GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:48
Tarih:20.01.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ ÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Somali tezkeresi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Tezkerede, hemen girişte şöyle bir cümle var, diyor ki: "Deniz haydutluğuna karşı mücadele, deniz terörizmiyle mücadele..." Şimdi, bu terörizm tanımı öyle bir hâle geldi ki istediğiniz gibi her yere sündürüyorsunuz, kendinize göre bir terörist uyduruyorsunuz, sonra "terörizmle mücadele" adı altında kendi egemenlik sahanızı sürekli artırmaya, emperyal politikalarla coğrafyalara müdahale etmeye çalışıyorsunuz. Bakın, bir şey var, bir cümle: "Ülkemizin de taraf olduğu sözleşme gereği tezkere..." diyor. E, soruyoruz size: Madem uluslararası sözleşmelere bu kadar saygılısınız; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ AİHM kararlarına rağmen neden içerde, muhalifler neden içerde? İşinize geldiğinde uluslararası sözleşmeler, işinize gelmediğinde "millî birlik" adı altında, "millî hukukun egemenliği" adı altında tu kaka; yok böyle bir şey, her yerde ilkeli ve omurgalı olmak zorundasınız.

Bakın, kimin teröristi? Daha başına ödül konulmuşken, uluslararası terör listesinde adı geçen Colani'yi Devlet Başkanı yaptınız, oradan bir Şara çıkarmaya çalıştınız, sonra da "Ey Kürtler, uluslararası topluma, hukuka uyun." Kürtlerin bir kusuru varsa uluslararası hukuka saygılı olmasındandır. Mazlum Abdi niye Şam'a gitti? Bu hukuka saygılı olduğu için gitti. Kürtler neden Rakka'dan, Tabka'dan, Deyrizor'dan çekildi? IŞİD'ten temizledikleri, kurtardıkları yerleri tekrardan sahiplerine teslim ettiler. Bunu bir zafer narasıyla, bir coşkuyla karşılıyorsunuz. Sonra diyorsunuz ki: "Vay, Türkiye'de, Suriye'de terör koridoru var." Türkiye'de terör koridoru, Suriye'de terör koridoru yok arkadaşlar. Bakın, Grup Başkan Vekilimiz de dedi, gerçekten devletlerin terörüyle yüzleşmezsiniz gariban Kürt halkını, mazlum Kürt halkını her yerde teröristlikle yaftalayın, üzerine gidin. Soruyoruz ya, soruyoruz: Filistin halkı soykırımdan geçirilirken İsrail devlet terörüne karşı ne yaptınız? Telin mitingleri yaptınız. Yapın, daha çok yapın, yapın ama ilişkilerinizi sürdürün. İsrail Şam'ın -hani "Suriye'nin bütünlüğü." diyorsunuz ya- 1 kilometre yakınına kadar bayrak diksin üç maymunları oynayın. Oynayın oynayın devam edin. Sonra da Kürt'e geldi mi "Terörle mücadele." deyin. Böyle kardeşlik olmaz arkadaşlar. Böyle kardeşlik olmaz. Çok net söylüyoruz. Bir sürü analiz yapabiliriz. Bakın, bir süreç başlatıldı, 27 Şubatta bir çağrı yapıldı, Kürt'ün tek isteği var sizden: Hukuk kapısından içeri girmek istiyor. Kardeşinize bunu çok mu görüyorsunuz? "Ya, ana dilim var, kültürüm var, kendi kimliğimle, onurumla yaşamak istiyorum." diyorsunuz, elin cihadistlerini, elin IŞİD'cilerini Kürt'e karşı operasyonda, katliamda alkışlıyorsunuz. Sonra, Meclis Başkanımız Numan Bey diyor ki: "Bu süreçte Kürtlerin onurunu koruyalım." Buradan açıkça söylüyoruz: Kaç gündür soykırım tehdidi, katliam tehdidi altında olan Kürtlere karşı yapılan saldırılarda zil takıp oynayanların onursuzluğuyla önce baş edin, onlarla yüzleşin. En büyük onursuzluk Kürtlerin direnişi değildir, en büyük onursuzluk Kürtlerin katliamı karşısında televizyonlarda, birçok yerde boy boy sevinenler, zil takıp oynayanlardır. Kardeşliği biz nasıl inşa edeceğiz? Kürt halkı olarak bir talebimiz var: Hukuk kapısından içeri girmek istiyoruz ve bunu çok gördüğünüz sürece... Açıktan, burada söylüyoruz: Kürt'e düşmanlık yüz yıldır bu ülkeye kaybettirdi.

