GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:46
Tarih:13.01.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündemimizde ne var? Biliyorsunuz zamlar var memurlara, emekli memurlara, aynı zamanda da en düşük emekli maaşı alanlara, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine bu yıl bir zam oranı teklif etti Hükûmet, TÜİK'in rakamlarına göre teklif etti. TÜİK rakamları doğru rakamlar değil, İTO'nun rakamları da var, ENAG'ın rakamları da var. TÜİK'in rakamlarını bir sağlamaya tabi tutmamız lazım, hani matematikte bir sağlama var ya ama bu sağlamayı tutabilmemiz için TÜİK'in mutlaka enflasyon sepetini açıklaması lazım. Enflasyon sepetini açıklamayan bir TÜİK'in rakamları âdeta bütün memurların, emeklilerin veya SSK'lilerin, BAĞ-KUR'luların bütün maaş zamlarına çok ciddi şekilde -tırnak içinde söylüyorum- modern bir gasptır, başka bir şey değildir. O nedenle ne yapılmalıdır? Hükûmet ne yapmıştır? Önce en düşük emekli maaşı 16.881 liraydı biliyorsunuz, Hükûmet teklifinde "Yüzde 18,48'le 20 bin liraya çıkartalım." diyor ama ben diyorum ki: Peki, SSK'ye bağlı ve BAĞ-KUR'dan emekliye ayrılanlar, SSK'den emekliye ayrılanlar niye 12,19 zam alsınlar ki onların zamlı maaşlarına da yüzde 18,48'lik bir zam yapılmalıdır. Hatta en düşük emekli maaşı 28.075 lira, asgari ücret rakamı olmalı ve ardından da buradan bu emekli maaşları üzerinden yapılan zam yani en düşük emekli maaşına yapılan zam oranında da SSK'liler, BAĞ-KUR'lulara zam yapılmalı.

Peki, emekli memurlara ve emeklilerle beraber normal memurlara yapılacak zam ne kadardı? O da yüzde 18,60'tı. Bu da doğru bir zam değil çünkü TÜİK yine aynı şekilde burada yanıltıcı bilgi vermektedir. Hükûmetin işine gelmektedir. Millete daha çok para vermesi gerekirken, enflasyona ezdirmemesi gerekirken bunu yapmamaktadır. Onlara da seyyanen zam yapılmalıdır. Seyyanen zam da 10 bin liradan aşağı olmamalıdır. Hükûmeti bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Bunu verebilirler mi? Verebilirler, böyle bir imkânları var.

Diğer bir konuya gelince değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, Amerika Birleşik Devletleri İran'daki olayları istismar etmek istemektedir. Peki, İran'ı yönetenlere, daha doğrusu İslam ülkelerini, Arap ülkelerini veya Türki Cumhuriyetleri, kalkınmakta olan ülkeleri yönetenlere de bir sözümüz var buradan: Siz, kendi hukuk sisteminize, kendi anayasanıza göre hareket edeceksiniz; yetmez, evrensel hukuk kurallarına ve evrensel ahlak kurallarına göre hareket edeceksiniz. Yani ülkenizde yönetiminizi şeffaf yapacaksınız, denetlenebilir bir ülke hâline getireceksiniz ki egemen güçler sizin imkânlarınızı, yer altı ve yer üstü imkânlarınızı istismar edemesinler, gelip buralarda ameliyat yapamasınlar, gelip buralarda darbe yapamasınlar, gelip burada vekâlet savaşları yaptırmasınlar çeşitli terör örgütlerine veyahut da satın aldıkları kişilerle beraber de o ülkenin istikrarına darbe vuramasınlar. Bunu yapsınlar ama burada buna rağmen Amerika Birleşik Devletleri'nin yapmak istediği şey, Venezuela'da, Rusya'da ve İran'da Çin'i kuşatmaktır -bununla ilgili bugün Parlamentoda bir konuşma yapacağım, inşallah bir maddede yapacağım- Çin'i kuşatarak tek kutuplu dünyaya devam etmek istiyor. Bu noktada İran'da da bir reforma ihtiyaç vardır. İranlı yetkililer, reformlarını ve devrimlerini doğru yapmalıdırlar, halkın taleplerini doğru bir şekilde dile getirmeli ve oradaki rüşvetlere, oradaki iltimaslara, irtikâplara da yer vermemelidirler.

Diğer bir konuya gelince, değerli milletvekilleri, Rauf Denktaş'ın vefatının 14'üncü yıl dönümü. Kıbrıs, biliyorsunuz, Piyale Paşa'dan itibaren bizlere emanet edilmişti. Daha sonra, Osmanlı'nın son döneminde Kıbrıs, İngilizlere verilmiş ve İngilizlere verildikten sonra da 1960'lı yıllara kadar burada Türkler ile Rumlar beraber yaşamaktaydılar. Ardından, buradaki Rumların taşkınlıkları sonucunda birkaç defa Türkiye müdahale etmek istedi. Bir yandan orada Kıbrıs mücahitleri Türk Mukavemet Teşkilatını örgütledi, bir yandan da orada liderler oluştu; Fazıl Küçük bir lider olarak çıktı, Doktor Fazıl Küçük'le beraber de Rauf Denktaş bir lider olarak çıktı. Daha önce Demirel bir operasyon yapmak istedi fakat Türkiye'nin imkânları müsaade etmedi. Konjonktür müsaitti Sayın Ecevit'le Sayın Erbakan'ın müdahaleleri sonucunda 1974 20 Temmuzda Kıbrıs'ta Barış Harekâtı yapıldı. O günden itibaren "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" diye bir devlet kuruldu. O günden bugüne kadar bu devleti tanıtamadık, o nedenle bu devleti tanıtmanın yollarını araştırmamız lazım. Rauf Denktaş'a da dostum olan ve de Annan Planı yürürlüğe girdiği zaman da Türkiye'ye geldiği zaman da iktidar tarafından "Ne işin var senin burada, git Kıbrıs'a, çalışma yap." dediklerinde, o zaman Muhsin Yazıcıoğlu'yla beraber biz karşılıyorduk, biz ağırlıyorduk Rauf Denktaş'ı. Rauf Denktaş'ın haklı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Kendisini rahmetle anıyorum.

