GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:49
Tarih:21.01.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nusaybin'de, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bayrağı, Türk Bayrağı'na karşı bir saygısızlık yapılmış ve bu saygısızlık üzerine de zaten emniyet güçleri gereğini yapmıştır.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Sayın Başkan, Nusaybin değil orası.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ama bunu bir etnisiteye mal etmek, bunu aynı zamanda bir mezhebe mal etmek, bir şehre, bir ilçeye mal etmek de doğru değil. Suçların şahsiliği prensibi vardır. O nedenle, bu tür olaylarda provokasyonların da olabileceğini düşünerek, zaman zaman bazılarında ideolojik esirlerin sonucunda da bunların yapılabileceğini düşünerek dikkatli demeçler vermek, emniyetin de veya istihbaratın da bu konuda hassasiyetle üzerinde durmasını istemek en tabii hakkımız diyorum.

Ardından da şunu söylemek istiyorum değerli milletvekilleri: Biliyorsunuz, Atlas Çağlayan öldürüldü. Çocuk cinayetleri var Türkiye'de ve Çocuk Koruma Kanunu var ve çocuk cinayetleriyle ilgili kanunumuz var aynı zamanda. Eğer bir çocuk 15 yaşında bu eylemi yapıyorsa, bu cinayeti işliyorsa on bir ile on beş sene arasında bir ceza alıyor. Ardından da Türk Ceza Kanunu'nun 62'nci maddesi de uygulanıyorsa eğer, burada yine aynı şekilde 1/6 oranında bir indirim meydana geliyor, eğer infaz yasası da devreye giriyorsa beş altı yıl içerisinde bu çocuklar çıkabiliyorlar. Bu "Çocukları Koruma Kanunu"yla ilgili olarak yeniden bir düzenleme yapmamız lazım. Kesici aletlerle veyahut da ateşli silahlarla yapılan öldürmelerde bununla ilgili olarak ağırlaştırmayı özellikle gündeme almamız gerekiyor ve Adalet Bakanına ve Hükûmete sesleniyorum buradan Çocukları Koruma Kanunu'yla ilgili olarak: Çocuk cinayetleriyle ilgili olarak bu yasanın yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor çünkü bu cinayetleri işleyenler artık çocuk değiller. Bu cinayetleri işleyenler cezaevine girdikten sonra da çocuk ıslahevlerinde kalabilmekte, çocuk ıslahevlerinden çıktıkları zaman da âdeta profesyonel cinayet şebekelerinin elinde, tekrar, yeniden profesyonelce adam öldürmeyi öğrenmiş tipler olarak çıkmakta, uyuşturucu baronlarının eline düşmekte veya çetelerin eline düşmekte veyahut da kahraman olarak karşılanmakta. Aynı zamanda şu soruyu da sormadan edemeyeceğim: Bunlar hangi iklimde yetişiyorlar? Okullar bu insanları tedip edemiyor mu, terbiye edemiyor mu, eğitemiyor mu? Anneler ve babalar acaba çocuklarıyla ilgilenemiyor mu? Sokaklar neden güvenli değil? Sokaklar neden çocuklarımızı suç işleme mekanizmaları hâline getiriyor? Çünkü insanlar üç yerde yaşar; ailede yaşarlar, okulda yaşarlar ve sokakta yaşarlar. Bu üç yer de demokratik ülkelerde güvenlidir ve eğitim mekanizmalarının olduğu yerdir ama olmadığını gözlemliyoruz. Burada da iktidarı sorumlu tutuyorum ve iktidara da tekrar, yeniden bununla ilgili yeni bir çalışma yapmanız gerekir diyorum.

