GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:45
Tarih:08.01.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Değerli milletvekilleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesinde Hasan Tahsin'den Uğur Mumcu'ya, İlhan Darendelioğlu'ndan Abdi İpekçi'ye, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, bütün basın şehitlerimizi saygıyla anıyorum.

Kah hırsızlık, arsızlık, yolsuzlukla ihya üzerine kurulu harami ittifaklarının; kah haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik üzerine kurulu zulüm saltanatlarının tekerine çomak soktukları için kalemine silahla mukabele edilen, katledilen bütün gazetecileri saygıyla anıyorum. Dışarıdan nasıl gözüküyor bilmiyorum ama çok zor bir meslek gazetecilik, kelle koltukta yapılıyor.

(Uğultular)

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Başkanım, salonda büyük bir uğultu var, duyamıyoruz.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Ben konuşamıyorum bu şartlarda.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Çok ayıp, çok ayıp! Ne kadar ayıp!

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Dışarı çıksın arkadaşlar.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, ciddi bir uğultu var, kürsüde hatip var, lütfen.

Buyurun.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Başa alabilir miyiz Başkanım.

BAŞKAN - Siz devam edin.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Ya, AK PARTİ Grup Başkan Vekili konuşan.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri... Sayın Sunat...

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Kaybedilen süreyi verelim bu güzel Vekilimize.

BAŞKAN - Vereceğim, onu vereceğim de lütfen bir şöyle sükûneti, sakinliği sağlayalım ve süreyi baştan başlatalım.

Buyurun

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesinde Hasan Tahsin'den Uğur Mumcu'ya, İlhan Darendelioğlu'ndan Abdi İpekçi'ye, Onat Kutlar, Ahmet Taner Kışlalı, bütün basın şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Kâh hırsızlık, arsızlık, yolsuzlukla ihya üzerine kurulu harami ittifaklarının, kâh haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik üzerine kurulu zulüm saltanatlarının tekerine çomak soktukları için kalemlerine silahla mukabele edilen, katledilen bütün gazetecileri yine saygıyla anıyorum.

Dışarıdan nasıl gözüküyor bilmiyorum ama çok zor bir meslek gazetecilik. Düşünsenize, bir kere kelle koltukta yapılıyor ve yazdığınız bir cümlenin, konuştuğunuz bir cümlenin geri dönüşü evinize yollanan bombalı bir paket olabiliyor bazen, aracınızın taranması olabiliyor, çürütülmek olabiliyor rutubetli hücrelerde, sopalarla evinizin önünde çocuklarınızın gözü önünde ölümüne dövülmek olabiliyor.

İşte, Murat Ağırel'in günlerdir mücadele ettiği alçaklık. Sapığın biri evladınızın görüntülerini yayarak onu hedef göstermesi, evladınızın bedenine sanal salyalar akıtılması, tehdit etmesi olabiliyor gazeteciliğin geri dönüşü. Hayatları çıktıkları ekranlar kadar ışıltılı, yazdıkları gazete sayfaları kadar renkli var sayılıyor gazetecilerin. Oysa, bir tahayyüle çalışsın Allah aşkına, açlık sınırının altında çalışanların sesi olmaya çalışıyorsunuz, bunun ne menem bir haksızlık olduğunu anlatıyorsunuz. Anayasaya aykırı olduğunu, kimsenin ölümüne çalıştırılamayacağını, kimsenin beslenme, eğitim, sağlık haklarının bu şekilde gasp edilemeyeceğini, sosyal hakların da yaşamsallığını, bu temel yaşamsal fonksiyonları işlevsizleştirecek bir ücretlendirme olamayacağını anlatıyorsunuz ve bütün bunlar en çok o anda size oluyor aslında. "Yapılamaz." dediğiniz, işçi adına, memur adına, ücretli adına itiraz ettiğiniz, ses yükselttiğiniz her şey size de yapılıyor ve sizin adınıza itiraz edecek kimse de olmuyor ortalıkta. Düşünün bir kere, hemen her Allah'ın günü çalışanların sendikal haklarını savunuyorsunuz ama bunu yaptığınız sektörde sendikalaşma oranı yüzde 7, toplu sözleşme oranı yüzde 3,5 ila 4 arasında.