Önemli bir konu var arkadaşlar, bu konu basında yer aldı. Bakın, "TÜGVA" diye bir dernek var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bu dernekler kamu yararına çalışıyorlar. Bu TÜGVA'nın il, ilçe temsilcilerinden oluşan 1.400 kişilik bir grubun umre ziyareti kapsamındaki bütün masrafları, otel masrafları ve seyahat masrafları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılandığı iddia edilmektedir. Şu ana kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Diyanet İşleri Başkanlığından sorumlu Cevdet Yılmaz Bey ve Diyanet İşleri Başkanlığının bir açıklaması olmamıştır. Bakın, Diyanet İşleri Başkanlığı kimsenin çiftliği değildir; orası milletin vergileriyle beraber, milletin din ihtiyaçlarını karşılamak için çalışma yapan bir yerdir. Birilerini umreye gönderemezsiniz, birilerini hacca gönderemezsiniz; vatandaş kendi parasıyla gider. O nedenle, bu konuda TÜGVA'nın bir açıklama yapmaya ihtiyacı var, Diyanet İşleri Başkanlığının bir açıklamaya ihtiyacı var ve de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bir açıklamaya ihtiyacı var ki ben soru önergemi verdim, inşallah bu sefer ipe un sermezler, arabayı yokuşa sürmezler ve de benim sorduğum sorulara net, vasıf bir şekilde, net bir şekilde cevaplar verirler. Doğru mudur, değil midir ve bunların tahsil edilmesi gerekmektedir değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) -

Değerli milletvekilleri, bir pestisit gerçeğimiz var biliyorsunuz. Nedir pestisit? Burada sık sık gündeme getiriyorum yani kullandığımız sebzelerde ve meyvelerde ilaç kullanılıyor. Bu ilaçlarla ilgili yurt dışına gönderilen pestisitli gıdalar ve sebzeler ve meyveler Avrupalılar tarafından geri gönderiliyor arkadaşlar. "Ben bunları insanıma yedirmem, siz fazla ilaç kullanmışsınız." diyor. Peki, Türkiye'ye geldikten sonra ne oluyor? Akıbetleri meçhul. Bununla ilgili olarak da bir kanun teklifi verdim. Bu kanun teklifinde de Türkiye'de nasıl ki gümrüklerden geçerken bütün sebze ve meyveler inceleniyor, insan sağlığına zararlıysa geri gönderiliyorsa, değilse oralarda yeniyor ve içiliyorsa bunlar, kullanılıyorsa Türkiye'deki tüm sebzeler, tarladan çıktıktan sonra tarla dâhil olmak üzere, hallerde mutlaka gerekli alet edevatlarla ve teknolojinin istediği en üstün teknolojiyle incelenmesi, oradan pazarlara, oradan çok rahat bir şekilde ticaret merkezlerine, alışveriş merkezlerine gelebilmeli ve bunu yapabilmeliyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlayacağım Başkanım.

Ama bunu yapmıyoruz, insanlarımıza zehirli gıdalar yediriyoruz. Elbette ki ilaç kullanacağız ama bu ilaçlar Avrupa Birliğinin istediği noktada olacak fakat ilaç kullanıldığı için de, kimyasallar kullanıldığı için de çocuklarımız kanser oluyor, vatandaşlarımız hastalanıyorlar, alzaymır oluyorlar, çeşitli hastalıklara düçar oluyorlar ve bunların da tedavileri yok. Bu noktada bir kez daha bu kanun teklifini bütün herkesin desteklemesini istiyorum, özellikle de iktidar partisinin bu kanun teklifine bigâne kalmamasını temenni ediyorum.

Diğer bir şey, Kredi Yurtlar Kurumu gerçeği, biliyorsunuz arkadaşlar. Öğrencilerin tabağı küçülüyor. 850 TL olan 2021-2022 yılında Kredi Yurtlar Kurumu bursuyla 243 öğün yemek yiyebiliyordu bir gencimiz, bir öğrencimiz; bugün bursları 4 bin liraya çıkartınız yani 3 bin liradan 4 bin liraya, şimdi bu sayı 76 öğüne düşmüş durumda. Enflasyon rakamlarıyla övünenler öğrencilerin tabağındaki bu dramatik eksilmeyi görmezden geliyorlar. Bu Meclisin görevi gençlerin geleceğini kemer sıkma masallarına kurban etmek değildir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İyi bir yasama günü olsun diyor, teşekkür ediyorum.