| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 46 |
| Tarih: | 13.01.2026 |
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
İki gün önce 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ydü. Gazi Meclisimizde, şehirlerimizde basın emekçilerimizle buluştuk, sosyal medyadan onları kutladık, teşekkür ettik. İyi ama gazetecilere özgür ve güvenli çalışma ortamını sağlamadıkça, ekonomik koşullarını iyileştirmedikçe maalesef ortada kutlanacak bir gün de olmuyor. Gazeteci haber yapıyor, anında hedef, daha yayın bitmeden kapısında polis, şafak baskınları, gözaltılar, tutuklamalar. 2020'den bu yana gazeteciler sadece haberleri nedeniyle tam 3.480 kez hâkim karşısına çıkarıldı, 420 gazeteci gözaltına alındı, 145 gazeteci tutuklandı. Daha geçen yıl Ercüment Akdeniz 247, Furkan Karabay 201, Fatih Altaylı 190, Elif Akgül 101, Yıldız Tar 102, Suat Toktaş 34 gününü hapishanede geçirmek zorunda kaldı. Merdan Yanardağ üç aydır, Enver Aysever 33 gündür hâlâ zindanda. Saraçhane'de millet iradesine sahip çıkan milyonların "Yaşamak istiyoruz." diyen kadınların, alın terinin karşılığını isteyen emekçilerin "Barınamıyoruz." diyen öğrencilerin çığlığını duyuran gazeteciler gazla, copla engelleniyor. Gazeteci Hakan Tosun sokak ortasında dövülerek öldürülüyor, günler aylar geçiyor, ölümü aydınlatılmıyor. Evrensel gazetesini silahla taradılar, saldırganlar yüz gün bile tutuklu kalmadan salıverildi. İsmail Saymaz, Özlem Gürses, Timur Soykan ve daha nice gazeteci ayağında kelepçe eve hapsedildi, karakolda imza, yurt dışı yasağı getirilerek haber yapmaları engellendi. Şimdi, buradan sormayalım mı? Zindanda, evinde kelepçeli gazeteci için 10 Ocak nasıl bayram olsun, nasıl kutlansın?
Bakın, Türkiye'de "Kürt sorununu çözeceğiz." diye bir süreç başlatıyoruz ama işte, tam da bu meseleyle ilgili haberleri yüzünden 7 gazeteciye altı yıl hapis cezası veriyorsunuz. İBB iftiranamesi sadece başkanlarımızı değil, gazetecileri de hedef alıyor; Şaban Sevinç, Yavuz Oğhan, Soner Yalçın, Ruşen Çakır ve Batuhan Çolak yorumları nedeniyle şafak baskınıyla ifadeye götürüldü. "Dezenformasyonla mücadele" diye çıkardığınız yasa yüzünden, işte, 2025'te Levent Gültekin, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ve daha nicelerini gözaltına aldınız. Zafer Arapkirli bugün Cumhurbaşkanına hakaretten, iki gün sonra da işte bu sansür yasanızdan hâkim karşısına çıkıyor. Hani söz vermiştiniz yasa çıkarken, yargılanmayacaktı gazeteciler, verdiğiniz sözün inandırıcılığı da işte bu kadar.
Bu yıl bir başka eşik daha aşıldı; TMSF Türkiye'nin en büyük medya patronu artık. Önce yandaşlarınıza kanalları satın aldırıyorsunuz, ziyaretlerinizde poz verip bol bol paylaşım yapıyorsunuz, sonra da "Bunlar kara para aklıyormuş." diye el koyduruyorsunuz. Habertürk, Can Holdinge satılırken bu devletin MASAK'ı, istihbaratı neredeydi? Suçlananlar "Devlet büyüklerinin yönlendirmesiyle aldık." dediklerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının ziyaret ettiği, jandarma eski komutanının yönetici atandığı Ekol TV bir anda kapanıp hakkında soruşturma, kara para soruşturması başladığında ağzınızı bıçak açmıyor. Ama işte Grup Başkan Vekilimiz Murat Emir bunları sorunca anında erişim engeli istiyorsunuz. Uydurma casusluk suçlamasıyla sizi eleştiren Tele 1'e el koydunuz, hukuksuzca hem de. Sizin iktidar kavgalarınız, kayyumlarınız yüzünden kurumlar değer kaybediyormuş, yüzlerce gazeteci işsiz kalıyormuş umurunuzda bile değil. Basın İlan Kurumu eliyle Anadolu'da çok sesliliği bitirdiniz, her yıl 100 gazeteyi kapanmaya zorluyorsunuz. Birkaç yıl önce 1.500 olan gazete sayısı şimdi 600'lere indi. İktidar sopası RTÜK'ünüz sayesinde ekran karartma ayıplarını 2025'te de yaşattınız bu ülkeye. Her eleştiriye ceza kese kese Sözcü TV, Halk TV, Tele1 ve NOW'a toplam 53 yaptırım uyguladınız, 93 milyon lira ceza kestiniz. Zindanla, kayyımlarla susturamadıklarınızı ise haberlere yayın yasağı, erişim engeli getirerek karartıyorsunuz. Yangında, depremde, terör saldırısında millet gerçekleri duyamasın diye saniyeler içinde yayın yasağı geliyor, sosyal medya karartılıyor. Ucu iktidara dokunan her usulsüzlük, yolsuzluk haberi, İBB soruşturmalarında ortaya çıkarılan hukuksuzluklar, hepsine erişim yasağı getirdiniz. Gerçekler bilinmesin diye gazetecilerin sosyal medya hesaplarını dahi kapattınız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun hesaplarını kararttınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) - Teşekkür ederim.
İBB soruşturmalarında yaptığınız hukuksuzlukların yer aldığı, bir bir yer aldığı İstanbul İddianamesi internet sitesi ve X hesabı da erişime engellendi çünkü kumpaslarınız, hukuksuzluklarınız, zulmünüz duyulmasın, bilinmesin istiyorsunuz ama biz bu karartmaya, sansüre Türkiye'yi teslim etmeyeceğiz. Gerçeği savunmaya, gazetecilerin yanında durmaya, ülkemizi yeniden özgür, demokratik ve aydınlık bir ülke yapmaya kararlıyız. Söylediğimiz tek şey var: Özgür basın olmadan demokrasi, demokrasi olmadan da basın özgürlüğü olmaz çünkü basın sustuğunda toplum karanlığa mahkûm olur. Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü için basın emekçileriyle dayanışmayla birlikte mücadelemizi, hak, hukuk, adalet ve özgürlük mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)