GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:39
Tarih:21.12.2025

AK PARTİ GRUBU ADINA ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, değerli CHP'li arkadaşlarım özellikle; böyle bir ortamda konuşmaya başlamak istemiyorum, lütfen.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Çıkarmasaydınız onu.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Değerli arkadaşım, rica ediyorum...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İftira atmadan kendini ifade edebilen bir konuşmacıyı biz de dinliyoruz.

VAHİT KİRİŞCİ (Kahramanmaraş) - Dinle ya! Dinle biraz!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Öyle söylüyor zaten.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Sayın Başkanım, değerli Cumhurbaşkanı Yardımcım, çok değerli Genel Başkanlar, çok değerli Eş Başkanlar, Grup Başkanları, elbette Genel Kurulda görev yaptığım Grup Başkan Vekili arkadaşlarım; aziz milletimi ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Milletvekillerini de selamlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ve milletvekillerimiz... Çok haklısınız.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, affedersiniz, konuşmamın başındaki hararete vermenizi ümit ediyorum.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, çünkü yaptığımız işin özü, esası, milletvekili olmak. Biz bununla onur duyuyoruz, gurur duyuyoruz; eminim her bir arkadaşım da her siyasi partiden arkadaşım da milletvekili olmaktan aynı onuru duyuyordur. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Uzun bir çalışma sürecinden geçiyoruz. Son günlere yaklaştıkça özellikle son günlerde hararet artıyor. Galiba hiçbirimiz bu kadar çok Ankara'da vakit geçirmiyoruz normal hayatımızda ve çokça konuştuk, çokça laf attık, laf atıldı ve sanıyorum çokça dinledik. Birbirimizi ne kadar anladık çok emin değilim; ben anlaşılmak üzere konuşmayı tercih edenlerdenim, bugün de öyle olmasını ümit ediyorum; belki bildiğimiz konulara bir soru işareti koymak, bir mim koymak ve birazcık kendimize bir marj vermek, anlamak için bir zaman vermek.

Ben de arkadaşlarım gibi, bugün recep ayının 1'inci günü, inananlar için çok önemli. Özellikle Filistin'deki, Gazze'deki kardeşlerimizin davasını aklımızda tuttuğumuzu hatırlayarak, idrak ederek bir kez daha ben recep ayınız, şaban ayınız ve devamında da gelecek olan ramazan ayınız şimdiden mübarek olsun diyorum. Rabb'im ramazana kavuşmayı nasip etsin.

