| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 21.01.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye'de uzun yıllardır devam ettirilen inkarcı, retçi, iç savaşı sürekli derinleştirmektedir. Suriye'deki tekçi yapıyı yok etmek için başlayan çatışmalardan ders çıkarılmamışçasına yeniden tekçi bir yapı oluşturulmak istenmektedir. Ancak tarih tekrardan göstermektedir ki tekçi yapı için çatışma, savaş ve vekâlet politikaları artık çözüm üretmemektedir, tam tersine çözümsüzlüğü bilinçli biçimde derinleştirmektedir. Daha önce Alevilere, Dürzilere karşı yapılan katliam girişimleri şu an Suriye'de yaşayan Kürt halkına karşı yapılmak istenmektedir. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Kuzeydoğu Suriye'de, Rojava'da Kürt'e dayatılan statüsüzlük, katliam bizim için sadece bir dış politika değildir. Orada bombalanan köy bizim köyümüzdür, orada toprağa düşen beden bizim akrabamızdır, bizim halkımızdır. Nusaybin neyse Kamışlı odur, Suruç neyse Kobane odur; ikisinin birbirinden yapay sınırlarla ayrılması iki tarafta yaşayan halkın bir olduğu gerçeğini asla değiştirmez.
Rojava'da yaşanan katliamlara ses çıkarmamayı kimse bizden bekleyemez. Kadınların başları kesilirken, çocuklar öldürülürken, Kürtler katledilirken biz asla sessiz kalamayız. Bugün Rojava'da yaşananlar tesadüf değildir; orada hedef alınan şey askerî bir güç değil Kürtlerin kendi kendini yönetme iradesidir, eşit ve onurlu yaşam iradesidir. Yıllardır Kürt halkına şu dayatılıyor: Dilinizi, kimliğinizi kültürünüzü istemeyin, kendiniz olmayın; işte, Rojava'da yaşanan budur.
Merkeziyetçi, tekçi, inkârcı yapılar bu coğrafyada defalarca denendi ve hepsi yıkım üretti. Suriye'nin geleceği yerel iradelerin tanındığı, demokratik ve ademimerkeziyetçi bir sistemle mümkündür. İnsanlar tek bir kimlik altında zorla bir arada tutulamaz, eşit ve onurlu yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilirler. Suriye'de Suriye halkları, Kürtler, Araplar, Dürziler, Aleviler eşit temsil edilmeli.
Kürtlere bir kez daha deniyor ki: "Ya boyun eğersiniz ya da yok edilirsiniz." Bu katliamı gerçekleştirmeye çalışanlar adı değişse de zihniyeti değişmeyen yapılardır; IŞİD artıkları, El Kaide uzantıları, HTŞ gibi kadın, çocuk demeden kafa kesen kanlı örgütlerdir; ayrıca bu örgütlerin önünü açan, görmezden gelen, dolaylı ya da dolaysız destek sunan politikalardır.
Buradan tüm Türkiye halklarına ve siyasilere sesleniyoruz: Tarihin doğru tarafında durmak hepimizin sorumluluğudur.
IŞİD artığı, El Kaide uzantısı gruplara alkış tutmak Türkiye'deki bütün Kürtlerde derin yaralar açmaktadır, güvensizliği derinleştirmektedir. Bin yıllık kardeşlik, birlikte yaşam son yüzyıllık çatışmalı sürece heba edilmemelidir. Bir halkı sınırın bir tarafında yurttaş, diğer tarafında tehdit olarak gören anlayışı asla kabul etmiyoruz. Bu çelişki Kürt halkının hafızasında derin yaralar açmaktadır. Ankara'da yapıcı, Suriye'de yıkıcı olunamaz, barış parçalı yürütülemez; bu mümkün değildir, ahlaki değildir, samimi değildir. Biz bu coğrafyada Halepçe'yi, Roboski'yi, Suruç'u unutmadık. Şimdi bu listeye Rojava'yı eklemeye çalışmaktadır. Kürtler direnerek kazanımlarını koruyacaklardır, kaybeden barbarlık olacaktır. Rojava'ya yönelen saldırılar sadece Kürtleri değil, bölgesel barışı da tehdit etmektedir. Silahların sustuğu, diyalog ve anayasal çözümün yeniden işletildiği bir çözüm yolu açılmalıdır. Suriye'de barışı savunmak Orta Doğu halklarının eşitliği, ortak geleceği savunmaktır.
Son olarak şunu açıkça ifade etmek gerekir ki, güvenlikçi politikalar, savaşa, silaha, bombaya ve çatışmaya yapılan her yatırım bu ülkede yaşayan 86 milyon yurttaşın cebinden alınan paralarla finanse edilmektedir. Bugün "Emekliye, emekçiye, memura kaynak yok." denirken sınır ötesi operasyonlara, silahlanmaya ve savaş ekonomisine milyarlarca lira aktarıldığı gerçeği gizlenemez. Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifinde emeklilere reva görülen ve açlık sınırının dahi altında kalan ücretler tesadüf değildir, bilinçli bir siyasi tercihin doğrudan sonucudur. Emekliler açlıkla sınanırken iktidar kaynakları halkın refahı için değil savaşa ve inkâr politikalarına harcamayı tercih etmektedir. Kürt halkını statüsüz bırakmak, hukuk dışında tutmak, demokratik taleplerini bastırmak ve sorunları müzakere yerine zor yolla çözmek için harcanan milyarlarca liralar emeklinin sofrasından eksilen ekmektir. Bombaya, silaha, güvenlikçi politikalara ayrılan her kuruş emeklinin maaşından, memurun ücretinden, çalışanın cebinden çalınmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
YILMAZ HUN (Devamla) - Bugün emekli, memur ve çalışanlar her geçen gün daha da yoksullaştırılarak açlıkla imtihan ediliyorsa bunun temel sebebi, bu güvenlikçi politikalar ve halktan kopuk politikalardır. Bu ülkede yoksulluk kader değildir, kaynak vardır; mesele kaynakların kime, ne için harcandığıdır. Halkın alın terine, emekçinin onurlu yaşam hakkına değil de silaha, savaşa bütçe ayıran bu anlayış değişmeden ne emeklinin ne de emekçinin yüzü gülecektir. Bu ülkede emekliler artık yaşamaya değil, hayatta kalmaya çalışmaktadır. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, bu ülkenin yükünü omuzlamış milyonlarca insan bugün pazarda filesini dolduramamakta, kirasını ödeyememekte, temel gıda ve ilaca erişememektedir
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)