Uluslararası endekslere hiç girmiyorum, zira, mesela, Müyesser Yıldız'ın resmî açıklamalara, açık kaynaklara dayalı yazılarından dolayı casuslukla suçlanabildiği ve cezaevine atılabildiği bir ortamda, Barış Terkoğlu'nun gözaltı koşullarında ifadeye götürülüp de yasal olarak hiçbir gazetecinin açıklamak zorunda olmadığı şeyi yani haber kaynağını açıklamadığı için telefonuna el konulabildiği, Özlem Gürses'in düzeltme de yaptığı, aslında suç da olmayan bir durumdan ötürü kelepçelenip yani olmayan suçtan kelepçelenip ev hapsinde tutulabildiği, Furkan Karabay'ın Cumhurbaşkanına hakaretle suçlandığı için "Her şey müstahak." tarifesine maruz kaldığı cezaevinde, RTÜK'ün moderatörün mimiklerinden dolayı yani niyet okuyarak rekor cezalar verebildiği kanallara; böyle bir ortamda gazetecilerin mesleklerini yapabilmek hürriyetlerinin, halkın haber almak hürriyetinin ne büyük bir tehdit ve baskı altında olduğunu anlamak için hiçbir endeks verisine ihtiyacımız yok. Türk basınına geçirilen boğma telleri çıplak gözle görülebilecek kadar açık, inkâr edilemeyecek kadar, inkâr edeni ancak acınası bir gülünçlüğe sürükleyecek kadar net. O yüzden, iktidar yanlısı bilinen gazetecilerin boğazlarına kadar battıkları çamur, Goebbelscilik oynayan sözde doğurucu, doğrulayıcı kurumların yanlışlığın, çürümenin kurumsallaşmış hâline döndükleri bu kadar ifşa hâldeyken, ifşa oluyorken Basın İlan Kurumu ilan kesme cezalarının yüzde 90'dan fazlasını yandaş olmayan kuruluşlara verip de ilanları yüzde 80'ler gibi bir oranla yandaş kuruluşlara verirken, yahut RTÜK 2025'teki 93 milyon cezanın tamamını yandaş olmayan kuruluşlara kesmişken, dizi diye bir kadın doğrama sahnesi yayımlandı mesela, oluk oluk kan, bu sahne bile sırf yayınlandığı kanala siyasi himaye altında diye cezayla mukabele edilmezken bu ortamda en azından bu ayıpları himaye etmemek, bu ayıplara ortak olmamak iradesi bekliyorum ben sizlerden. Bakın, burası Kuvayımilliyeden itibaren her dönem gazeteci mensuplarını bünyesinde bulundurmuş bir çatı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Gazetecileri özlük hakları itibarıyla insan onuruna yakışır koşullarda yaşatacak ve meslek onurlarının korunduğu bir ortamın inşası hem zaruret demokrasi açısından hem de bizlerin görevi. Tıpkı, adalet gibi hür, objektif, bağımsız medya da bir gün herkese mutlaka lazım olur.

Bu vesileyle İYİ Parti olarak, hem nisan ayında gazetecilerin iş güvencesinin medya patronlarının inisiyatifine bırakılmadığı, işsizlik riskinin, düşük ücretle çalışmanın azaldığı, emek sömürüsü ve hırsızlığı olmayan bir sektör için verdiğimiz kanun teklifimize hem de dijital dönüşümün yol açtığı hak kayıplarını da çözecek daha geniş kapsamlı bir yol haritası çıkarmamıza da yarayabilecek böyle bir komisyonun kurulması teklifimize destek bekliyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)