| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 08.01.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, özgür basının onurlu temsilcilerinden Hüseyin Aykol'un vefatı hepimizi derinden üzmüştür. Aykol, baskıya, sansüre ve inkâr politikalarına karşı gerçeği savunmaktan geri durmayan, kalemini halkların eşitliği ve barışı için kullanan bir gazeteciydi. Onu saygı, minnet ve özlemle anıyor; ailesine, yakınlarına ve basın camiasına başsağlığı diliyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan değişikliklerden, düzenlemelerden söz ederken şunu en başta ifade etmek gerekir: Salt ceza miktarının artırılmasıyla trafikte düzen sağlanmaz. Burada önemli olan, insanların can güvenliğini gerçekten koruyan bir trafik düzenlemesinin kurulup kurulmadığıdır. Trafik güvenliği, bir rakamlar ve yaptırımlar konusuna indirgenemez, trafik güvenliği yaşam hakkı meselesidir. Bu hak, yalnızca kâğıt üzerinde değil, sokakta, yolda, mahallede, şehirde somut olarak güvence altına alınmalıdır: Seçim bölgem Iğdır, coğrafi yapısı nedeniyle kirli havanın dağılmadığı bir çanak içindedir bundan dolayı Türkiye'nin en kirli havasına sahip bir şehirdir ancak asıl sorun doğa değildir; plansızlık, ihmalkârlık ve kamusal sorumluluğun yerine getirilmemesidir çünkü yıllardır yapılmayan çevre yolu yüzünden, ağır tonajlı araçlar şehir merkezinin içinden geçmekte, egzoz, gürültü ve tehlike her gün halkın üzerine çökmektedir. Bugün, Iğdır'da, çocuklar, okul yolunda tırların arasında yürümektedir. Yaşlılar, hastalar, engelliler sadece hava kirliliğiyle değil her an yaşanabilecek kazalarla karşı karşıyadır. Bu tabloyu yalnızca "sürücü hatası" diye açıklamak mümkün değildir. Bu, aynı zamanda, devletin altyapı ve planlama sorumluğunu yerine getirmemesinin sonucudur. Şehir içinden geçen çevre yolu şehrin ana arterlerinden biri hâline gelmiştir. Bu yol üzerinde, trafik ışık ve işaretlerinin eksik olması her gün kazaya sebep vermektedir. Özellikle İskender Iğdır Caddesi, Aktaş Caddesinin çevre yoluyla kesiştiği noktalarda hiçbir trafik işareti, ışıklandırma ya da uyarıcı cihaz bulunmamaktadır. Açık söylüyoruz ki bu yol üzerinde kazanın olmadığı gün hemen hemen yoktur. Sürekli olarak maddi hasarlı ya da yaralamalı, ölümlü kazalar yaşanmaktadır. Iğdır'da yaşanan tablo bize şunu açıkça göstermektedir: Güvenlik yalnızca kural olarak değil kamusal yatırımla, planlamayla ve eşit uygulamayla sağlanır. Çevre yolu olmayan bir kentte ağır taşıtların şehir merkezinden geçmesine göz yumup ardından kazılar için yalnızca sürücüyü cezalandırmak sorumluluğu yurttaşın sırtına yıkmaktır. Iğdır halkının temiz hava soluma, güvenli yollarda yaşama ve sağlıklı bir çevrede var olma hakkı vardır. Bu hak ne ertelenebilir ne de görmezden gelinebilir.
Değerli milletvekilleri, araçlardan mevzuata aykırı değişikliklere, çevreyi rahatsız edecek düzeyde gürültüye, trafik güvenliği donanımlarının eksikliğine yönelik yaptırımlar elbette önemlidir. Ancak bu düzenlemeler kazaları gerçekten önleyecek mi, insanların güvenliğini arttıracak mı yoksa yine yalnızca yurttaşın üzerine yeni cezalar mı bindirecek? Trafik güvenliği yalnızca sürücüyü cezalandırarak sağlanamaz. Güvenli yol yoksa, yeterli denetim yoksa, eğitim yoksa, altyapı yoksa en ağır cezalar bile kazaları ortadan kaldırmaz. Bugün birçok kentte yaya geçitleri silinmiş, sinyalizasyon yetersiz, kavşaklar ölüm noktasına dönüşmüş durumdadır. Çevre yolu olmayan Iğdır gibi kentlerde ağır taşıt trafiği doğrudan yerleşim alanlarının içinden geçmektedir. Bu koşullarda kazaların sorumluluğunu sadece direksiyon başındaki yurttaşa yüklemek adil değildir, çözüm de değildir. Bu tür düzenlemeler denetimle, eğitimle, altyapı yatırımlarıyla desteklenmediği sürece kâğıt üzerinde kalacaktır. Ayrıca yaptırımların sosyal gerçeklikten kopuk bir şekilde ağırlaştırılması trafik güvenliğini artırmaktan çok yeni muafiyetler yaratma riskini de taşımaktadır.
Değerli milletvekilleri, trafik güvenliği bir gelir kalemi değildir. Ceza sistemi bütçe açığını kapatma aracı hâline getirilemez. Güvenlik yurttaşın cebine yük bindirilerek değil, kamusal sorumluluk üstlenilerek sağlanır. Kazaların yoğunlaştığı bölgelerde altyapı düzenlemeleri yapılmalıdır. Ağır taşıt trafiği yerleşim alanlarından çıkarılmalı, Iğdır gibi kentlerde çevre yolu bir an önce hayata geçirilmelidir. Denetimler keyfi değil şeffaf, eşitlikçi olmalıdır. Sürücü eğitimleri bilinç kazandıracak biçimde yeniden yapılandırılmalıdır. Yatırımlar ise gelir durumunu, ihmalin ağırlığını ve kişinin somut koşullarını gözeten adil, ölçülü bir sistem için uygulanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen, buyurun.
YILMAZ HUN (Devamla) - Aksi hâlde, yüksek para cezaları yoksul için hayatı felce uğratan bir yük hâline gelirken ayrıcalıklı kesimler için sadece ödenebilir bir bedel olarak kalacaktır; bu da ne caydırıcılık sağlar ne de adalet.
Trafik güvenliği cezayla değil yaşamı önceleyen bir kamusal anlayışla kurulmalıdır. Devlet yurttaşı cezalandıran algısından çıkarak onu koruyan bir rol üstlenmelidir. Güvenli yol, temyiz hava, sağlıklı kent ve adil yaptırım için hepsi bir bütündür. Bu nedenle, yapılan düzenlemelerin cezayı merkeze alan dar bir bakış açısıyla yapılması çözüm olmayacaktır. Altyapıyı, eğitimi, denetimi ve sosyal adaleti esas alan bütünlüklü bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)