Şimdi, bugüne gelinceye kadar, değerli arkadaşlarım, bütçe çok yoğun bir emekle çalışılıyor; önce Bakanlıklar, burada Strateji Başkanımız var, sonra kendisi ve ekip arkadaşları. Devamında da Plan ve Bütçe Komisyonuna geliyor -arkadaşlarım buradalar, sizlerden de öyle; çok yoğun bir mesai- ve nihayetinde de kırk günlük bir çalışmadan sonra Genel Kurula geldi, şimdi burada. Konuşmanın sonundaki hararet nasıl olur bilemeyeceğim, o yüzden baştan teşekkürlerimi yapayım. Çok teşekkür ediyorum emek veren tüm milletvekili arkadaşlarımıza. Genel Kurulda bizimle olan, bizim her kelimemizi yazan stenograf arkadaşlarımıza, kavas arkadaşlarımıza, gecenin geç saatine kadar mesai mefhumu olmadan bizlerle birlikte olan çaycımızdan, kuaförlerden, gazeteci arkadaşlardan tüm burada görev yapan değerli arkadaşlarımıza, Emniyet mensubu arkadaşlarımıza, danışmanlarımıza, herkese hassaten öncelikle teşekkür ediyorum ve elbette ki bütçemizin memleketimiz için, milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bizim için fasılasız bir dönem, uzun yıllardır iktidardayız, çok iyi yaptığımız işler var ama merak etmeyin, biz kendi muhasebesini de yapan bir partiyiz, eğer öyle olmazsak zaten buraya gelmek mümkün olmazdı. Biz 2002 ile bugünü kıyasladığımız zaman Türkiye'de de dünyada da çok şeyin değiştiğini görüyoruz. Bir defa, her şeyden evvel nüfusumuz arttı, 20 milyon kadar nüfusumuz arttı. Bizim kendimizle beraber gelişen ülkemizde talepler arttı, insanlar değişti, beklentiler değişti. Hiçbirimiz, bizler de 2002'deki beklentilerimiz üzerine değiliz; evlatlarımızın da beklentileri farklı; eğitimden beklediğimiz, hayattan beklediğimiz şeyler değişti ve bizim yaptığımız tüm işler -bu bütçemiz de öyle- aslında bunları öngörerek şekillendi. Mesela, bugünkü bütçeye baktığımızda dünyadaki enerji kavgalarını görüyoruz ve enerji bağımsızlığını önceliyoruz. Uluslararası muazzam bir rekabet görüyoruz, dünyanın dengelerinin değiştiğini görüyoruz, bu rekabeti algılayarak iş yapmaya çalışıyoruz. Yeni pazarlar var, onlara dâhil olmak istiyoruz ve ekonomiler değişiyor, pazar ekonomilerinin yeri değişiyor. Savunma sanayisinde muazzam bir dönüşüm var ve onun da çok önemli bir parçası olmak istiyoruz ve olduğumuzu da görüyoruz, o lige çıktığımızı düşünüyoruz. Bütün büyüyen ülkeler gibi göç alıyoruz. Göç meselesiyle ilgili olarak da yaptığımız işler var, yapmamız gerekenler var ve dünyada pek çok küresel kriz var. Her şeyden önemlisi, düşündüğümüzden daha fazla savaş var. Bizim düşündüğümüz, bizi koruyacağını, dünyayı koruyacağını zannettiğimiz hiçbir müessese işlemiyor. Yani, aslında tek başımızayız ve ne kadar farklı fikirlerde olursak olalım beraber olmaktan başka çaremiz yok. Zaten "Terörsüz Türkiye" sürecine gelirken en önemli motivasyonumuz da budur. Türkiye'nin temel konularında hepimiz ne kadar tartışırsak tartışalım birleşmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak şöyle diyebilirim: Türkiye'nin başarı ölçeği büyüdü. Bizden beklentiler arttı, farklılaştı ve biz bu bilinç içerisinde bunları yapmaya gayret ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın gece gündüz... Yani ben çok samimiyetle söyleyeyim, her an ulaşabileceğimiz tek kişi Cumhurbaşkanı, partimizde hep öyle olmuştur. Kaçta isterseniz arayıp ulaşabilirsiniz.

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkan, siz ulaşabiliyor musunuz? Sizin milletvekilleriniz ulaşabiliyor mu?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Böyle bakıldığı zaman Türkiye'nin her bir meselesi için samimiyetle çalışan, düşünen, gayret gösteren her bir meseleyi sahiplenen bir Cumhurbaşkanından bahsediyoruz; sadece kendisi için değil dünyadaki adaletsizlikler için de hakeza öyle.

Şimdi, sıkıntılar, evet, biz sıkıntıların da farkındayız. Bunların farkında olmamak ne mümkün; biz, her gün sokaktayız, çarşıdayız, pazardayız ve onlara rağmen milletimizin önüne çıkıp kendimizi anlatıyoruz ve oy almaya çalışıyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Ali Mahir Bey çokça kullandı, aslında Sayın Kılıçdaroğlu'ndan miras bir kalıp var. Kendisi -hatırlıyorum, şurada otururken yüz yüze konuşmalarımızı- hemen hemen her cümlesine "Soruyorum..." diye başlardı. Hatırlıyorsunuz değil mi? "Soruyorum..." Siz de öyle yaptınız bugün. Bence sorular önemli ama ne zaman önemli? Cevabı biliyorsanız önemli. Eğer cevapları biliyorsanız -ki vatandaş bunu anlar- sorduğunuz sorudan cevabı söylemeden sizin ne demek istediğinizi anlar. Şimdi, biz, sizin sorularınızı duyuyoruz. Bizden kastım şahsımız değil, hitap ettiğiniz insanlar. Hitap ettiğiniz insanlar, sizin cevaplarınızı anlayamıyor, öğrenemiyor.

