| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 21.01.2026 |
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, evet, çetelerin, IŞİD'in, HTŞ'nin, HTŞ'ye bağlı çetelerin günlerdir sürdürdüğü saldırılara karşı Türkiye'nin birçok kentinde Ağrı'da, Muş'ta, Diyarbakır'da, Van'da, Silopi'de, İstanbul'da, Muğla'da, Türkiye'nin birçok yerinde protesto gösterileri yapılıyor. Avrupa'nın birçok başkentinde protesto gösterileri yapılıyor ve bu protestolar haklı fakat bu protestoları, aslında bu çetelere karşı yapılan bu protestoları farklı yansıtan belli anlayışlar, maalesef, ülkede ortaya çıkan birçok sorunu da körüklemeye devam ediyor. Bakın, çok net, açık bir şekilde söylemek gerekir. Halep'te başlayan ve peşi sıra devam eden Suriye'deki Kürt halkına yönelik çetelerin saldırısının karşısına dikilmek gerekiyor. Öncelikle çağrımız da zaten iktidara oldu, devlete oldu ve bu saldırıların durdurulması konusunda inisiyatif almaları gerektiğini dile getirdik fakat bizim bu çağrıları yapmamıza karşılık devletten, iktidardan âdeta bu saldırıları destekleyen açıklamalar geldi ve görüyoruz ki kamuoyu, medya eliyle de olabildiğince yanlış bilgilendiriliyor, âdeta örgütlü bir dezenformasyon karşımıza çıkıyor. Dün bir genel görüşme önerisi verdik, dedik ki: "Bunun üzerinde genel görüşme açılsın." Çünkü bugün de anlıyoruz ki siyaset aslında gerçeklerden bihaber. Bakanlar gelsin, burada açıklama yapsınlar, Meclis sorularını sorsun, mesele aydınlığa kavuşsun. Hayır, her şeyin üstünün örtülmeye çalışıldığını görüyoruz. Dolayısıyla bu protestolar kıymetlidir, bu sese kulak vermek gerekir. Biz de bu nedenle dün grup toplantımızı Nusaybin'de gerçekleştirdik. Nusaybin'de grup toplantımızı gerçekleştirdiğimiz parkta bayrak bile yok indirildiği söylenen bayrak. Kaldı ki eş başkanlarımız, parti sözcümüz bu konuda gerekli kınamayı, açıklamayı yaptı, biz de yaptık, dile getirdik. Nusaybin'deki yetkili makamlara sorduk, Nusaybin'de inmiş bir bayrak da yok ama Nusaybin'de bu insanlara işkence yapıldı. Bu işkence görüntüleri elimizde. Hatta daha önceki protestolardan insan hakları savunucusu Emrah Kertiş'in nasıl işkenceyle gözaltına alındığını biliyoruz. Bugün Nusaybin'de yürüyüş vardı, yine barışçıl amaçlı ve Suriye'deki bu çete saldırılarına karşı bütün dünyayı duyarlılığa davet eden bir eylemlilikti, şu anda haber geliyor, hastaneler dolmuş. Neden? İşkence nedeniyle. Ben şunu merak ediyorum, İçişleri Bakanına soruyorum: Sizin kolluk gücünüzün bu IŞİD hassasiyeti nereden geliyor? IŞİD'e karşı yapılan protestolara, çetelere karşı yapılan protestolara karşı bu saldırganlığın nedeni ne? Bunu anlamaya çalışıyoruz, öğrenmeye çalışıyoruz. Bakın, bu ülkenin barışa ihtiyacı var, bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var; bu ülkenin bunları sağlayabilmesi için Kürt meselesinin demokratik çözümüne ihtiyaç var. Dolayısıyla, medyada duyduğunuz bu kışkırtıcı, bu tahrik edici meselelere değil gerçek medyaya, gerçek gazetecilere kulak vermek gerekiyor. Bunlardan biri de Nedim Oruç, Nedim Oruç gözaltına alındı. Neden? Hakikati dillendirdiği için. Hatta gözaltı nedenlerinden biri nedir biliyor musunuz? Süleymaniye'de silah yakma töreni oldu. Bütün Türkiye bu törenin ne kadar önemli bir tören olduğunu, sürece ne denli katkı sağladığını aslında