| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 43 |
| Tarih: | 06.01.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum; sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
İçinde bulunduğumuz gün ve hafta bazı önemli şahsiyetlerin ve şehitlerimizin anma haftası. Ben, 5 Ocak 2017 tarihinde İzmir Adliyesinde bomba yüklü saldırıya karşı bedenlerini siper ederek onlarca kişinin hayatını kurtaran şehit Polis Memuru Fethi Sekin ve adliye çalışanı Musa Can'ı rahmetle anıyorum. Bu vesileyle, terörün her türlüsünü bir kere daha şiddetle lanetliyorum ve evlatlarını, ailelerini, hayatlarını feda ettikleri değerleri bir emanet olarak her zaman korumamız gerektiğini hatırlatıyorum.
Sayın Başkanım, bu hafta önce 3 Ocak Mersin'in, sonra da 5 Ocak Adana'nın kurtuluş yıl dönümü kutlamalarını yaptık şehirlerimizde. 2018 ile 2022 yılları arasında tam dört yıl süren bir direnişti her iki şehir için de ve başta Fransız olmak üzere buradaki işgal kuvvetlerinin püskürtülmesi aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'nın başarısının da birer müjdecisi olmuştu. Ben, bu vesileyle, Tarsuslu Saim Bey, Tarsus Müftüsü Yusuf Ziya Efendi, Kozanlı Saim Bey ve yine Adana'dan Tufan Bey'in şahsında bütün şehitlerimizi, o dönemin Kuvayımilliyecilerini ve çetecilerini saygıyla rahmetle bir kere daha anıyorum. Şüphesiz bu büyük kişileri, direnişçileri anmak aynı zamanda onların kurarak bize emanet ettiği cumhuriyetin hukuk, adalet ve demokratik değerlerini güçlendirmekle söz konusu olacaktır.
Sayın Başkanım, bu hafta anmasını yapacağımız 2 değerli isimden biri "Naat" şiiriyle hepimizin hafızalarına nakşolan Arif Nihat Asya idi. Arif Nihat Asya Naat'ında şöyle diyordu: "Yeryüzünde riya, inkâr, hıyanet/Altın devrini yaşıyor/Diller, sayfalar, satırlar/'Ebu Leheb öldü.' diyorlar/Ebu Leheb ölmedi ya Muhammed/ Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!" Gerçekten küresel hukuksuzluğun, çeteciliğin, haydutluğun bu kadar egemen olduğu bir dönemde bu şiirler, bu dizeler bir kere daha bize anlamlı bir mesaj veriyor. Arif Nihat Asya'yı rahmetle anıyoruz.
Yine, birçoğumuzun bizatihi tanışma şerefine eriştiği rahmetli Mehmet Akif İnan da Mescid-i Aksa şiirinde "Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde/Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu/Varıp eşiğine alnımı koydum/Sanki bir yer altı nehri çağlıyordu/Gözlerim yollarda, bekler dururum/'Nerede kardeşlerim' diyordu bir ses/İlk kıblesi benim ulu Nebimin" Şu soykırım döneminde de Gazze'deki kardeşlerimizin bizi defalarca kez andığı, çağırdığı ama bizim çaresizlik içerisinde, canlı yayınlarda utanç içerisinde o soykırımı izlediğimiz göz önüne alındığında bu dizeleri vesilesiyle Mehmet Akif İnan'ı da rahmetle anıyoruz.
Sayın Başkanım, bu haftanın değil, bu yılın da değil belki hukuka dayalı ulus devletler ve küresel sistem çağının en çarpıcı olaylarından birini yaşadık. Maduro'nun ülkesinden kaçırılarak Amerika'ya götürülmesi bizim yeni bir tünele girdiğimizi gösteriyor. Bu tünel yeni bir Orta Çağ'dır, hukukun tanınmadığı, gücün egemen olduğu, kimseden hesap sorulamadığı, haydutluk, korsanlık ve derebeylik döneminin geri geldiğinin âdeta bir ilanıdır. Zaten Gazze soykırımıyla birlikte uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler ve ilişkili bütün kurumlar ahlaki olarak çökmüş idi. Zaten Gazze soykırımıyla birlikte iki yüz yıllık üretilmiş bütün siyasi argümanlar ve değerler tüketilmiş idi ama bu olay âdeta buna tuz biber eken bir durum yarattı. Bu saatten sonra gücü yetenin gücü yettiğine hiçbir egemenlik ve hukuk kuralı tanımadan saldırabileceği bir fotoğrafı gördük. Hoş Gazze soykırımı gibi İran'a yapılan saldırılar ve keza Katar'a yapılan saldırıda da bunu görmüş idik.
