GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:41
Tarih:23.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce burada hitap eden değerli milletvekilimiz Süleyman Bülbül Bey soy ismine atıf yaparcasına muhteşem bir konuşma yaptı. (CHP sıralarından alkışlar) Son cümlesi haricinde kahir ekseriyetine katıldığımı ifade etmek isterim. Bu kadar güzel demokrasi, hukuk, hukukun üstünlüğü vurgusu yapıldıktan sonra keşke örnek olarak Führer'e ve Führer'e yazılanı değil de başka örnekler verseydi, buradan coşkulu bir şekilde bütün Genel Kurul hep birlikte kendisini alkışlasaydık. O yüzden, söylediği hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde eksikliklere dair her türlü beyanına buradan iştirak ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin ihtiyacı buraya getirdiğimiz on birinci, önümüzdeki günlerde gelecek on ikinci yargı paketi değil arkadaşlar. Bakınız, 2019'dan bu yana 11'incisini getirmişiz, 12'ncisi yolda, infaz düzenlemesi de ocak ayı içerisinde farklı bir kanun teklifi olarak buraya gelecek. Oysa ülkenin ihtiyacı arkadaşlar, yargı bağımsızlığı; ülkenin ihtiyacı hukukun üstünlüğü ve en önemlisi ve köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Bu ülkede öncelikle ahlak konusundaki zafiyetlerden kurtulmamız lazım. Ahlak olmadan adalet olmuyor, adalet olmadan da sağlıklı bir devlet yönetimi olmuyor. İşte, buraya getirilen kanun tekliflerinde de gördüğümüz üzere iktidar bunları bir şekliyle hazırlıyor ve iş bölümünü düzgün yapmadan, Meclisin çalışma takvimini düzgün hazırlamadan, bir oldubittiyle buradan geçirmek istiyor. Kanun teklifi sahibi arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz, emek veren bürokratlara teşekkür ediyoruz. Bu kanun teklifinin içerisinde pek çok maddeye bizler de katılıyoruz, ihtiyaç olan maddelerin olduğunu da görüyoruz; başta 31 Temmuz Covid yasasındaki eşitsizliğin giderilmesi olmak üzere ama bugün önümüzde duran on birinci yargı paketi de, yargının iktidarın güdümünde olduğu müddetçe kaç paket çıkarırsanız çıkarın adalet tesis edilemez, kanun çoğalır ama hukuk azalır, güven erir sözünü bir şekliyle tescil ediyor. O nedenle Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği düzenlemeleri değiştiriyormuş, mış gibi yaparak iptal edileni makyajlayarak yeniden Meclise sunmak reform değildir arkadaşlar. Bu, anayasal denetimi dolanma girişimidir. Adalet reformu yargıya siyasetin müdahale kanallarını kapatmadan yapılamaz. Hâkim ve savcı teminatı güçlenmeden, HSK yapısı değişmeden, yargı üzerindeki telkin ve baskı mekanizmaları dağılmadan reform lafı havada kalır.

İnternet konusunda yapılan düzenlemeler de bu paketin en sorunlu başlıklarından biridir. İfade özgürlüğünü korumak yerine dijital dünyada sansürü ve keyfîliği genişleten bir yaklaşım benimsenmektedir. Soruyorum: Eleştiriden korkan bir iktidar güçlü olabilir mi? Susturulan toplumda adalet yeşerir mi?

Bir başka çelişki infaz rejiminde karşımıza çıkıyor değerli milletvekilleri. Ağır adli suçlar bakımından tahliyelerin yolu açılırken terörle, cebirle, şiddetle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin kapsam dışında bırakılması eşitlik ilkesini zedeliyor. Adalet terazisi kişiye göre ayarlanırsa toplumda adalet duygusu kalmaz değerli milletvekilleri. Cenabı Hakk'ın ayırmadığı kullarını bu yasa teklifiyle siz nasıl ayırırsınız? Cezada adalet, infazda eşitlik çerçevesi içerisinde her kim bu infaz düzenlemesinden yararlanacaksa işlediği suçun nevine bakılmaksızın bu eşitlik ilkesinin uygulanması gerekir. Özü itibarıyla bu düzenlemeyi siz getirdiniz. Getirirken düğmeyi yanlış iliklediniz ve bir buçuk yılı aşkın süredir biz diyoruz ki: Hatalısınız, kamuoyu diyor ki: Hatalısınız. Suçun işlendiği tarih baz alınması gerekirken siz hükmün kesinleşme tarihini baz aldınız, şimdi ilave çalıştırıyorsunuz. Önce haziranda çıkartılacak yasayı ekim dediniz, aralığın sonuna geldi ve yarın itibarıyla vatandaşlar bu yasa teklifinin buradan çıkmasını bekliyor. Ancak bu yasa teklifine reform diyebilmek için çok netliğiyle ifade ediyorum ki: KHK meselesi hâlâ çözümsüzken bu çözümsüz zulüm devam ettikçe 11 değil, 21 paket de çıkarsanız bu ülkede hukuktan söz edilemez. (YENİ YOL, İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Zulüm devam ederken reformdan bahsedilemez. İşte, Meclis Başkan Vekili kendisi ifade etmişti Bakanlığı döneminde "KHK'ler bir idari işlemdir, biz onların suçu var diye uzaklaştırmamıştık." dedi. Suçu olmayanı uzaklaştırdınız, onların haklarını iade etmediniz; takipsizlik aldı, soruşturma geçirmedi, beraat etti, görevlerine iade etmediniz. Kul hakkı var arkadaşlar üzerinizde, bu insanların hakkını teslim edin. Şu anki yargı sisteminde bile beraat etmiş, takipsizlik almış, soruşturma geçirmemiş insanları işinden gücünden ayrı tutmak gerçekten bir zulümdür, bu zulmü bir an önce sonlandırmak gerekir. O yüzden, bu kanun teklifi içerisinde bu düzenleme olmadığı müddetçe eşitlikten, adaletten, buradan reformdan bahsetmek mümkün olamaz.