takdir etti. Bunu haber yaptı diye gözaltına alınıyor. Şimdi, bunu anlamak mümkün değil. Bu nasıl bir akıl tutulması, bu nasıl bir yaklaşım? Âdeta şaşkınlık içindeyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eş Genel Başkanlarımız başta olmak üzere, DEM PARTİ bütün gövdesiyle 27 Şubatta Sayın Öcalan'ın açıklamasının arkasındadır; bu, tartışmaya açık bir konu değildir. Bizim varlık nedenimiz Kürt meselesinin demokratik çözümüdür, varlık nedenimiz Türkiye'nin demokratikleşmesidir, barış ve demokratik toplumun hayata geçmesidir. Dolayısıyla, Sayın Öcalan'ın 27 Şubatta yapmış olduğu çağrı, manifesto bizim için ilkesel yol haritasıdır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın, kimse bizi bu konuda sınava da çekmesin. Dolayısıyla, bugün elma ile armudu kimse de karıştırmasın. Dolayısıyla, bugün Suriye'de olan mevzular, Türkiye'de olan mevzular; bunları yan yana getirdiğinizde bizim karşı olduğumuz şey tam da müzakere süreçlerinin, tam da diyalog süreçlerinin tıkanmasına karşı olmaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ama siz çetelerin arkasına dizilirseniz ortada müzakere mi kalır, ortada diyalog mu kalır? Bakın, 27 Şubat ne kadar değerli ise 10 Marttaki müzakere süreci de o kadar ümitvardı. O ümitvar süreci ilerletmek yerine, âdeta onu ortadan kaldırmaya yönelik bu çetevari yaklaşımları kabul etmiyoruz. Bunun önüne geçmenin yolu devlet ciddiyetiyle, iktidar ciddiyetiyle, muhalefet ciddiyetiyle hareket etmektir. Bakın, dün Sayın Özgür Özel'in açıklamaları önemlidir; biz bütün muhalefeti de iktidarı da bu duyarlılıkta açıklamalar yapmaya, tavır almaya, inisiyatif almaya davet ediyoruz. Siyaset bu konuda bütünlüklü bir tavır ortaya koyduğu sürece ancak bu tıkanıklıkları aşabiliriz. 10 Mart Mutabakatı'nın ve nisan anlaşmasının yol alabilmesi için, ayrıca Türkiye'de de sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerleyebilmesi için siyaset üzerine düşen sorumlulukla hareket etmelidir. Bakın, şimdi bir rapor yazım aşamasındayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Dolayısıyla bunu sabote etmek isteyen ve özellikle bu sürecin akamete uğraması için çabalayanlara karşı biz sözümüzü de doğru yerden kurmalıyız ve bu mutabakat sürecini de sağlıklı bir şekilde mutlaka ilerletmeliyiz. Aksi hâlde, Türkiye içinde yaşadığı sorunlarla boğuşmaya, krizlerle boğuşmaya devam eder. Aynı şey Suriye için de geçerlidir. Suriye halklarının geleceğine oranın temsilcileri karar vermelidir, o temsilcileri ciddiye almalıyız, o temsilciler eliyle müzakerenin önünü açmalıyız. Bakın, orada yaşayan Alevilerin, Dürzilerin, Süryanilerin, orada yaşayan bütün halkların temsilcilerinin ve Türkmenlerin ve Kürtlerin temsilcilerinin oluşturmuş olduğu siyasi yapılar, oluşturmuş olduğu meclisler önemlidir; üç beş çeteye bu meselede yol verilemez. Çetelerden medet umanlar aslında bu ülkenin ateşini harlarlar, bizim bu ülkenin ateşinin üzerini küllememiz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez söz veriyorum Sayın Temelli, sekiz dakika oluyor.
Buyurun.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Biz geçmişte çok çektik, ufacık ateşi hazırlayıp büyütüp yangın yerine çevirenleri çok iyi biliyoruz. Gelin, bunu külleyelim; bize düşen bu sorumlulukla hareket etmektir diyorum.
Teşekkür ediyorum.