GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

SEMRA DİNÇER (Ankara) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 5'inci maddesi üzerine söz aldım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifi vatandaşın sofrasına, cebine, emeğine uzanan bir yüktür. 5'inci madde diyor ki: "Geçici belge ve plaka almadan trafiğe çıkan ya da süresi bitmiş belgeyi kullanan yurttaşa 46 bin lira ceza. Bir yıl içerisinde ikinci kez olursa ceza 140 bin liraya çıkıyor." Bu rakamlar artık caydırıcı değil bu rakamlar vatandaşın sırtına vurulacak yeni bir yükün ve vatandaşı yeni borçlarla tanıştıracak bir düzenin adıdır. AKP iktidarı "trafik düzenlemesi" dediği bir anlayışla aslında yol güvenliği değil bütçe açığını kapatmanın yollarını aramaktadır. Peki, vatandaş bu cezaları hangi maaşla ödeyecek? Memura ve emekliye verdiğiniz zam ortada. Zaten çalışanların alım gücü düşmüş, milyonlar yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamaya muhtaç hâle gelmişler. Bir tarafta elektrik faturası, diğer bir tarafta mutfaktaki yangın, bir tarafta okul masrafı, bir tarafta kira; şimdi de vatandaşın önüne fahiş fiyatlı trafik cezaları getiriyorsunuz. Trafikte hata yapan elbette cezasını ve bedelini ödesin ama bu bedel adaletli olsun. Biz de istiyoruz trafikte can kaybı olmasın, vatandaşlar arasında çıkan kavgalar bitsin, kurallar uygulansın, caydırıcı ceza olsun, denetim olsun, eğitim olsun, yol güvenliği olsun ama ülkeyi yönetenler vatandaşına refah sunmak yerine her cepheden yeni tahsilat kalemi çıkarıyorsa bunun adı güvenlik politikası değil, olsa olsa soygun olur. (CHP sıralarından alkışlar) Bütçe açığını kapatmanın yolu "trafik cezası" adı altında vatandaşa yeni vergi kalemleri oluşturmak değildir. TÜİK emekli ve memur maaşlarını sipariş usulü açıkladığı rakamlara mahkûm ederken Hükûmet trafik cezalarını ve harçları gerçek enflasyonun üzerindeki rakamlarla artırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, hayatını bu topraklara emeğini vererek harcamış, üretmiş ve enerjisini bu memleket için tüketmiş emeklilerimizin hakkının karşılığı 18.938 Türk lirası olmamalıdır. 2002 yılında ortalama emekli aylığı asgari ücretin yüzde 22 üzerindeydi, 2003'te ise bu oran yüzde 36'ya kadar varmıştı. Peki, ya bugün? 2025 yılında ortalama emekli aylığı asgari ücretin yüzde 32 altına düşürülmüştür. Bu memleketin en değerli insanlarını, yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş büyüklerimizi açlığa mahkûm etmek insan onuruna aykırıdır. İşçinin, emeklinin ve memurun kıt kanaat geçindiği, gençlerin iş bulamadığı bu ortamda yurttaşlarımızın yoksulluk ve açlık maaşına mahkûm edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Asgari ücretin 39 bin liraya çıkartılması ve en düşük emekli aylığının da bu seviyeye yükseltilmesi için Mecliste mücadelemize devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, siyasi iktidar zaten geçim derdine düşmüş bu yurttaşı şimdi trafik cezalarıyla daha da zor duruma sokuyor, refah devleti kavramını tamamıyla yok ediyor. Trafik cezaları caydırıcı olmak için vardır, bütçe açığını kapatmak için değildir. İnsanlar "Nasıl öderim?" diye düşünürken devlet "Nasıl tahsil ederim?" hesabını düşünmemelidir. Bu Meclis vatandaşını böyle çaresiz bırakmamalıdır. Biz kurallar olmasın demiyoruz, soygun düzenine dönüşmüş cezalar olmasın diyoruz. Biz adalet diyoruz, hakkaniyet diyoruz, eşitlik diyoruz, vatandaşın can güvenliğini bahane edip cebine uzanan bu anlayışı da asla kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Bu Meclisin görevi bütçeyi vatandaşa ceza yazarak değil, refahı büyüterek, halkı gözeterek yönetmektir. Halkın cebinden değil, halkın güvenliğinden yana bir trafik politikası istiyoruz. Biz vatandaşının ve adaletinin yanında, vatandaşına zulmedenlerin ise karşısında olmaya devam edeceğiz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)