Diğer bir konu, arkadaşlar, bir barınma krizimiz var bizim. Nedir? Türkiye'de ev sahipliği çoğalıyor ama ev sahipliği çoğalmakla beraber kiracılar da çoğalıyor. O zaman ev sahipleri 1 daire değil 5 daire, 10 daire sahibi olma imkânına sahipler demek ki. Kiralar da artıyor. Bakın, OECD ülkelerinde yapılan incelemeye göre son on yılda OECD ülkelerinde kiralar ortalama yüzde 49 civarında artmış. Peki, Türkiye Cumhuriyeti devletinde ne kadar artmış? Yüzde 1.457, bir daha söylüyorum: Yüzde 1.457. Mehmet Şimşek duyar mı acaba buradan? Sayın Erdoğan duyar mı acaba? Hükûmet buradan duyar mı acaba?

Aynı zamanda "TOKİ konutlarını yaptık." diyorsunuz, bu TOKİ konutlarını... TÜİK diyor ki "Şu kadar yaptık." Efendim, TOKİ diyor ki "Bu kadar yaptık." Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki "Bu kadar yaptık." Birileri "1 milyon 200 bin yaptık.", birileri "1 milyon 500 bin yaptık.", birileri de "1 milyon 700 bin yaptık." diyor. Kaç tane yaptınız? Daha kendiniz bu rakamları sağlıklı olarak bilmiyorsunuz. 2019 yılında 100 bin konut yapacağınızı söylediniz -bununla ilgilendim- Bakanlık hâlâ daha bana gerçek rakamları bildirmedi. 2019 yılında yapılan konutlar, yaptığınızı söylediğiniz konutlar iki yıl içinde tamamlanacaktı. Kaç yıl geçmiş? Altı yıl geçmiş, bu konutları tam ve kâmil manada bana bildiremediniz. Ardından da 2022 yılında dediniz ki: "500 bin konut yapacağız, 250 bin arsa yapacağız, 50 bin de dükkân vereceğiz." Bunu kim söyledi? Bunu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı söyledi ama bir baktım, aynı rakamlar şöyle olmuş: 250 bin konuta inmiş, 100 bin arsaya inmiş, 10 bin de dükkâna inmiş. Ya, hangisi doğru? Bir devlette rakamlar bu kadar oynar mı? Oynamaz. E, bunlarla ilgili ne yaptınız? Hiçbir şey yapmadınız.

Şimdi, depremle ilgili de söyleyeyim. Bakın, 11 şehirde büyük deprem oldu; doğrudur, oldu, olmadı değil. Peki -her zaman söylüyorum ben burada- bu Şili'de deprem aynı rakamlarla -7,2'yle- olurken niye 5 bin kişi, 10 bin kişi ölmüyor da 500 kişi ölüyor? Niye Meksika'da 70 bin kişi ölmüyor da 500 kişi, bin kişi vefat ediyor? Neden Japonya'da 1 kişi bile ölmüyor? Önce bunu soralım biz, ardından da şunu yapalım: 11 şehirde mutlaka ki binalar yapıldı, teşekkür ederiz, yapanlara teşekkür ederiz, yapmak görevleri zaten, niye teşekkür etmekte... O bile fazla geliyor, görevleri zaten, onun için gelmişler.

Peki, ben diyorum ki: Bu konutları 11 şehirdeki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği... Sizin il müdürlükleriniz var, bu il müdürlüklerini açıklayın, 450 bin konutu isim isim açıklayın. Niye çekiniyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, beş dakikamız doldu.

Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Söyleyin ve de Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma; insanlar görsünler orada. İnanın, bu 450 bin rakamına da inanmıyorum. "Orta vadeli program" diyorsunuz, hiçbir tahmininiz tutmuyor. Merkez Bankası... Dövizlerle ilgili, faizlerle ilgili hiçbir tahmininiz tutmuyor. Öbür tarafta TÜİK'in enflasyon rakamlarının hiçbiri doğru değil ve tutmuyor. Şimdi "Bu rakamlara, bana inanın." diyorsunuz, nasıl inanacağım? İnanmak için belge lazım, belge değerli milletvekilleri, iktidar yetkilileri, belge lazım ama bu belgeleri de bize getiremiyorsunuz.

