olarak Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlük koşullarının oluşması ve Rojava'ya destek mitingi olarak yapılacaktır.

Ben 25 Ocak günü bütün Diyarbakır halkını, bütün Kürt halkını Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda buluşmaya ve Kobani kuşatmasına karşı Kobani direnişini, Rojava direnişini desteklemeye davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADALET KAYA (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)