GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün, buraya yalnızca bir siyasi meseleyi değil, insanlığın vicdanını, toplumumuzu, halkımızı rahatsız eden birkaç kelamı söylemek için geldim. Bazen insanlığa dair en derin gerçekler en sakin cümlelerle ifade edilir, daha iyi anlaşılması elzemdir. Yüzyıllardır bu topraklarda, Orta Doğu'da din adına büyük acılar yaşandığına hepimiz acı bir şekilde tanıklık ettik. Suriye'de din ulemaları savaşa dair şiddete çağrı yapıyorlar; çağrımız sükûnete, barışa dair çağrı yapmalarıdır. Bu durum, yalnızca masum insanların hayatlarını değil, inancın kendisini, bu inanca samimiyetle bağlı milyonlarca insanı yaralıyor, onların yüreklerinde büyük acılar açıyor. Oysa insanlığın ortak vicdanında adalet, merhamet en temel değerdir. Hiçbir kutsal söz, masum bir canın katledilmesini, bir kadının onurunun çiğnenmesini, bir çocuğun öldürülmesini meşrulaştıramaz. Şunu da açıkça söylemeliyiz: Din şiddetin gerekçesi olamaz, inanç insanı incitmenin aracı olamaz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Suriye'de bütün etnik grupların, inançların beraber yaşayabilecekleri bir Suriye'ye hep beraber destek olalım. Kan, gözyaşı yüzyıllardır o topraklarda eksik olmadı, artık hep beraber buna "Dur!" diyelim. Bunun da koşulu herkesin kimliğine, diline, inancına değer verip sahip çıkmakla mümkündür; bunu da hep beraber başarabiliriz. Hemen yanı başımızda büyük acılar yaşanıyor, bu halkımızın da yüreğini yakıyor çünkü oradakiler akrabalarımız. Türkiye ve bize düşen de yeni düşmanlıklar üretmek değil, diyalog kanallarını açık tutmak, komşu halklarla karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler kurmaktır. Unutmayalım ki, güvenlik yalnızca askerî yöntemlerle değil, adaletle, eşitlikle, karşılıklı anlayışla anlaşılır. Bu coğrafyada barışın dili güçlenirse herkes kazanır, savaşın dili güçlenirse herkes kaybeder. Türkiye'de iç barışı tesis etmeye çalıştığımız bugünlerde "kardeş" dediğiniz bir halkın haykırışlarını duymamak kimseye bir şey kazandırmayacaktır, tam tersine herkese acılar yaşatacaktır. Suriyeli Kürtler ve Aleviler bu ülke halklarının da akrabalarıdır. Cihatçı karanlık yapılar hiçbir zaman bizim akrabamız olmadı, olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, biz Alevilerde bir söz vardır. "Yetmiş iki millete bir nazarla bakmak." O söz yalnızca bir kelime değil, bütün insanlığa ait bir vicdanın çağrısıdır. Kerbelâ'dan beri bildiğimiz çok temel bir hakikat vardır: Zulüm kimden gelirse gelsin, yapılırsa yapılsın zulme "Dur." der ve adalet kimlik sormaz. Bugün Orta Doğu'da, Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Hristiyanlar aynı acıyı yaşıyor, aynı göç yollarına düşüyor, aynı toprakta çocuklarını toprağa veriyor. Bu vicdan mıdır, bu adalet midir? Bu Meclisin görevi toplumu ayrıştırmak değil, birleştirmektir; inançları karşı karşıya getirmek değil, yan yana getirip yaşatmaktır. Nefret diliyle söylenen her küçük sözün ileride büyük acılara yol açacağını bu topraklarda defalarca yaşadık. Dersim'de, Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Roboski'de, Halepçe'de yaşadık. Bu acıların bir daha yaşanmaması için dilimize, üslubumuza hep birlikte dikkat etmeliyiz. Ben, burada şunu da ifade etmek isterim: İnanç öldürmek için değildir, yaşatmak içindir, inanç bölmek için değil, birleştirmek içindir. Yaratıcının adı şiddetin değil, merhametin yanında anılmalıdır.

Âşık Veysel'in bir dörtlüğüne hep beraber kulak verelim:

"Yezit nedir, ne kızılbaş

Değil miyiz hep bir kardaş

Bizi yakar bizim ataş

Söndürmektir tek çaresi."

"Bizim davamız insanlık davasıdır." der Âşık Veysel. Hızır ayına girdiğimiz bugünlerde mazlumun yanında durmak, darda kalana yetişmek, zulmün karşısında susmamak gücü değil hakkı gözetmek hızır olmanın özüdür. Alevi yolunda hızır aklın, vicdanın, merhametin ortak sesidir. Bir kapıyı çalarken erdem, bir lokmayı paylaşırken adalet, haksızlık karşısında cesarettir. Esas olan, insanın kendi içindeki sağduyuyu diri tutmasıdır. Hızır, en çok insanın insana iyi olabildiği yerdedir, vicdanındadır. Biz de mazlumun olduğu yerde duralım diyorum ve son olarak sözlerimi de şöyle bitirmek istiyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

CELAL FIRAT (Devamla) - Bu ülkenin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey öfke değil sağduyu, ayrışma değil ortak akıldır. Kimliğe, inanca, dile bakmadan aynı geleceği paylaşabileceğimizi hatırlamak zorundayız. Sorunları bağırarak değil konuşarak, düşmanlaştırarak değil birlikte muhabbet ederek çözebiliriz. Birliğe, adalete, insan onuruna dayanan ortak akıl etrafında buluşmak artık bir tercih değil zorunluluktur.

Hızır ayı bereketiyle mazlumun da yanında olun diyorum, hızır hepimizin yardımcısı olsun. Aşk ile... (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)