Şimdi, matematikten bahsettiniz. Ha, bir de gelirken hep böyle kartonlar falan filan... Bildiğim bir şeyin cevabına tekrar baktım. Görerek mi öğrenmek kolay ve kalıcı, dinleyerek mi? Bütün araştırmalar diyor ki: Görerek... Dinleyerek, göstermeye gerek yok yani dinlemek kesinlikle öğrenmek için en kalıcı metot.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ters oldu!

VELİ AĞBABA (Malatya) - Anlamazsınız diye...

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - İlla bir şeyi göstermek gerekmiyor Sayın Ağbaba; oradan göster, buradan göster, bunlara gerek yok. Özgür Bey'in adı kâfi insanların anlaması için. Gösterdiğiniz resim de Özgür Bey'e benzemiyor, bence benzeyen fotoğraflar kullanmanız lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Özgür Bey daha genç bir insan, ihtiyar bir amca gibi göstermişsiniz, ihtiyar amca gibi göstermişsiniz.

Değerli arkadaşlar, kamu borcuyla alakalı...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bizim Genel Başkanın her hâli güzel Sayın Özlem Hanım. Memlekete bir faydamız dokunsun dedik, lider görsün memleket dedik.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bir saniye...

Değerli arkadaşlarım, millî gelirden bahsettiniz. Millî gelirle alakalı olarak kamu borcuna bakarak sadece karar veremeyiz. Bizim kamu borcunun millî gelire oranına bakmamız gerekiyor. Bu orana baktığımız zaman ülkemiz, 24,1'den 2025'e geldiğinde 73,9'a gelmiş yani millî gelirimize göre baktığımızda borcumuz, bizim borcumuz kesinlikle azalmış.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tersini söylediniz, tersini.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, siz rakamları bence -Sayın Emir de ifade etti- kendi fikirlerinizi anlatmak için dönüştürüyorsunuz. Dediniz ya: "Yalan, kuyruklu yalan -ben iyi bir dinleyiciyim- istatistiklerin yalanı." Yani siz de bunları gayet iyi kullandınız Murat Bey.

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, vatandaşlarımıza elektrik ve doğal gazla ilgili biliyorsunuz desteklerimiz var. Bu desteklere baktığımızda elektrikte, meskende birinci kademenin yüzde 57'sini devletimiz ödüyor. Devam ediyoruz, doğal gazın yüzde 62'sini devletimiz ödüyor. Yani böyle olunca 100 liralık bir elektrik faturasının 57 lirasını, 100 liralık doğal gaz faturasının da 62 lirasını hazine karşılıyor yani bizler, sizler, devletimiz karşılıyor.

MURAT EMİR (Ankara) - Enerji enflasyonunda dünya 1'incisisiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Murat Bey, laf atmak size hiç yakışmıyor.