Bugün Türkiye'de cezaevi nüfusu 433 bin oldu. Değerli milletvekillerimiz, cezaevinde 35 ilimizin nüfusundan daha fazla hükümlü ve tutuklu var. Allah için kendinizi bir sorgulayın, 60 binle başladı sizin devraldığınızda; 2013'lerde 110 bini geçtiğinde "Eyvah! Ne yapıyoruz?" diye burada, iktidar sıralarında biz bunların savunmasını yapıyorduk, bugün 433 bin kişi; Almanya'nın cezaevindeki oranının tam 8 katı arkadaşlar. Bu bir güvenlik başarısı mı yoksa büyük bir toplumsal çöküşün göstergesi mi? Türkiye'de insanlar neden bu kadar çok cezaevine giriyor? Bir baktığımızda, 2024 yılında bir istatistik var önümüzde, önceki yıla göre yüzde 49,6 artış gerçekleşmiş. Enflasyonda şampiyonuz dünya liglerinde, sıkıntı yok; çok şükür, ceza davalarında da aynı noktaya gelmişiz dünyada. Sanık sayısı 1,5 milyondan 2024'te 3,7 milyona çıkmış arkadaşlar; dolandırıcılık yüzde 41, uyuşturucu kullanımı yüzde 33, uyuşturucu ticareti yüzde 21 artmış. Bu tablo kendiliğinden mi oluştu değerli milletvekilleri? Bu tablonun artışında sizin hiç mi payınız yok? Suç patlamasının ardında ekonomik kriz var, gelir adaletsizliği var, umutsuzluk var, eğitimde fırsat eşitliğinin çöküşü var, kontrolsüz kentleşme ve gettolaşma var. Cezaevlerinin ıslah kurumları olmaktan çıkıp âdeta suç akademilerine dönüşmesi var arkadaşlar. Lokomotif suç uyuşturucu, bugün yaklaşık 150 bin insan uyuşturucu bağlantılı suçlardan cezaevinde. Peki, soruyorum: Gençlerimizi uyuşturucu bataklığına iten işsizlikle, sosyal destek eksikliğiyle, gelecek kaygısıyla ne zaman yüzleşeceksiniz? Burada iktidar kendini hiç sorumlu hissetmiyor mu? Çalışarak ev, araba alma hayalinin imkânsızlaştığı bir ülkede yasal yollardan kazanç inancı zayıflıyor, köşe dönme fikri giderek yaygınlaşıyor. Hırsızlık, yağma, dolandırıcılık artıyorsa bunun faili sadece bireyler değildir sayın milletvekilleri. Mutfaktaki yangını çıkaranların bu tablonun sorumlusu olduğuna dair bir inancınız yok mu, hiç mi kabahatiniz yok sizin? Suçun nedenleriyle yüzleşmeyen bir iktidar ekonomide, eğitimde, istihdamda, sosyal politikalarda gerçek iyileştirme yapmadan yalnızca ceza artırarak yol alamaz. Bu yol daha fazla cezaevi, daha fazla infaz düzenlemesi ve daha ağır bir toplumsal maliyet üretir. O yüzden -bir kez daha buradan- adalet kanunun sayısıyla değil vicdanla, hukukla ölçülür. Allah'ın yarattığı kullar arasında lütfen ayrım yapmayın ve tekrar bir kez daha ifade ediyorum, ahlak olmadan adalet olmayacağı gibi adalet olmadan da ülke asla yönetilemez. O yüzden, sizin 31 Temmuz Covid yasası mağdurlarına bir borcunuz var iktidar ortakları olarak. Yapmış olduğunuz kanun teklifiyle hiç olmazsa bir önceki yasayla aynı düzenlemeyi burada geçirin, mağdur ettiğiniz bu kitlelere az da olsa bir nedamet duyun çünkü biz bu yanlışlığı gördüğümüzde doğrudan kanun teklifi verdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Şahin, lütfen tamamlayın.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - Hay hay Başkanım.

Verdiğimiz kanun teklifi yaklaşık bir senedir Adalet Komisyonunda bekliyor ve orada özellikle bu kanun teklifiyle birleştirilmesini istememe rağmen Anayasa ve İç Tüzük kuralları ihlal edilerek hemen hemen bire bir aynı olan bu kanun teklifinin birleştirilmesine de karar verilmedi. Ne olursa olsun bir mağduriyet giderilecekse teklifin bizden gelmesinin, başkasından gelmesinin hiçbir önemi yok, yeter ki bu mağduriyetler giderilsin. Bugün AK PARTİ ve ortağı MHP bu teklifi verirse bundan da büyük memnuniyet duyarız. O yüzden bir kez daha ifade ediyorum: Sizin bu vatandaşa bir özür borcunuz var. 31 Temmuz Covid yasasında açıkça Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme yaptınız, hiç olmazsa bugün aynı şartlarla onu telafi edin ki hepimiz yeni yıla en azından bu umutları törpülenen insanlara yaptığımız haksızlığı gidermenin vicdani huzuruyla gidelim diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)