Sayın Cumhurbaşkanımızın çok önemli bir sözü var "Dünya 5'ten büyüktür." diye. Biz bunun İsrail'den de büyüklüğü, Trump'tan daha büyüklüğü anlamına geldiğini de biliyoruz. Elbette bir ilmi siyaset yürütülüyor, ona da bir pay bırakıyoruz ama...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - "Dünya 5'ten büyüktür." diyen bir liderin ve bir ülkenin İran'a, Katar'a saldırı gibi, Maduro'nun da derdest edilmesine yönelik yapmış olduğu ilk açıklama çok zayıf kalmıştır. Dışişleri Bakanlığının açıklaması âdeta uluslararası ilişkiler bölümlerinde nasıl herhangi bir konuya değinmeden bir mevzu hakkında nasıl açıklama yapabileceğine bir örnek oluşturmuştur. Biz bunu kınadığımız gibi bunu fırsat bilerek Sayın Cumhurbaşkanı hakkında paylaşımlar yapan İsrail ya da Yunan menşeli yetkili, yetkisiz bütün azgınlara da bir kere daha hadlerini bilme çağrısında bulunuyoruz: Bu ülkenin size değil vereceği bir Cumhurbaşkanı; bu ülkenin size vereceği bir çakıl taşı, bu ülkenin size vereceği bir adli suçlusu ve hatta bir teröristi dahi yoktur. Teröristiyle, adli suçlusuyla, her şeyiyle bu ülke kendi vatandaşlarına kendi hukuku içerisinde kendi yargılamasını yürütebilecek güçtedir, kapasitededir. Siyasi anlamda da demokratik mücadeleyi merkeze koymuş, her türlü sokak olayları, şiddet ve melun darbe girişimlerine karşı tavır almış bir ülkeyiz, tavır almış bir milletiz. Bunu bir kere daha hatırlatmak isteriz bu had bilmez kişilere.
Şimdi, S-400 füzeleriyle ilgili bazı bilgileri Bloomberg'ten galiba öğrendik. Türkiye'nin S-400'leri elden çıkartmasına dair çabalardan bahsediliyordu. Sayın Turhan Çömez Bey'de burada etraflıca konuşmalar yapmıştı. Şimdi, biz Maduro'nun kaçırılmasına gidilen süreçte Türkiye'yle ilgili de bir pencere açıldığını Amerikalı senatörden duyuyoruz. Belki bu konuşmaların yapıldığı dönemde bu konunun bir mahremiyeti olabilirdi; bunun doğruluğunu, yanlışlığını tartışıyor değilim. Ama Maduro kaçırıldıktan sonra şu yapılan Dışişleri Bakanlığı açıklamasında hiç olmazsa bu yönde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir bilgilendirme yapmak gerekmez miydi? Şu ana kadar hiçbir resmî kaynak senatörün açıklamasını yalanlamış değildir. Bu tartışmaları bir kenara bırakıyoruz yani gelmesi iyi mi olur, kötü mü olur, Türkiye'nin orayla ilgili birtakım altın ticaretinin yarattığı tartışmalar, geçmişte birtakım özel jet turları bugün bunları konuşmanın zamanı değildir, zaman içerisinde konuşacağız. Ama Türk Dışişlerinin kendi vatandaşlarını kendileriyle ilgili, ülkeleriyle ilgili bir bilgiyi bir Amerikalı senatörden duyacak duruma düşürülmesinin Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığına ve Hükûmetine yakışmadığını bir kere daha ifade etmek isteriz.
Sayın Başkanım, bu hafta Sayın Cumhurbaşkanının bir müjde olarak açıkladığı başlıklarından biri de öğrencilerin kredi miktarlarıydı. Lisans öğrencileri için 4 bin liralık bir değer açıklandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanının bu hafta açıkladığı lisans öğrencilerine verilecek 4 bin liralık krediyle ne yapılabileceğine isteseniz hep birlikte bir bakalım, çoğumuzun evladı lisans öğrencisi. Bu öğrenciler, günde bir kere tavuk döner yiyemezler, Mersin'de yaşıyorlarsa günde bir kere tantuni yiyemezler bu parayla. Okulda arkadaşlarıyla buluştuklarında bir kahve içemezler. Her gün çay içseler yine bu 4 bin lira, bu ücret yetmeyecektir. Haftada bir arkadaşlarıyla dışarıda kebap yeme ihtimali zaten söz konusu değildir. Bugün Balgat'ta bir kebapçıdan bin liradan aşağı bir ücretle çıkmanız söz konusu değil. Peki, bu çocuklar sadece karınlarını mı doyuracaklar? Bu çocuklar aldıkları bu 4 bin lirayla ayda bir kitap satın alamayacaklar, üç ayda bir konsere gidemeyeceklerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, son kez açıyorum.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ediyorum efendim, sağ olun.
Türkiye'nin gençleri böyle bir tabloyu hak etmiyor. Bu kredi rakamlarının kesinlikle gözden geçirilmesi gerekir.
Sağ olun.