GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:44
Tarih:07.01.2026

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu teklifin yasalaşma süreci, iktidarın yasama ciddiyetinden ne kadar uzaklaştığının ve öngörüsüzlüğünün ibretlik bir vesikasıdır. Hatırlayalım, bu teklif, 28 Mayıs 2025 tarihinde, Kurban Bayramı'nın hemen öncesinde sıkıştırılarak Adalet Komisyonuna getirildi. "Neden ilgili komisyon yerine Adalet Komisyonu seçildi?" diye sorduğumuzda tek bir yanıt aldık: "Daha hızlı geçsin, bir an önce bitsin." Ortaya koydukları bu oldubitti hamlesi kendi beceriksizliklerine takıldı. Tarafların görüşü alınmadan, mutfakta iyi pişirilmeden getirilen her teklif gibi bu da elimizde kalmıştır. Madem bu kadar acildi neden teklif aylarca bekletildi? Madem bu kadar mükemmeldi neden geri çekildi? Bu öngörüsüzlük yalnızca zaman kaybettirmekle kalmıyor, Meclisin itibarını ve yasama kalitesini de zedeliyor.

Değerli milletvekilleri, 2'nci maddeye dönecek olursak; motorlu taşıt sahibi vefat ettiğinde mirasçıların doksan gün içinde aracı kendi adlarına tescil ettirmelerini gerekli kılmaktadır. Aksi hâlde 3 bin TL ceza uygulanması ve aracın trafikten menedilecek olması gibi teklifte yer alan bazı düzenlemeler trafik güvenliğini artırma yönünde olumlu adımlar içermektedir ancak geneli itibarıyla toplumun güvenliğini öncelemesi gereken bu teklifin cezai hükümler üzerinden mali kaynak üretme aracı hâline getirildiğine de dikkat çekmek istiyorum. 2021'de yayımlanan Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi'nde, 2030 yılına kadar can kayıplarını yüzde 50 azaltma, 2050 yılına kadar ise sıfıra indirme sözü verilmektedir ancak bu hedefe ulaşmak için izlenen yöntemler sosyal adaletin sorgulanmasına da neden olmaktadır.

Teklifteki yeni düzenlemelerde ise cezalarda ciddi artışlar öngörülüyor. Bu ölçüsüz artışlarla yıl sonu için ne kadarlık ceza tahsilat hedefi belirlediniz, açıkçası onu da merak ediyoruz. Bu yüzden bu kadar önemli bir gelir kalemini gizli bir ek bütçe olarak görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, aynı zamanda bu cezalar zengin-fakir ayrımı gözetmiyor, dolaylı ve dolaysız vergi yüküyle birleşerek vatandaşın omuzlarına ölçüsüz bir yük bindiriyor. Bununla birlikte kırmızı ışık ihlali yapanlara 5 bin liralık bir ceza kesilecektir. İhlalin bir yıl içerisinde tekrarı hâlinde cezalar kademeli olarak 80 bin liraya kadar artacaktır. Direksiyon başında ekmeğini kazanan, ekonomik olarak zaten zorlanan; otobüs, kamyon, servis kullanan binlerce şoför arkadaşımız yüksek cezalarla daha da eziliyor.

Bugün Türkiye'de 33,3 milyon aracın olması bir refah göstergesi gibi görülebilir. Ancak bu araçların yaş ortalaması nedir? Kaçı bakımlı ve güvenli şekilde trafiğe çıkmaktadır? Vatandaşın arabasının olması bir zenginlik göstergesi değil artık bir zorunluluktur.

Geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda, yanlış hız limitleri gösteren levhalar yüzünden birçok sürücü farkına varmadan hız sınırını aştı ve ceza ödedi. Sayenizde vatandaş artık trafikte değil bir ceza labirentinde yol alıyor.

Avrupa'da kaldırımdan ayağınızı aşağı attığınızda sürücüler refleksle frene basar. Bu trafik kültürü sadece cezalarla mı oluşmuştur? Elbette hayır, eğitimle ve toplumsal sorumlulukla oluşmuştur. Adil olmayan bir ceza sistemi eşitlik değil ancak ayrıcalık üretir. Değerli milletvekilleri, trafik cezalarında gelir düzeyine göre kademeli bir sistem uygulanmalıdır. Radar yerleşimleri şeffaf ve kamuoyuna açık şekilde planlanmalıdır. Trafik eğitimi okul öncesinden başlayarak müfredata entegre edilmelidir. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz, yol gösterir diyor; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)