MURAT EMİR (Ankara) - Yakışır, niye yakışmasın?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, ülkemizdeki yatırımlardan bahsettiniz. 1980 ile 2002 yılları arasında 14,6 milyar dolar yatırım varken 2023 ile 2025 arasında 285 milyar dolar yatırım almış durumdayız; bu, fevkalade bir rakamdır değerli arkadaşlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, evet, memurlarımızın maaşı daha fazla olsun, asgari ücreti mümkün olduğunca artıralım; emeklilerimizin -hepimiz emekli olacağız bir gün- annelerimizin, babalarımızın, onların da hayat kalitesini daha da artıralım ama şunu da görelim: Bakın, 2002 yılında 392 lira olan en düşük memur maaşı yüzde 225 artarak 50 bin liraya yükseldi. Yani şunu bilmeniz lazım, bence insanlarımız, bizi izleyen milletimiz biliyor: Bütün gayretimiz, bütün imkânımız özellikle gelir durumu daha düşük olan insanımızın, memurumuzun, işçilerimizin, emeklimizin, onların hayat standardının, hayat kalitesinin daha fazla yükselmesi içindir. Ayrıca şunu söylemem lazım: Tuhaf bir tenakuz içindesiniz. Bakın, bahsettiğiniz gelir grubu neredeyse size hiç oy vermiyor yani eğer mesele bu olsaydı size...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ne yapalım? Haklarını korumayalım mı?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Koruyun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bize oy vermeyenlerin hakkını da koruyoruz Sayın Başkan, biz Türkiye'nin partisiyiz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ama siz o insanların oyunu almamakla övünen bir partisiniz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Hayır, hayır.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - "Biz eğitimlilerin oyunu alıyoruz; size fakirler oy veriyor, size eğitimsizler oy veriyor." diyen sizlersiniz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Siz 86 milyonun partisi misiniz?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Daha geçen gün buradan böyle laflar atıldı bizlere, bana böyle laflar atıldı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) - Ne münasebet! İftira atmayın Sayın Zengin, iftira atmayın! Biz halkın partisiyiz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tayyip Bey zengin sever, Tayyip Bey!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bütçe...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tayyip Bey zengin sever Özlem Hanım, Tayyip Bey fakir sevmez Özlem Hanım!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, bir saniye, ben avukatlıktan şunu öğrendim: Bütün kavgalar ekonomiye tahvil olur; ticaret davaları ekonomiye döner, boşanma davaları gene para kavgasına döner. Bakıyorum, siyasette de bütün kavga buna dönüyor ama bizim asıl meselemiz, rakamlardan ziyade siyasetimiz. Yani şu Genel Kurulda "Siz de öyle yaptınız." Sürekli olarak anlatıyoruz ama siz kendinizi anlatmaktan ziyade hep bize "Kötüsünüz." "Fecisiniz." "Fenasınız.", hep bize...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - "Kötü" demedim ama fecisiniz, onu söyleyeyim.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ama bak, şunu söyleyeceğim Ali Mahir Bey: Şimdi, bizim insanımız tarifsiz feraset sahibi. Yani Tokat'taki köye gidiyorsun, bir tane teyze var sacın başında...

VELİ AĞBABA (Malatya) - En son ne zaman gittin?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben çok gidiyorum; annem ve babam orada yaşıyor. Sizden daha çoktur, Malatya'dan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bak, bak; Veli Ağbaba'dan daha fazla kendi ilini konuşan bir vekil yok. Malatya, Malatya bulunmaz eşin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ...teyzenin muazzam bir feraseti var. Teyze bana şunu diyor, bize şunu diyor: "Yavrum, buralarda dolaşma. Bizim oyumuz zaten sana. Sen oy vermeyenlere git." (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O yüzden sokağa hiç çıkmıyorsunuz, güzel!

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - O teyze, halanız olmasın! Sayın Başkanım, o teyze, halasıymış!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Kadın kibar. "Yüzünüzü görmek istemiyorum."u ancak böyle diyor, ne desin sana!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, vatandaşın bizde gördüğü şey şudur değerli arkadaşlarım, Sayın Cumhurbaşkanımızda gördüğü şey şudur: Bizim problem çözme kabiliyetimizi görüyor hangi konu olursa olsun, ister içeride ister dışarıda problem çözme kabiliyetimizi görüyor. O yüzden...

