| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 07.01.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri, ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; tarih, milletleri bazen öyle dönemeçlere sürükler ki verilecek sınavın telafisi olmaz. Bugün dünya tam da böyle bir kırılmanın eşiğinde. Sıklıkla ifade ettiğimiz ateş çemberi artık sadece ülkemizin etrafında Orta Doğu'yla sınırlı bir çember olmaktan çıkmış, beşeriyetin huzurunu tehdit eden küresel bir buhrana, çok bilinmeyenli bir denkleme dönüşmüştür. Böylesine sisli ve fırtınalı bir havada bir devletin sığınacağı en güvenli liman sahip olduğu askerî gücünden evvel, hiç şüphesiz iç cephesinin sağlamlığıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu hakikati yıllar önce görmüş, günübirlik hesapların, popülist söylemlerin ve dış telkinlerin ötesinde, devletin ve milletin bekasını esas alan bir duruş sergilemiştir. Terörle mücadelede tavizsiz duruşu, millî birlik ve beraberliği önceleyen yaklaşımıyla üzerine düşen tarihî sorumluluğu eksiksiz şekilde yerine getirmiştir. Bugün Türkiye'nin terörle mücadelede geldiği nokta bu kararlı ve ilkeli duruşun doğal bir neticesidir: Artık, Türkiye'nin önündeki en hayati mesele, enerjisini tüketen, evlatlarımızı bizden koparan, geleceğe odaklanmamızı engelleyen terörü gündemimizden kalıcı olarak çıkarmaktır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyiz ki terörsüz Türkiye hedefi, bizler için tarihsel bir zorunluluk, gelecek nesillere ödenmesi gereken bir vicdan borcudur. Ayağında terör prangası olan bir Türkiye'nin ne dünyada oyun kurucu olması mümkündür ne de gönül coğrafyamızdaki mazluma el uzatması. Şunu herkes çok iyi bilir ki Milliyetçi Hareket Partisi için siyaset, asla gelip geçici heveslerin ya da günlük manevraların sahası olmamıştır. Biz, olaylara dar pencerelerden bakmayız, bizim duruşumuzun mayasında asırlar devirmiş "devlet ebed müddet" anlayışı, harcında ise "önce ülkem ve milletim" fedakârlığı vardır. Biz, hiçbir zaman esen rüzgâra göre yön arayanlardan olmadık, tam aksine, pusulamızı her daim milletimizin tertemiz vicdanına, tarihin derin köklerine ve devletin bekasına sabitledik ancak bu mücadele, sadece silahla kazanılmaz, asıl zafer, gönülleri fethetmek, safları sıklaştırmak, bin yıllık kardeşlik hukukunu yeniden ve daha güçlü şekilde ihya etmektir. Bizim milliyetçilik anlayışımız, Hoca Ahmet Yesevi'nin ocağında pişen, Hacı Bektaş Veli'nin "İncinsen de incitme." düsturuyla yoğrulan, Yunus Emre'nin "Yaratılanı severim Yaratan'dan ötürü." felsefesiyle mayalanan bir gönül harekâtıdır. Bu yüzden, bu topraklarda ayrılık tohumlarının yeşermesi imkânsızdır. Zira, bu toprakların harcı bin yıllık kardeşlik hukukuyla karılmıştır. Malazgirt'te Sultan Alparslan'ın ordusundaki birlik ruhu, İstanbul'un fethinde Ulubatlı Hasan'ın sancağındaki inanç, Çanakkale'de Mehmetçik'in iman dolu göğsünde tecelli eden şuur ne ise bugün terörsüz, güçlü ve büyük Türkiye idealini savunan irade de tıpkı odur. İşte o sönmeyen ruh milliyetçi hareketin bizatihi mayasında vardır. Bu sebeple diyoruz ki: Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine bu vatanın her bir ferdi, 85 milyonun tamamı bizim özümüzdür, canımızdır, kardeşimizdir. Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonu etnik kökeni, mezhebi veya meşrebi ne olursa olsun herkesin bu çatı altında huzurla nefes aldığı bir ülküdür. İnanıyoruz ki kendi içinde barışını sağlamış, terör kamburundan tamamen kurtulmuş, saflarını sıklaştırmış bir Türkiye dostları için güven veren bir kale, hasımları için ise caydırıcı bir güç olacaktır. Biz dün neredeysek bugün de oradayız. Sorumlu, uzlaşmacı ama millî meselelerde asla taviz vermeyen o çelikten iradeyle yüce Türk milletinin emrinde, devletimizin hizmetinde olmaya devam edeceğiz.
Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.