GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:40
Tarih:22.12.2025

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığının Libya tezkeresi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Libya'da 2011 yılı Ekim ayında başlayan olaylar sonrasında siyasi istikrar bir türlü sağlanamamıştır. Birleşmiş Milletler aracılığında Libya'daki tüm tarafların katılımıyla 17 Aralık 2015'te Libya Siyasi Anlaşması imzalanmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2015 tarihli 2259 sayılı Kararı'yla, Ulusal Mutabakat Hükûmetini Libya'yı temsil eden tek ve meşru hükûmet olarak tanımıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti arasında 27 Kasım 2019'da İstanbul'da 2 mutabakat muhtırası imzalanmıştır. Biri Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması, diğeri ise Güvenlik ve Askerî İş Birliği Muhtırası'dır. 5 Aralık 2019'da, Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Böylece Türkiye'nin Akdeniz'deki yetki alanları tespit edilmiş, mavi vatan uluslararası arenada kabul görmüştür. Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nın tamamlayıcısı niteliğindeki Güvenlik ve Askerî İş Birliği Anlaşması da Türkiye Büyük Millet Meclisinde 21 Aralık 2019'da onaylanmıştır. Libya Ulusal Ordusu 4 Nisan 2019'da Ulusal Mutabakat Hükûmetini devirmeye yönelik saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar, Libya'ya ilaveten Türkiye'nin Akdeniz havzasındaki ve Kuzey Afrika'daki çıkarlarını olumsuz yönde etkilemiştir. Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti, Güvenlik ve Askerî İş Birliği Muhtırası'nın 4'üncü maddesi kapsamında Türkiye'den destek istemiştir. Bu çerçevede, 2 Ocak 2020 tarihli 1238 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı'yla Libya'ya asker gönderilmesi onaylanmıştır.

Bu Cumhurbaşkanlığı tezkeresiyle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya'daki görev süresinin 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren yirmi dört ay uzatılması öngörülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, Doğu Akdeniz'deki doğal kaynaklar sebebiyle Türkiye'ye karşı bir şer ittifakı kurulmuştur. Türkiye, uluslararası hukuk tahrip edilerek Akdeniz'de Antalya Körfezi'ne sıkıştırılmaya çalışılmıştır. Türkiye, egemenlik haklarını muhafaza etmek için diplomaside ve sahada kararlı faaliyetlerde bulunmuştur. Sahada sondaj ve araştırma gemileriyle yapılan faaliyetler ile Mavi Vatan Deniz Tatbikatı ülkemizi çevreleme politikasına karşı attığımız kararlı adımlardır. Bu süreçte, Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarımızın ikili anlaşmalarla desteklenmesi gerekiyordu. Bu kapsamda Libya'yla yapılan anlaşmalar Akdeniz'deki hak ve hukukumuzu koruma yolunda atılmış isabetli adımlardır. Libya'ya verilen destek hem hukuki bir yükümlülük hem de millî hafızaya sadakattir. Bu tezkereyle Akdeniz'de mavi vatanımızı koruyor, haklarımızın gasbedilmesini engelliyor, kardeş ülke Libya'nın istikrarına ve bölgesel barışa katkı yapıyoruz. Masadaki realite bu tezkereyle sahada perçinlenmektedir.

Türkiye Libya'ya savaşmak için değil barış ve huzurun tesisi ve Birleşmiş Milletler kararlarında öngörüldüğü üzere meşru Ulusal Mutabakat Hükûmetine destek vermek için gitmiştir. Türkiye, Libya Ulusal Hükûmetiyle imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması ve Güvenlik ve Askerî İş Birliği Anlaşmalarıyla Akdeniz'deki millî çıkarlarına sahip çıkmış, Libya'da istikrara büyük katkı vermiştir. Bugün geldiğimiz nokta ortadadır.

Libya'daki Türk askerini "lejyoner" olarak nitelendirenler, "Libya'da ne işimiz var?" "Türkiye Libya'da çizgiyi aştı." "Türkiye Akdeniz'i geriyor." diyenler, mavi vatanı "masal" olarak nitelendirenler acaba bugün Libya tezkeresini hangi gerekçelerle değerlendirecektir? Türkiye ile Mısır arasındaki yakınlaşmalar sonrasında Türkiye ile Libya Ulusal Ordusu destekli ve Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi arasında da yakınlaşma sağlanmıştır. Bugün itibarıyla Türkiye hem Trablus merkezli Hükûmetle hem de Libya Ulusal Ordusu destekli ve Tobruk merkezli Temsilciler Meclisiyle iyi ilişkiler yürütmektedir. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, Ankara'nın 2019'da o dönem Trablus'ta iktidarda olan Ulusal Mutabakat Hükûmetiyle imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nı olumlu yönde incelediğini duyurmuştur. Bazı partiler Libya tezkeresine sadece Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükûmeti tarafından destek verildiği gerekçesiyle karşı çıktıklarını iddia etmişlerdi. Görüldüğü üzere Türkiye, Libya'daki her iki tarafla da iyi ilişkiler içerisindedir. Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletlerin tanıdığı meşru Libya Hükûmetiyle yaptığı anlaşmayla Akdeniz'deki haklarını güvenceye almıştır. Türkiye'nin Libya hamlesi, Kıbrıs Barış Harekâtı'yla başlayan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla devam eden, mavi vatan politikalarıyla şekillenen bir bütünün parçasıdır. Bu tezkereyle emperyalistlerin ve piyonlarının Akdeniz'den Türkiye'yi silme heveslerine son verilmiştir. Bugün biz sadece tezkereyi oylamayacağız. Bugün tezkereye "evet" diyerek Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuk ve millî çıkarlarına, bu doğrultuda aldığı kararlara ve attığı adımlara destek vereceğiz. Bu tezkereye "evet" diyerek kardeş Libya'nın birlik, beraberlik ve bütünlüğüne, barışına destek vereceğiz. Bu tezkereye "evet" diyerek mavi vatana destek vereceğiz. Bu tezkereye "evet" diyerek Türkiye'nin etrafını çevirmeye çalışanlara, Türkiye'yi Akdeniz'den silmek isteyenlere ve bunların taşeronluğunu yapan İsrail'e, Yunanistan'a ve Kıbrıs Rum kesimine "hayır" diyeceğiz. Bu tezkere bir devlet-millet meselesidir ve biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin ve milletimizin, kardeş ülke Libya'nın yanındayız; onun için Libya tezkeresine "evet" diyeceğiz. Bu kararın ülkemize, dost ve kardeş ülke Libya'ya, bölge barışına hayırlı olmasını diliyorum.

Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)