Bir diğer konuya gelince değerli arkadaşlar, bugün Bolu Kartalkaya'da olan Grand Kartal Otel'deki yangının 1'inci yıl dönümü. Biraz önce Komisyon Başkanı çıktı ve bir konuşma yaptı, dedi ki: "Raporu bugün teslim edeceğiz, ettik." Aslında bugün 17.30'da bir basın toplantısı yaparak teslim edecekler. Peki, burada ne dedi? Efendim, kapıları ataşe dayanıklı yapacaklarmış, pencereleri ataşe dayanıklı yapacaklarmış, efendim, yangın merdivenleri koyacaklarmış... Ya, aklımızla alay mı ediyorsunuz be?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.

Avrupa'da var mı böyle bir şey? Bunu bilmek için, bunları söylemek için Komisyon Başkanı mı olmak gerekiyor, yeni komisyon kurmamız mı gerekiyor Allah aşkına? Hâlâ kulaklarımda çınlıyor o annenin sözleri, inanın çınlıyor ve babasına telefon açıyor "Baba yanarak mı çocuğumla beraber öleyim, atlayarak mı öleyim?" diyerek. Ya utanır insan ya, inanın utanır ve yüzük kızarır insanların. Bu yangınlar Türkiye'de devam edecek, hâlâ yangın merdivenleri kontrol edilmek isteniyor ve Kültür ve Turizm Bakanlığı hâlâ buradaki sorumluluğu üzerine almıyor, otel yetkililerine sorumluluk veriyor. Ben buradan Kültür ve Turizm Bakanına sesleniyorum, Sayın Erdoğan'a da sesleneyim buradan: Burada komisyonlar kurduk. Ne zaman kurduk biz? 2013 yılında kurduk, Darbeleri Araştırma Komisyonu. Buraya generaller geldi, Genelkurmay Başkanları geldi, Cumhurbaşkanları geldi, Başbakanlar geldi ve bununla da övündük. Niye? Geçmişte bir albayı çağırıyorduk, gelmiyordu; şimdi Genelkurmay Başkanları Meclisin iradesine yani hâkimiyet kayıtsız şartsız millet iradesine inandı ve geldiler. Peki Kültür ve Turizm Bakanı niye gelmedi buraya?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Millet iradesine inanmıyor muydu bu şahıs? Rahatlıkla niye söylemedi? Murat Emir biraz önce...

BAŞKAN - Sekizinci dakika, son dakika.

Buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Başkanım, sağ olun efendim.

Murat Emir, Grup Başkan Vekili söyledi, ne dedi? "Siz niye o 9 kişiye soruşturma izni vermediniz?" dedi. Eğer burada sorumluluğunuz olmasa veyahut da alnınız ak olsa çok rahat bir şekilde "Bizim hiçbir sorumluluğumuz yok burada." demiş olsaydınız o soruşturma izinlerini vermemezlik yapar mıydınız? Yapmadınız değerli arkadaşlar. O nedenle Bolu Kartalkaya'daki işlemler... Bu tür yangınlar devam edecek, depremler devam edecek, yangınlar devam edecek, orman yangınları devam edecek, sel felaketleri devam edecek ve ardından da biz şöyle diyeceğiz: Tekrar milletçe el ele verdik. Bu millet çok fedakâr ama devleti yönetenler fedakâr değil, devleti yönetenlerde sorumluluk duygusu zayıf, liyakat ve ehliyet yok. Aynı zamanda siyaset ahlakıyla beraber idare etme ahlakının da olmadığını görüyoruz. İnşallah, Türkiye, çok doğru bir demokrasiyle, doğru bir insan haklarıyla, doğru bir hukukun üstünlüğüyle yönetilir. Onun özlemi için bunları gerçekleştirecek olan da bir muhalefet var, bunu da inşallah gerçekleştirir diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Başkanım anlayışınız için.