Değerli arkadaşlar, ya, bu uyuşturucu çeteleri nasıl türedi? Nasıl bir toplum uyuşturucu müptelası oldu? Çetelerin yuvalandığı yerler hâline geldi yaşam merkezlerimiz. İşte, bu katıksız Kürt düşmanlığı -savaşla beslenen, Kürt'ü inkârıyla beslenen bu yüz yıllık sistem- "millî değerler" adı altında, her türlü pisliği örten bir sistem yarattı. Gerçekten vatanseverseniz, gerçekten yurt severseniz bu toplumsal çürümüşlüğün müsebbipleriyle yüzleşirsiniz. Gerçekten bağımsızlık yanlısıysanız onurlu Kürt halkıyla barışırsınız, onun kimliğini tanırsınız. Bu süreci nasıl yürütmemizi bekliyorsunuz o zaman? Olduğumuz yerdeyiz; Kürtler zayıf olduğu için değil, dilenci olduğu için değil, güçsüz olduğu için değil, halkların kardeşliğine, eşitliğine, özgürlük değerlerine, kadın özgürlük değerlerine, adalet değerlerine bağlı olduğu için Şam rejimiyle uzlaşmaya çalıştı. Ne oldu peki? Şimdi, biz teröristiz, IŞİD'çiler Suriye'nin bütünlüğünü koruyor(!) İsrail'i hatırlatıyoruz, hadi bakalım, çıkarın buradan bir şey. Hadi, İsrail 1 kilometre gelmiş, çıkarın; olmaz, yapamazsınız. Yapamazsınız bunu, bazı şeyleri göze almanızı gerektirir.

Bakın, Cevdet Yılmaz Cumhurbaşkanlığı bütçe görüşmesinde diyor ki bir soru üzerine, bir arkadaşımızın sorusu üzerine: "Cumhurbaşkanlığı bütçesinde barışı destekleme ve koruma ödeneği önemli bir yer kaplıyor." Libya, Cezayir, sayıyor, sayıyor, sayıyor. Bakın, kendinizi ele veriyorsunuz. Daha dün bir televizyon programında bir eski asker çıkıp açıktan ya, yüzümüze baka baka şunu söylüyor, diyor ki "Biz Afrin'de harp okulu kurduk." Vallahi, varsa burada terör aha bu harp okulu kuranlardır. Kime karşı kurdunuz bu harp okulunu? Yıllarca elinizde bulundurduğunuz Afrin'de kime karşı kurdunuz bu harp okulunu? Bugünkü IŞİD'çilere, bugün Kürtleri soykırımdan geçirmek isteyenlere karşı harp okulu kurdunuz. Peki, Kürtler ne yaptı? Sizin Kürtsüzleştirdiğiniz Afrin'i, Rakka'yı, Deyrizor'u Kürtler IŞİD'ten temizledi, orayı Kürtleştirmedi, Arap halkının sosyolojisine, kültürüne saygı gereği, halkların kardeşliğine saygı gereği orayı Kürtleştirmedi. İsteseydi on yılda yapamaz mıydı? Hangi değerden bahsediyorsunuz bize, kimin değeri? Varsa terör işte terör budur; harp okulu, Kürt'e karşı harp okulunu örgütleyenlerdir, tıpkı Florida'da NATO eğitim kamplarında bu ülkenin sosyalistlerine, devrimcilerine karşı özel harp eğitimleri aldığı gibi. O yüzden, varsa bir iş birlikçi birileri dönüp aynaya baksın. Yüz yıl boyunca bu coğrafyanın Kürt statüsü üzerinden emperyalistlerle iş birliği yapanlar bu ülkenin halklarına karşı en büyük iş birlikçilerdir, geleceğine karşı en büyük iş birlikçilerdir.

Bakın, son olarak şunu paylaşmak istiyorum sizinle: Arkadaşlar, biz bir şey söylerken temelsiz söylemiyoruz; araştırıyoruz, bakıyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Ya, Kürt nasıl düşünsün, nasıl sizin Suriye'deki gelişmelerdeki payınız olmadığını düşünsün. Bakın, üç tane başlık, dikkatinize sunuyorum, üç tane başlık: Bir, şimdi, Türkiye'de yıllarca Kürt siyaseti Diyanetin tebliğ ettiği resmî belgelerle camilerde âdeta hedef gösterildi, terörist olarak lanse edildi camilerde. Kürt illerinde yaşayanlar bunu iyi bilir. Bakın, aynı şey; sanki birinden akıl almış gibi aynı şeyi Suriye'de Diyanet Enfal suresinden ayette başlıyor, birilerinden öğreniyor demek ki bunu. İki, şimdi, burada diyoruz ki: "Nevroz resmî tatil olsun." Tamam, olsun ama biz yıllar önce direnişimizle zaten Nevroz'u tatil yaptık, direniş bayramı yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CENGİZ ÇİÇEK (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

CENGİZ ÇİÇEK (Devamla) - Ya, birisi akıl vermiş gibi Colani de aynı şeyi söylüyor. "Ey Kürtler, Nevroz resmî bayram olsun ya da resmî tatil olsun." Peki, soruyoruz: Ya, bize resmî bayram vermeyin, dilimizi verin, kültürümüzü verin, kimliğimizi verin. Şimdi, Kürtçe ana dilde eğitime bile karşı çıkan bir zihniyet bayram verse ne olur, vermese ne olur? Bakın, aynı şeyi Colani şu anda Mazlum Abdi'ye dayatıyor, diyor ki: "Kobane'de, Haseke'de Kürtçe eğitimi sonlandır." Zihniyet aynıdır, zihniyet Kürt'ün geleceğine karşı düşmandır, ortak geleceğimize karşı düşmandır.

Bu vesileyle dünyanın dört bir tarafında bu canilerin katliam tehdidi karşısında ayağa kalkan milyonlarca Kürt'ü ve dostunu saygıyla selamlıyorum.

(*) diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)