| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 45 |
| Tarih: | 08.01.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DEM PARTİ grup önerisi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Tüm Türkiye gibi bizler de Halep'te yaşanan çatışmaları endişeyle takip ediyoruz. Ben daha önce burada ve daha başka yerlerde çeşitli vesilelerle Suriye konusunda birçok açıklama yaptım. Parlamento olarak konuyu itidalle etraflıca konuşmamız gerektiğini belirttim. Maalesef, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi; bunu açık söylemeliyim.
Halep'te yaşanan çatışmaları üç ana temelde açıklamaya çalışacağım.
İlk olarak, İsrail'in bölgedeki faaliyetleri hepimizin malumu. Burada kolay olan SDG'yi İsrail'in maşası ilan edip sonrasında yapılan tüm saldırılara bir meşruiyet kazandırmaktır. Ancak daha dün Şam yönetimi ile İsrail arasında yapılan anlaşmayı görmezden gelip sadece SDG'yi suçlamak yanlıştır. İsrail katil bir devlettir. İsrail bu bölgede Türklerin de Kürtlerin de Arapların da dostu değildir. İsrail'in yaptığı her açıklama tansiyonu yükseltmek ve toplumları provoke etmek içindir. İsrail "Tavşan kaç, tazı tut." politikası uyguluyor, provokasyona gelmemeliyiz.
İkinci olarak, hepimizi sevindiren 10 Mart Mutabakatı'nda bir gelişme olmaması elbette bir sorundur, bu konuda hemfikiriz fakat iki tarafın imza altına aldığı bir anlaşmayı tek tarafın yükümlülüğü gibi göstermek yanlışına düşmemeliyiz. Şam hükûmetinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bir seçim takvimi, bir anayasa taslağı veya bir yönetim modeli sunduğunu göreniniz, duyanınız var mı? Daha önce de söyledim ve söylemeye devam edeceğim; on üç yıllık iç savaştan çıkan bir toplumun kesimlerine tekçi bir yapı önermek, koşulsuz silah bırakmayı teklif etmek ve baskıyla, silahla netice almayı beklemek yanlıştır. Yapılması gereken Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde merkezin bir kısım yetkilerinin yerel yönetimlere devredildiği ademimerkeziyetçi bir yapı kurmaktır.
Son olarak, Türkiye'nin konumu ve meseleye yaklaşımına değineceğim. Millî Savunma Bakanlığımızın bugün ve öncesinde yaptığı açıklamalar açıkçası ateşe benzin dökmektir. Arkadaşlar, bizler bu savaşın tarafı değiliz ve sınır komşularımızın, vatandaşlarımızın akrabalarının yaşadığı çatışmaya taraf olarak dâhil olamayız. Türkiye'nin yapması gereken, tehdit dilinden vazgeçip tarafları müzakereye davet etmektir. Orta Doğu'da sorunların parmak sallayarak çözülemeyeceği gerçeğiyle artık yüzleşmeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Suriye'de yaşanan krizi başladığı yerde, yine bu topraklarda çözmek zorundayız; on binlerce kilometre ötede, bu topraklara yabancı başkentlerde değil, barış masasını Ankara'da kurmalıyız. Tüm tarafları burada buluşturarak tüm kimliklerin, inançların tanındığı, korunduğu ve özgür olduğu bir Suriye yönetiminde uzlaştırmalıyız. On üç yıl savaşmış bir topluma savaştan başka bir şeyler söylemeliyiz, aynı yöntemlerle farklı sonuçlara varamayız. Eğer Suriye'ye bir destek vermek istiyorsak bu, tüm tarafların üzerinde mutabık kalacağı barışçı bir Suriye kurmaktır. Suriye'deki barış bizim içeride yürüttüğümüz süreci de olumlu etkileyecektir. Bu topraklar yeterince kana doydu, kategorik düşmanlıkların ne dün faydası oldu ne de bugün olur; zaman barışı ve umudu yeşertme zamanıdır.
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)