GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:41
Tarih:23.12.2025

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yasama haftamızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Sarıkamış Harekâtı'nın yıl dönümündeyiz. Sarıkamış öncesinde dokuz cephede dövüştük.

(Uğultular)

BAŞKAN - Evet, değerli milletvekilleri, Genel Kurulda bir uğultu var. Lütfen sesimizi kısık konuşalım ya da oylamada burada hazır bulunmak kaydıyla kulislerde konuşalım, hatibi saygıyla dinleyelim.

Sayın Özdağ, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Birinci Cihan Harbi sonrasında dokuz cephede dövüştük ve yenildik. Yenildikten sonra bizim üç önemli zaferimiz vardı; Çanakkale, Kutülamare ve Kop Geçidi'ndeki direnişimiz vardı ama geri kalan kısımlarda yenilmiştik. Sarıkamış bunlardan bir tanesiydi. Yenilgiler de bizimdir, zaferler de bizimdir. O nedenle, yenilgilerdeki zafiyetlerimizi öğrenmek ve o insanları da anmak hepimizin görevidir. Ama ben bir tarihçi olarak şunu söylemek isterim: Burada, Osmanlı'yı yönetenlerin ciddi hataları olmuştur. Ben buraya milletvekili olduğum zaman, 2011 yılında Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesiydim ve Sarıkamış'a gönderildim. Geldikten sonra da Sayın Başbakana bir rapor yazdım, dedim ki: "Biz burada bir mağlubiyetimizi anıyoruz ama bu mağlubiyeti anmakla beraber de galibiyetlerimizi unutuyoruz yani Çanakkale'yi unutuyoruz, Malazgirt'i unutuyoruz, İstanbul'un fethini unutuyoruz, Kocatepe'yi ve Dumlupınar'ı unutuyoruz." diyerek ardından da dedim ki: "Buraları devlet törenleriyle kutlayalım." Ve önce İstanbul'un fethi, ardından Çanakkale zaferi, ardından Malazgirt'in devlet törenleriyle kutlanmasına vesile oldum ve yapanlara da teşekkür ediyorum ama bir eksik kaldı; Kocatepe ve Dumlupınar eksik kaldı. Neden eksik kaldı; bunu da siz tamamlayacaksınız, siz düşüneceksiniz neden eksik kaldığını. Bir Atatürk takıntısından kurtulacağız hep beraber. 19 Mayıs 1919'un 100'üncü yıl dönümünde de Sayın Cumhurbaşkanı -o zaman yanılmıyorsam Cumhurbaşkanıydı- Samsun'a bütün liderleri çağırarak 100'üncü yıl dönümünü kutlamış oldu.

Değerli milletvekilleri, üç aylara girdik. Üç aylar recep, şaban ve ramazan ayı. Allah hepimizi ramazan ayına kavuşturmayı nasip etsin.

Bir diğer husus ise, bütçenin onaylanması burada, bütçe geçti. Ama Avrupa'daydım, Münih'teydim. Niçin Münih'teydim, niçin Köln'deydim, niçin Strazburg'daydım? Şundan dolayıydı arkadaşlar: Burada, Doğu Türkistan'la ilgili, Uygur Türkleriyle ilgili etkinlikler vardı. Ve bu olay olduğunda, Parlamentodaki bu nahoş görüntüler olduğunda Avrupa'daki insanlar bize şunu sordular: "Selçuk Bey, neler oluyor bu Parlamentoda?" Gerek Türkler sordu gerek Uygur Türkleri sordu gerekse de yabancılar sordu. Değerli arkadaşlar, biz burada sözümüzü yükseltmek mecburiyetindeyiz. Hani Yunus Emre'nin güzel bir sözü vardı ya: "Ben gelmedim dünyaya kavga için. Benim işim sevgi için. Allah'ın evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim. Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz." diyordu Yunus Emre. Aynı zamanda da "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı." diyerek de bu ifadeleri kullanıyordu. Hepimiz, hep beraber, ben de dâhil olmak üzere bu Parlamentoda nahoş olaylara şahitlik yaptık. O nedenle, hep beraber, birlikte bu Parlamentonun mehabetini yükseltmemiz gerekiyor. İnanın, çocuklarımıza ne söyleyeceğimizi, torunlarımıza ne söyleyeceğimizi bilemiyorum. Hep beraber burada sinirlerimize hâkim olarak, sesimizi dahi yükseltmeden sözümüzü yükselterek bu Parlamentoyu sağlıklı bir şekilde hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu insanlara göstermemiz gerekmektedir.

