GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli Genel Kurul; saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi şeklen Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum amacı taşıyor gibi sunulsa da özünde Türkiye ekonomisinin ve kamu yönetiminin hangi önceliklerle yönetildiğini açıkça gösteren bir tercihler manzumesidir aslında. Aynı metin içinde emeklilerin aylıkları, Türkiye Varlık Fonu'nun denetimi ve kamu personel rejimi yan yana getiriliyorsa burada artık münferit düzenlemelerden değil bütünlüklü bir iktisadi ve siyasal anlayıştan söz ediyoruz. Bir yanda milyonlarca emekliye en düşük aylık adı altında 20 bin liralık bir yaşam sınırı reva görülüyor, diğer yanda ise Türkiye'nin en büyük kamu varlıklarını yöneten Varlık Fonu, Sayıştay denetimi ve kamu ihale rejimi dışında tutulmaya devam ediyor. Emekliye gelince bütçe disiplini, ölçülülük ve kaynak yetersizliği hatırlanıyor, kamu varlıklarının yönetimine gelince esneklik, piyasa koşulları ve özel hukuk vurgusu öne çıkıyor. İşte, tam da bu çelişki bu teklifin derde deva olmaktan uzak bir anlayışın vatandaştan yana olmadığını gösterirken aynı zamanda ekonomik tercihin kime çalıştığını da bizlere göstermiş oluyor. Maddede düzenlenen aday memurluk rejimi de bu büyük resmin bir uzantısı. Kamu hizmetine girme hakkı Anayasa Mahkemesinin açık uyarılarına rağmen hâlâ baskı ve itaat mekanizması üzerinden kurgulanmaya devam ediyor. Belirsizlik gideriliyormuş gibi yapılırken uyarma ve kınama gibi sübjektif disiplin cezaları genç kamu çalışanları için iş güvencesizliğinin de aracı hâline getiriliyor. Bu yaklaşım liyakati güçlendiren bir kamu yönetimi değil siyasete yakınlığa ya da amirin ağzından çıkacak karara bağımlı bir idari yapı üretir. Oysa, güçlü bir ekonomi güvencesiz kamu çalışanlarıyla değil bağımsız, liyakatli, deneyimli ve hukuki güvenceye sahip bir kamu sistemiyle ancak inşa edilebilir. Sosyal devlet sadece emekliye verilen rakamla değil aldığı aylıkla insan onuruna yaraşır şartlarda yaşamasının mümkün olabildiğiyle, kamu kaynaklarının nasıl yönetildiğiyle, kimin, hangi kurumun nasıl denetlediğiyle, adil şartlarda olup olmadığıyla ve kimlerin denetimden muaf tutulduğuyla ölçülür. "Türkiye Varlık Fonu nedir?" diye sorsanız, işleyişini bilenler "Fon aklına geleni yapar, kimse de soramaz, üstüne bir de gelecek nesillere de zarar ve borç yükü yıkar, gider." der. Fonun denetimden kaçırıldığı kamu ihalelerinin şeffaflıktan uzaklaştığı, bütçe hakkının fiilen Meclisten alındığı bir düzende, emekliye yapılan her artış geçici, her iyileşme kırılgandır çünkü sorun rakamda değil sorun anlayışta ve rejimdedir ve aynı zamanda bu anlayışın uygulamalara yansımasındadır. Bizim itirazımız tek tek maddelere değil emeğin gelirini kısmaya, kamusal denetimi zayıflatmaya ve kamu gücünü merkezileştirmeye dayalı bu ekonomik düzen ve anlayıştadır. Emekliyi açlık sınırının altında tutup, aynı zamanda sosyal hizmetleri de buna bağlı düzenleyip, enflasyon oranı ile yapılan zam arasındaki uçurumu da büyütüp hak gasbıyla yapılan bu anlayış sadakaya, fitreye muhtaç hâle getiren, kamu varlıklarını denetimsizliğe teslim eden bir anlayıştır. Ne sosyal devletten bahsedebiliriz bu durumda ne de sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmadan. Bu ancak enflasyonun doğru yorumlanmasıyla, TÜİK verilerinin gerçekçi pazar enflasyonunu sisteme yansıtmasıyla, sadece enflasyona oranlı gelir iyileştirilmesiyle değil, üstüne refah payının da emekliye verilmesiyle ancak düzenlenebilir ve ancak o zaman emeklimiz çarşıya pazara gittiğinde yüzü güler, bayram geldiğinde torununa, evladına harçlığını verebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ELİF ESEN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Emeklimizin yüzünü güldürecek maaş düzenlemesi ancak bu anlayışla mümkündür. Biz de Genel Kurul olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak emeklilerimize, bir ömür boyu çalışan ve çalıştığının karşılığını sağlık hizmeti olarak görmek isteyen, refah olarak görmek isteyen, evinde yuvasında yüzü gülen... Dediğim gibi, evlatlarına, torunlarına harçlık verebilen emeklilerle ancak mümkün olabilir. Ülke huzuru da ancak böyle sağlanabilir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)