GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SEVİLAY ÇELENK (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken İYİ Partinin basın özgürlüğü ve gazetecilik alanının sorunlarıyla başlayan önergesini desteklediğimizi belirterek başlamak isterim.

İki gün sonra 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Aslında, çok Türkiye'ye özgü bir gün, bizdeki gazetecilik pratiğine ve gazeteciliğin hikâyesine özgü bir gün. Türkiye'de böyle bir gün var, Çalışan Gazeteciler Günü çünkü çalışamayan gazeteciler var. Türkiye'de kaybedilen gazeteciler, ömürleri çürütülen gazeteciler, suikaste kurban giden gazeteciler günü de olabilirdi çünkü hakikat mücadelesi Türkiye'de özellikle gazeteciler bakımından ölümüne sürdürülen bir gazetecilik oldu, bir mücadele oldu. Hakikat mücadelesi bugün, 21'inci yüzyılın ilk çeyreğini geride bıraktığımız gün hâlâ canı pahasına verilen bir mücadele. Ben konuşmamı bu Çalışan Gazeteciler Günü'nde böyle bir yerden kurmak istedim çünkü Çalışan Gazeteciler Günü'ne gelebilmek için aslında bunun kendisinin de arkasında böyle bir pratik var. Hayatları çalınmış gazetecilerden geçmemiz gerekiyor ve bugün 8 Ocak, Grup Başkanımız da söyledi, Metin Göktepe'nin katledilişinin 30'uncu yılı. Metin Göktepe, belki bilmeyenler vardır ve gerçekten bazen ne çok şeyin bilinmediğini de çok buruk bir biçimde anlıyoruz. Metin Göktepe gözaltında, binlerce kişinin tanıklığında gözaltına alındıktan sonra, devlet gözetimi altında işkenceyle katledilen bir gazeteci ve otuz yıl oldu bugün ve -cezasızlık- çok kısa cezalarla failler serbest bırakıldı.

Sadece ondan ibaret değil, o kadar çok gazeteci var ki hayattan koparılan. Google'da bir tarama yapın, ilk etapta karşınıza 67 isimli bir liste çıkıyor ve ilk rakam 1909 ve son rakam üç yıl öncesi. Kesintisiz gazeteci katliamları var, suikastleri var bu ülkede. İzzet Kezer'i görürsünüz aynı listede, Musa Anter'i görürsünüz, Uğur Mumcu'yu görürsünüz, adli bir olaymış gibi görülen ve kolayca öldürülen bir başka gazeteci Nuh Köklü'yü görürsünüz. Esnafın eli serbest bırakıldığı için o da bu şekilde öldürülebilmiştir.

Bu yaşadığımız bölgenin kaderi de bizimle aynı, ülkemizin kaderiyle aynı. Başınızı Suriye'ye çevirirsiniz, savaşta öldürülen siviller kadar sayısız gazetecinin de katledildiğini görürsünüz; Nazım Daştan gibi, Cihan Bilgin gibi gazeteciler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SEVİLAY ÇELENK ÖZEN (Devamla) - İran'a bakarsınız; idam edilen, rejim karşıtı sayısız gazeteciyi görürsünüz, Filistin'de gazetecileri görürsünüz. Çünkü hakikati karartmak için, katletmek için önce gazeteciliği, gazetecilik pratiklerini ve gazetecileri katletmek gerekir. Maalesef bugüne kadar bu coğrafyanın kaderi bu oldu ve bu olmasın diye çalışan, inat eden, iğneyle kuyu kazar gibi hakikatin peşinde olan gazetecilerin Gazeteciler Günü kutlu olsun. Bugün Türkiye'de sadece geleneksel medya değil, sosyal medya da aynı zulüm altındadır, hiciv bile yapılamıyor. "Hiciv" değmişken Sabahattin Ali'nin de yazı kadrosunda olduğu Markopaşa dergisiyle ilgili bir cümleyi hatırlatmak istiyorum, diyor ki Markopaşa engellenirken "Ey hakikat, sen ne kadar güçlüsün! Sen devleri bile korkutacak kadar korkunçsun." Hakikatten korkmayın, basın özgürlüğünü gasbetmekten vazgeçin.

Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)