GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:42
Tarih:24.12.2025

SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de iktidarın çıkardığı her yargı paketi, artık, adaletin güçlendiğine dair bir umut değil yeni mağduriyetlerin habercisi olarak karşılanmaktadır. Toplumda oluşan algı nettir: Yargı paketleri, sorun çözmek için değil krizleri yönetmek ve denetimi tahkim etmek için çıkarılmaktadır. Bu nedenle her yeni paket adalet duygusunu onarmak yerine biraz daha aşındırmaktadır. Aslında, bu anlayış sadece AKP iktidarına özel bir durum değildir, bunu da biliyoruz. Cumhuriyet tarihi boyunca hukuk dışında bırakılmış tüm kesimler için bu aşınmanın tarihi çok daha derindedir. Ancak bugün yaklaşık çeyrek asırdır iktidarda olan bir siyasi gelenekten çözüm üretmesini beklemek de en doğal hakkımızdır. Yüz yıllık bir mirasın geride bıraktıklarıyla birlikte bugün maalesef şu tespiti çok rahatlıkla yapabiliyoruz: Yargı, yurttaşın gözünde hak aranan, adalet beklenen bağımsız bir mekanizma olmaktan çıkmıştır; sınırları iktidar tarafından çizilen, kimin ne kadar konuşacağına, itiraz edeceğine, hatta umut edeceğine karar veren bir kontrol alanına dönüşmüştür. Bu algı, soyut değildir, somut hayatlara, somut acılara dayanmaktadır.

Seçim bölgem Bitlis hem yüz yıllık cumhuriyet tarihinde hem de yirmi beş yıllık AKP iktidarında bu somut sonuçlardan payını hayli hayli almıştır, almaya da devam etmektedir. Bitlis, işsizliğin, yoksulluğun, kimliksizliğin, gençlerin geleceksizliğinin her geçen gün daha da derinleştiği bir il, işte o hukuk dışına itilmişlerin coğrafyası. Son yıllarda basına yansıyan intihar vakaları, borç nedeniyle kapanan küçük esnaf dükkânları, mevsimlik işçiliğe mahkûm edilen gençler adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, hayatın içinde de çöktüğünü herkese göstermektedir. İnsanlar, yalnızca geçinemedikleri için değil, seslerini duyuramadıkları, adil muamele görmedikleri için de tükenmektedirler, Bitlis'te ve ülkenin diğer illerinde işsiz kalan, borçlanan, geçinemeyen gençler ve yurttaşlar sadece banka hesaplarını kullandırdığı için nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla ağır cezalara maruz bırakılmaktadır. Asıl failler ortada yokken yoksullar cezalandırılmaktadır. Bu, açık bir adaletsizliktir. İktidarın yargı paketleri tam da bu noktada devreye girmekte ancak yaraya merhem olmak yerine yarayı derinleştirmektedir.

Değerli milletvekilleri, iktidar bugün "adalet yüzyılı" söylemini büyük bir propaganda başlığı olarak dolaşıma sokmaktadır. Ancak sormamız gereken soru şudur: Kimin adaleti, kimin yüzyılın? Çünkü bugün Türkiye'de adalet Kürtler için, muhalifler için, kadınlar için, yoksullar için, gençler için, emekçiler için, hukukçular ve özgür basın için ya askıda ya da bütünüyle dışlanmış durumdadır. Türkiye yeni bir yüzyıldan söz ediyorsa, iktidar bu yeni yüzyılda adalet damgasını vurmak istiyorsa bunu eski yöntemlerle yönetemez, önceki yüzyıldan miras kalan yanlışlarla bu yüzyılı doğru bir temelde kuramaz. Adalet, cezayı büyüten değil, hukuku büyüten bir mekanizma olmalıdır. Yoksulluğun, borcun, işsizliğin ve politik muhalefetin suç gibi ele alındığı bir düzen yerine, onarıcı ve toplumsal adalet anlayışı esas alınmalıdır. TCK 158 gibi düzenlemelerde yoksulların değil, suçun örgütleyicilerinin hedef alındığı, infaz rejiminde ayrımcılığın kaldırıldığı, cezaevlerinin bir intikam alanı olmaktan çıkarıldığı bir sistem kurulmalıdır. Hukuk dışına itilmiş tüm kesimler için eşit yurttaşlık temelinde yeniden dâhil etme politikası hayata geçirilmelidir. Adalet, kapalı salonlarda yazılan paketlerle değil toplumun kendisiyle birlikte kurulmalıdır. Meclis bu ülkenin tüm halklarının ve inançlarının, adalet taleplerinin gerçek temsilcisi hâline gelmelidir. İşte, bizim adalet yüzyılından anladığımız budur. Propagandayla değil eşitlikle, baskıyla değil özgürlükle, cezayla değil hukukla kurulan bir adalet.

DEM PARTİ olarak sözümüz nettir: Yeni mağdurlar üreten bir yargı düzenini değil Türkiye halklarının tamamını hukukun içine alan hakiki adaleti savunuyoruz ve buradan Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)