Bütçe buradan geçti ve şöyle söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Biz 24'üncü bütçemizi yapıyoruz." Yapın; 25'i de yapın, 26'yı da yapın, yeter ki Türkiye'yi zengin yapın, özgür yapın. Kişi başına düşen millî geliri 25 bin dolar yapın. Bizim dış ticaret açığımızı azaltın ve 1 trilyon dolarlık bir ihracatı yapabilecek bir Türkiye'yi oluşturur. İşsizler ordusunu azaltın ama her seferde geliyorsunuz; 2023'te de söylediniz bunları, 2024'te söylediniz, 2025'te söylediniz. Maalesef Türkiye'deki sıkıntılar devam ediyor; yoksulluk devam ediyor, yasaklar devam ediyor, aynı zamanda, Türkiye'deki -tırnak içinde söylüyorum- fakirliklerle beraber, yolsuzluklarla beraber, yoksulluklar da devam ediyor. O nedenle, biz hep beraber Türkiye'yi nasıl zengin yapabiliriz diye düşünüyorum. Baktım, Almanya hakikaten bizi kıskanıyor, Almanya'ya gidince gördüm, hızlı trenleri yok, şehirler arası hızlı trenleri yok. Öyle, şehirler içerisinde trenleri yok ve otobanları da yok bunların.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tabii ki ironi yaptığımı biliyorsunuz, her şehre hızlı trenleri var, her şehirde raylı sistemleri var, her şehirde otobanları var bunların. Aynı zamanda arıtma tesislerini güzel yapmışlar ve büyük sanayileri de var ama Türkiye olarak çok daha büyük imkânlara sahibiz onlardan, tarımda sahibiz, suda sahibiz, aynı zamanda madenlere de sahibiz, insan kaynaklarına da sahibiz ama bunu değerlendiremiyoruz. Neden? Yönetim tarzımızdan kaynaklanıyor arkadaşlar, Türkiye kötü yönetiliyor. Kötü yönetilmesinin sebebi de Türkiye'nin şeffaf olmayan bir hükûmetle karşı karşıyayız, denetlenemeyen kurumlarla karşı karşıyayız; Bakanlıklar denetlenemiyor, üniversiteler denetlenemiyor veyahut da belediyeler denetlenemiyor. O nedenle, bizim çok hızlı bir şekilde denetlenebilen bir Türkiye inşa etmemiz lazım.

Millî davamız Doğu Türkistan diyorum. Doğu Türkistan'la ilgili olarak da gittiğimiz zaman üç efendileri andık biz orada. Kimlerdi bunlar? İsa Yusuf Alptekin'di, aynı zamanda Mehmet Emin Buğra'ydı ve de Mesut Sabri Baykozi'ydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlayacağım efendim.

Bunlar Doğu Türkistan'ın 1933 ve 1944'lü yıllarda cumhuriyet kurmalarına vesile olmuş insanlar. Daha sonra da, orada Çin'in, Mao'nun gelmesiyle 1949'da işgal edilmelerinden sonra da oralarda çok ciddi sıkıntılar yaşadılar ve dünyanın her yerinde de bu mücadeleyi sürdürüyorlar. Şimdi, ben buradan Çin'e sesleniyorum, Çin diyor ki: "Doğu Türkistan'da bir insan hakları ihlalleri yok, asimilasyon yok ve orada dillerine karışmıyoruz, dinlerine, inançlarına karışmıyoruz." O zaman biz de, ben de Çin'e diyorum ki, Çin Büyükelçisine buradan sesleniyorum: Hadi bu Parlamentodaki milletvekillerinden ikişer kişiyi, 11 parti var burada, bu 11 partiden ikişer kişiyi davet edin. Hep beraber Çin'e gidelim, Doğu Türkistan'a gidelim ve oradaki insan hakları ihlallerinin olmadığını görelim. Hakikaten yoksa oradaki insan hakları ihlalleri o zaman dönelim, Batı'ya diyelim ki: "Siz bunu istismar ediyorsunuz." ifadesini kullanalım. O nedenle ben Türkiye'ye bir çağrıda bulunacağım, Hükûmete bir çağrıda bulunacağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bakın, Almanya, Doğu Türkistan Uygur Kongresini yapıyor. Japonya Parlamentosuna gittik, Japonya Parlamentosu Doğu Türkistan Uygur Kongresi nedeniyle yüze yakın yabancı milletvekillerini konuşturdu, bizler de oraya gittik, konuştuk. Aynısını Prag'da Çek Cumhuriyeti yaptı. Hadi Türkiye olarak, siz, Hükûmet olarak şunu yapın: Gelin, Ankara'da, bu Parlamentoda Doğu Türkistan'la ilgili, Doğu Türkistan Uygur Kongresi nedeniyle dünyadaki milletvekillerini çağırın ve burada onlarla ilgili bir sempozyum yapın veya bir çalıştay yapın.

AK PARTİ Gençlik Kollarına da bir sözüm var. Efendim, Çin'e gitmişsiniz, Çin'e giden gençler bir "tweet" attılar, şöyle dediler: "Kardeş Çin'i ziyaret ettik." "Kardeş Çin" olmaz efendim, "Çin Halk Cumhuriyetini ziyaret ettik." diyebilirsiniz. Orada soydaşlarınız ve dindaşlarınız çok ciddi şekilde asimile ediliyorlar. Dindaşlarınız ve soydaşlarınız orada dillerini kaybetmiş vaziyetteler, imha ediliyorlar, hapishanelerde niçin oldukları bile belli değil ve Çin büyükelçisine soruyoruz: Bunlar hangi nedenle hapishanelerdedir? Cevap veremiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - "Efendim, onlar terörist." Dosyalarını görmek istiyoruz.

BAŞKAN - Sayın Özdağ, teşekkür için açıyorum.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - O nedenle ben Hükûmeti bu noktada da duyarlı olmaya, AK PARTİ Gençlik kollarını da duyarlı olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.