GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:42
Tarih:24.12.2025

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada görüştüğümüz teklifin en büyük sorunu içeriğinden önce yapılış biçimidir. Adı "yargı paketi" ama içeriği, idare etme çabasıdır; adı "reform" ama ruhu, pazarlıktır. "On birinci yargı paketi" diye sunulan bu düzenleme yargıyı iyileştiren bir reform değil, iktidarın kendi yarattığı adalet krizini geçici çözümlerle ötelemeye çalışan çaresiz bir tamir girişimidir. Bu teklifin ortaya çıkış süreci bize şunu açıkça göstermektedir: AK PARTİ'si iktidarının artık yargı alanında bir vizyonu yoktur, uzun vadeli bir adalet politikası yoktur, ilkesel bir çerçevesi yoktur, vatandaşın adalet duygusunu merkeze alan bir yaklaşımı yoktur; bu nedenle her paket daha Meclisten çıkmadan yeni sorunların habercisi olmaktadır. Türkiye artık bir suç yumağıyla karşı karşıyadır. Çocuklar suç işliyor, okullarda bile silahlar konuşuyor, çeteler mahkeme salonlarını dağıtıyor; bunlar münferit olaylar değildir, bunlar adaletin inandırıcılığını, yargılamanın caydırıcılığını kaybettiği bir düzenin sonuçlarıdır.

Günlerdir televizyon ekranlarında magazinleştirilmiş sözde büyük davalar izliyoruz; uyuşturucu, fuhuş, şantaj iddiaları. İktidar eliyle semirtilmiş sermaye grupları, iktidarla menfaatleri çatışınca ortaya dökülen karanlık ilişkiler ağına şahit oluyoruz. İşte, tam bu noktada şu gerçeği açıkça söylemek zorundayız: Adalet ekranlarda kurulan senaryolarla, seçilmiş dosyalarla, kontrollü ifşalarla sağlanmaz. Hukuk kimin ne zaman gözden düşeceğine göre işletilirse adalet değil, korku üretir. Bugün yaşadığımız tablo, suçla kararlı bir mücadeleyi değil, güce göre değişen bir hukuk düzenini işaret etmektedir. Bu da toplumda güven değil, derin bir adalet yorgunluğu yaratmaktadır.

Bugün "on birinci yargı paketi" diye konuştuğumuz bu metin aslında ilk 10 paketin neden başarısız olduğunun açık bir itirafıdır. Etki analizi yapılmadan çıkarılan her kanun ileride daha büyük adaletsizliklerin ve yeni mağduriyetlerin zeminini hazırlar; iktidar bunu bilmiyor değil, bilerek görmezden geliyor.

Teklifin önemli bir kısmı Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zorunlu sonucudur. Anayasa Mahkemesi "Ölçülülük yok, belirlilik yok, hak arama özgürlüğü ihlal ediliyor." dediği için mecburen yapılan düzeltmelerdir. Hukuka aykırılığı düzeltmek zorunda kalmak bir başarı değildir. Bunu "reform" diye sunmak ise tamamen milletin aklıyla alay etmektir.

İcra hukukundan avukatlık disiplinine, ceza hukukundan infaz düzenlemelerine kadar yapılan değişiklikler parça parçadır, bir bütünlük yoktur. Yargının temel sorunlarına dokunan tek bir yapısal adım yoktur. Ne uzun tutukluluk sorunlarına çözüm vardır ne yargı bağımsızlığını güçlendiren bir irade vardır ne de Hâkimler ve Savcılar Kuruluna dair tek bir düzenleme vardır.

Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişikliklere baktığımızda da tablo aynıdır. Avukat neredeyse yalnızca disiplin tehdidiyle anılan bir figür hâline getirilmiştir. Savunmayı güçlendirmeyen hiçbir yargı paketi asla adalet üretmez.

Ceza hukukunda ise her toplumsal olaydan sonra ceza artırmayı çözüm sanan anlayış sürmektedir. Kamu güvenliği elbette ki önemlidir ancak ceza hukukunu sürekli sertleştirmek sorunları çözmez.

İnfaz düzenlemesi ise başlı başına bir ibret tablosudur. İlk hâlinde toplum vicdanını yaralayan suçlar kapsam içine alınmış, gelen tepkiler üzerine apar topar önergelerle geri adım atılmıştır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Bu teklif, önceden düşünülmüş bir adalet politikasının değil, tepkilerle şekillenen bir kriz yönetiminin ürünüdür. Bugün Türkiye'de insanlar mahkeme kapılarında adalet aramaktan yorulmuştur. Dosyalar yıllarca sürmekte, kararlar gecikmekte, tutukluluk bir tedbir olmaktan çıkıp fiilî cezaya dönüşmektedir. Vatandaşın beklediği bu çarpık pratikliği düzeltecek cesur ve samimi adım vardır ancak bu metin yargının vatandaşa nasıl daha hızlı ve daha adil davranacağını anlatmamaktadır. İktidara soruyorum: Daha önce 10 paket çıkardınız, bugün yargıya güven arttı mı? Vatandaş kendini daha mı güvende hissediyor? Cevabı hepimiz biliyoruz çünkü sorun paket sayısında değil niyettedir. Yargıyı bağımsız bırakmayan bir anlayışla kaç paket çıkarırsanız çıkarın sonuç değişmez.

Değerli milletvekilleri, milletimiz bu Meclisten algı değil adalet, laf değil çözüm beklemektedir. İYİ Parti olarak buradan şunu açıkça ifade ediyoruz: Adalet aceleyle yazılmaz, adalet torbaya doldurulmaz, adalet geçici yamalarla ayakta tutulmaz.

Gazi Meclisi ve aziz milletimi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)