GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 4'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşma sırası bana gelinceye kadar değerli hatipler aslında konuyu enine boyuna değerlendirdiler. Tabii, ben de bu kanun teklifiyle alakalı bazı şeylere dikkat çekmek istiyorum.

Eğitimde, ceza yerine artık olumlu pekiştirmeler kullanılıyor; birçok okulumuzda ceza kalktı. Bunun temel sebepleri; korku duygusunu tetiklemesi, utanma ve vicdan duygusunu köreltmesi, ayrıyeten, nefret duygusunu oluşturmasıydı fakat konu hazineye para toplamaya geldiğinde her şeyi cezayla yapmaya çalışıyoruz. O zaman, bu bir tezatlık değil mi? Cezayla her iş çözülüyorsa eğitimde niye yok? Ceza kavramı yanlışsa devlet vatandaşına sürekli ceza kesmek için yer mi arıyor? Vatandaşlarımız ile polisimizi sürekli karşı karşıya getiriyorsunuz. Vatandaş çoğu cezada "Tuzağa düştüm." diyor. Bu durum çok tehlikeli bir hâl almaya başladı. Madem niyetiniz can ve mal kaybını önlemek radar pususu atmayın, görünür yerde olsun; zaten vatandaşın bile isteye radara düşecek hali yok. Hem kaybı önlemiş oluruz hem de oluşabilecek kötü algı yıkılmış oluruz. Amaç, ceza değil önleyicilik olmalı. Öyle yerlerde radar araçları var ki görebilmek mümkün değil; bir ekip diğer ekibi radar koyduğu yere bıraksa beş saat sonra bulamaz "Neredeler?" diye arar durur. O zaman da vatandaş hâliyle "Devlet bize pusu mu atıyor?" diye hayıflanıyor. Bayramda, Ankara Yaşamkent'ten havaalanına kadar 4-5 adet yerde radar vardı. Böyle günlerde polisimizi de yormaya gerek yok, onlar da bayramda çalıştıkları için gergin oluyorlar. Vatandaşlarımızı da üzmeye gerek yok, vatandaşa "Gaza bastığında, direksiyonu çevirdiğinde 1.000 TL ver, kurtul." deyin, nasıl olsa bir şekilde ceza yiyecek(!) Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek bunun nasıl hayata geçirmedi hâlâ, onu da düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet devlet gelirlerine fahiş fiyat artışı yaparken, kasap, memura, emekliye, asgari ücretliye artış yapacakken kuzu oluyor. Konu vatandaşa zam olunca avuçta veriyorsunuz, cezalara geldiğinde kepçeyle alıyorsunuz. Bu konuda da Almanya bizi kıskanıyor olabilir, onlar çünkü vatandaşlarına para dağıttı, biz de nasıl alırızın derdine düşüyoruz, kıskanılacak bir durumdayız.

Sayın milletvekilleri, bizler toplum itibarıyla "Devletimiz sağ olsun, milletimiz var olsun." şiarından gelen insanlarız. Bakın, bu kanunlar vatandaş gözünde bizi küçük düşürüyor. Vatandaşlarımız ne söylüyor, ne diyor? "Kendinize gelince her şey güzel, bize gelince hayat zindan." Yapılan kanunlar halkımızla aramızı açıyor, öz eleştiri yapmamız gerekiyor. Kanunları insanı yaşat ki devlet yaşasın edebiyle yapmalıyız. Gerçekten ilelebet payidar kalmak istiyorsak güçlü toplum inşa etmeliyiz. Devletimiz, mukaddesatımız, hazine dolsun, taşsın. Hangi Türk evladı bunu istemiyor ki? Lakin hazineye gelen para kimlere, hangi gruplara, zümrelere aktarılıyor hepimizin malumu. Bu düzen fakirden al, zengine ver devri olmuştur.

Değerli milletvekilleri, konu ceza yoluyla para almak olduğunda yöntemler çağın gereksinimlerine uygun oluyor, teknoloji hemen devreye giriyor. Nedir bu yöntemlerden bir tanesi? "Drone"la ceza kesmek. "Drone"la trafik cezası kesiyoruz, "drone"ları trafik cezası kesmek yerine daha anlamlı kullanamaz mıyız? Mesela, sınır güvenliğinde, şehir güvenliğinde sınırlarımızdan kuş uçmaz diyoruz, kuş hariç her şey içeri giriyor. Güvenli şehirler oluşturalım diyoruz, memleketin her yerinde her an cinayet işlenebiliyor.

Sayın milletvekilleri, yapılacak sonraki kanunların hayatı kolaylaştırıcı, milletimize ve vatanımıza huzur getirecek kanunlar olmasını temenni ediyorum. Herkes kendi vicdanının polisidir.

Yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.(İYİ PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)