| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 41 |
| Tarih: | 23.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; infaza gelmeden önce, saatler önce asgari ücret açıklandı. Sadece 86 milyona bir Cumhurbaşkanı Yardımcısının, bir de Ulaştırma Bakanının "tweet"ini paylaşmak, anlatmak istiyorum.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Asgari ücretlileri infaz ettiler.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Cevdet Yılmaz yüzde 27'lik asgari ücreti şöyle açıklıyor: "2026'da enflasyon yüzde 20'nin altına düşeceği için -öngörülen enflasyon- böyle belirledik." diyor. Ulaştırma Bakanı "Yap-işlet-devret modeliyle yapılan otoyollardaki artışı mevcut enflasyona göre yapıyoruz." diyor. Yani otoyollara, yollara zammı yüzde 31 olarak belirlenen TÜİK'in enflasyonuyla yapacaksın; milyonlarca işçiye zammı öngörülen, yüzde 20'nin altına düşeceği öngörülen enflasyonda yapacaksın. Yazıklar olsun! Gerçekten yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Yani bu ülkenin işçisi, halkı yılbaşından önce böyle bir rezaleti hak etmiyor.
Geliyorum adalete. 2025'te en çok duyduğumuz söz "Türkiye bir hukuk devletidir." oldu ama değil arkadaşlar, maalesef ki değil. Bakın, 2025'te utanç verici soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya geldik. Maalesef ki masumiyet ilkesi ayaklar altına alındı. Düşünün, Silivri Cezaevini düşünün, Cumhurbaşkanı adaylığı muhtemel, Cumhurbaşkanı adaylığı yapmış 3 siyasetçi tutuklandı; 1'i tahliye oldu, 2'si cezaevinde. Ümit Özdağ, Zafer Partisinin Genel Başkanı tutuklandı, tahliye oldu. Selahattin Demirtaş AİHM kararlarına rağmen hâlâ cezaevinde ve adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu cezaevinde.
Geliyorum... Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Can Atalay cezaevinde. Belediye başkanlarımız, seçilmiş belediye başkanlarımız cezaevinde; Adalet Bakanı günde 3 kez "Türkiye bir hukuk devletidir." diyor. Değil işte, değil! Bakın, niye masumiyet karinesi diyorum? Bir sefer bu dosyalar, bu soruşturmalar gizli yürütülüyor güya ama seçtikleri, yazdıkları senaryoya uygun birçok bilgiyi havuz medyasıyla paylaşıyorlar. Daha iddianame çıkmadan yalan yanlış birçok bilgiyi televizyonlarda tartışılırken gördük. Bundan rahatsız olan bir Emniyet, Adalet Bakanı, adalet sistemi yok bu ülkede, yok. (CHP sıralarından alkışlar)
Geliyorum... Dünyanın hiçbir ülkesinde, üçüncü dünya ülkelerinde bile deliller toplanmadan insanlar tutuklanmaz. İBB dosyası, Beşiktaş dosyası, siyasi dosyalara baktığımız zaman, mahkeme kararıyla bir iletişim tespit tutanağı, konuşmalar, suç içeren konuşmalar, mesajları yok; banka hesaplarında suça konu olabilecek para yok. Teknik, fiziki takipte iddia edilen müteahhitler ya da "suça konu" dedikleri olaylarla ilgili bir video, kayıt yok. MASAK raporlarında bu olaylara ilişkin somut hiçbir şey yok. Niye tutukluyorsunuz insanları kardeşim? Soruyorum ya, niye tutukluyorsunuz insanları? Kamu zararı 160 milyar. Ya, bir kamu zararı varsa bunu ortaya koyuyorsan idare mahkemesine kadar gider, gerçekten bir kamu zararı varsa da o belediye başkanına bu rücu edilir ama bunların hiçbiri yapılmadan ortaya bir kamu zararı koyup 160 milyarı sanki belediye başkanları almış gibi göstermek utanç verici bir olay. İşte, algı buradan başlıyor. "Somut delil" diye bir kavram yok, insanları cezaevine attın, insanları tehdit ettin, "Burada çürüyeceksin." dedin; hayatında cezaevi görmemiş iş insanları mal varlığını kaybetme korkusuyla saçma sapan ifadeler verdi. Gizli tanık ve bu ifadeler dışında dosyada somut bir delil yok.
Geliyorum bazı isimlere; Sayın Zeydan Karalar, asla ve asla suçlu değil bakın ama velev ki suçlu olduğunu düşünüyorsunuz; yahu, alt sınırı dört yıl ve birazdan, belki yarın oylayacağımız bu infaz yasasında bir gün yatarı yok. Neden Zeydan Karalar hâlâ tutuklu arkadaşlar, neden? Buna benzer bir sürü isim dosyada var. 100'ün üzerinde ismi tutukladınız. Sulh ceza mahkemelerinin hiçbiri tahliye kararı vermedi, mahkemesi tensipte dosyayı inceledi, onlar da vermedi. Neden? Siyasi dosyalar olduğu için. Bu yüzyılda bu yakışmıyor, ülkeye yakışmıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Ülkeden sürekli bir sermaye akışı var, insanlar kaçıyor. Neden? Can güvenliği, mal güvenliği, hukuk güvenliği insanların maalesef ki yok çünkü bir kararla tutuklamalar olabiliyor.
Geliyorum, bugün grup önerisi verdik, Fatih Altaylı "YouTube"da bir yayın yaptı, herhâlde 3 milyon kişi izledi, 3 milyon izleyen kişiden birisi Cumhurbaşkanını tehdit ettiği hissine kapılmadı ama önce İletişim Başkanlığı yüz binlerce "tweet" attı, adamı bir anlamda fişledi, ondan sonra ne oldu? Tutuklandı. Aylarca süren duruşma, dört yıl altı ay ceza verildi ve tahliye edilmedi. Hepinizin vicdanına sesleniyorum: Fatih Altaylı Cumhurbaşkanını tehdit edebilir mi ya? Onun yayını mı tehtit, yoksa Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kamuda böyle kullanılması mı bu toplum için tehdit? Soruyorum arkadaşlar, soruyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Enver Aysever, o da tarihten bir alıntı yapıp bir yayın yaptı, sağlık problemleri var, nerede? Cezaevinde. Geliyorum, Muhittin Böcek; ya, bu adam akciğeri dışarıda yaşadı aylarca. "Öldü, ölecek." deniliyordu, milyonların duasıyla, doktorlarla, hekimlerle yaşadı, bugün cezaevinde.
Şimdi şike, bahis soruşturmasında Ahmet Çakar'ı aldınız hakem; güzel. Kalp spazmı geçirdi ve hemen tutuksuz yargılanmasına karar verildi ki doğru bir karar. Ya kalp spazmı geçirdiği için Ahmet Çakar serbest kalabiliyor -çok ciddi iddialar var hakkında- neden Muhittin Böcek cezaevinde arkadaşlar, hiç mi korkmuyorsunuz, böyle adalet olur mu ya? (CHP sıralarından alkışlar) Allah aşkına, insanların mal varlığına bu kadar kolay, delilsiz nasıl el koyabiliyorsunuz arkadaşlar? Bakın, elli yıl anadan-babadan çalışan şirketler, iş adamları, adamlar bir imzayla sokakta kalıyor. Sorsalar "On yıl yatarım, ben malımı niye vereyim? Alın terim." der ama maalesef ki o kadar kolay bir şekilde bunlar yapıldı ki ve geldik, bugün infazı konuşuyoruz. Ne olacak? 50 bin kişi çıkacak ama CMK 100'üncü maddesi, tutuklama nedenleri bu kadar keyfî, hukuksuz kullanılırsa altı ay sonra o cezaevleri yine dolar arkadaşlar. Burada gerçeği konuşalım. Gelin, bir adalet mevzu varsa, tartışacaksak tutuklama nedenlerini sınırlandıralım. Keyfî bir şekilde tutuklayıp aylarca orada tutan hâkim ve savcıya beraat eden yurttaşların tazminatını yükleyin bakalım, rücu edin; hangisi tutabilir ya? Ne hakla tutuyorsun? O yüzden, ben, artık, burada, arkadaşlarımız, muhalefet adaleti konuşmaktan yorulduk, adaletsizliği anlatmaktan yorulduk, hukuksuzluğu anlatmaktan yorulduk, bunları söylediğimiz zaman suçlu olduk. Bakın, şu sıraların en arkasında Tuncay Özkan oturuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Başarır, lütfen tamamlayın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Onu eğer ki, idam cezası olsa belki asmıştınız ya. O gün bunları söylediğimiz zaman siz bizi suçluyordunuz, gülüyordunuz, görmüyordunuz, ne oldu? Aslanlar gibi orada oturuyor, milletvekili. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bugün de aynı şeyi söylüyoruz arkadaşlar, utanacaksınız, bu yapılanlardan mahcup olacaksınız, bu yapılanlar sizi toplumda, tarihte küçük düşürecek. Siyaset kurumu olarak sorumluluk alın, gelin, bu tutuklama rezaletine, gelin, bu tutuklamanın yarattığı toplumdaki endişeye hep beraber son verelim. Yeni yılda ilk işimiz tutuklama ve nedenlerini tekrar düzenleyelim. AİHM kararları uygulansın, Anayasa Mahkemesi kararları uygulansın. Bakın, Şentop aylar sonra Can Atalay olayında ne diyor: "Keşke, Anayasa Mahkemesine uysaydık."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Veriyor musunuz?
BAŞKAN - Bitti, bir dakika da verdim.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Son sözüm, toparlıyorum.
BAŞKAN - İstisna olunca olunca sıkıntı çıkıyor.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Son cümlelerim...
BAŞKAN - Hadi son cümle, lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Şimdi, bunu biz başarabiliriz, siyaset kurumu başarılabilir. Burada tabii tartışacağız, burada tabii çok sert tartışmalar geçecek ama bunu yapmazsak tarih bizi affetmeyecek. Mustafa Şentop gibi aradan iki yıl geçtikten sonra günah çıkartacağımıza günah işlememeyi öğrenelim, ah almayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Her şeyi verebilirsiniz, parayı verebilirsiniz ya da özür dileyebilirsiniz ama cezaevinde geçen zamanın telafisi yok, buna hiçbirimiz izin vermeyelim. 2026'da da adalet, adalet adalet demeye hep beraber devam edeceğiz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)