MURAT EMİR (Ankara) - Problemin ta kendisi sizsiniz, kaynağı sizsiniz!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Siz öyle zannediyorsunuz, öyle zannettiğiniz için bakın, çok hazin bir durumdasınız. Ya, eğer bu kadar her şey kötüyse bütçeyi neden hâlâ biz yapıyoruz, madem her şey bu kadar fena? Niye, niye? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MURAT EMİR (Ankara) - Düzelteceğiz, o yanlışı da düzelteceğiz! Sandığı getirin, o yanlışı da düzelteceğiz!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Değerli Özgür Bey, gelmeden bütün bütçe konuşmalarınızı okudum, hepsini; hepsinde aynı şeyi söylüyorsunuz, hepsinde diyorsunuz ki: "Bu bütçe son bütçeniz." Ama değil, Allah'ın izniyle değil; devamı gelecek, merak etmeyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Vatandaş da "İnşallah, son bütçeniz olur." diyor.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sandığı getirin, sandığı; vatandaş sandık istiyor.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, bizim bütçemizde, değerli arkadaşlarım, içerideki, dışarıdaki meseleleri kavrayan, bizim vatandaşımızın kişisel, ailevi sorunları dâhil olmak üzere özellikle sosyal devletin getirdiği pek çok sorumluluğu içeren, iş hayatındaki problemleri öngören ve en önemlisi de bizim tek tek bu problemleri görerek -başta iş dünyası ve çalışanlar olmak üzere- Türkiye'nin büyüme hacmini artıracak olan pek çok şey var ama siz bence bütçeyle yeteri kadar alakadar değilsiniz çünkü değerli arkadaşlarım, sürekli kendinizle meşgulsünüz ama bu meşgul olmada da bir sorun olduğu kanaatindeyim. Nasıl bir sorun? Ben size birkaç örnek vermek istiyorum; şimdi, örnekleri kendimiz üzerinden versek itiraz ediyorsunuz, o yüzden iki örnek vereceğim, ikisini de sizlerden vereceğim. Şimdi, Sayın Genel Başkan, biliyorsunuz, yurt dışına gitti, Brüksel'e gitti, Brüksel'de bir konuşma yaptı. Ben samimiyetle Özgür Özel Beyefendi'yi Sayın Grup Başkan Vekili iken çok başarılı bulanlardanım, başarılı bir Grup Başkan Vekiliydi ama artık bir Genel Başkan. Artık Genel Başkan, Grup Başkan Vekili değil, bence hatırlamalı. Şimdi, Brüksel'e gittiği zaman orada yaptığı konuşmaya iki kademeli üzüldüm hem şahsı adına hem de katmerli olarak Cumhuriyet Halk Partisi ve ülkem adına çünkü bu konuşmada diyor ki: "Sayın Antonio Costa bir beş dakika bize vakit ayırmadı, konuştu gitti."

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O benimle ilgili bir şey değil ama.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bir saniye, bir saniye...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O bütün heyetle ilgili bir şey, herkes de alkışladı duygulara tercüman oldu diye.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bence de dinlese iyi olurmuş, ben böyle konuşup gidilmesinden rahatsız olanlardanım zaten.

Burada şu var Özgür Bey, bakın, şimdi, buradaki problem şu: Siz kendinize bir konumlama yapıyorsunuz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Genel Başkanım bütün liderler adına o sitemi yaptı, keşke konuyu öğrenseydiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Sayın Ağbaba, laf atmaktan...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Laf atmıyorum, bir bilgiyi veriyorum size.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya, parazit yapmayın, dinliyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Dinlerseniz... Bakın, Genel Başkanınız daha iyi dinliyor, bir susarsanız...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir bilgiyi veriyorum Özlem Hanım.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Dinleyin lütfen Ağbaba.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yanlış konuşmaya devam etmeyin diye uyarı yapıldı, bilgi verildi.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, bir konumlandırma problemi yaşıyorsunuz, kendinizi öyle bir yere konumlamışsınız ki yani "Bugün seçim olacak, biz hemen buraya, memleketin başına geleceğiz." Fakat sizin dışarıda muhatap olduğunuz bütün o ülkeler...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Avrupa'nın en büyük sol partisi, Türkiye'nin en büyük siyasi partisi, en çok oy alan partisi...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Dinler misiniz!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Diyorsunuz ya yani tabiri caizse: "Tayyip Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürüyorsunuz, ona böyle davranmayın." Onun sebebi ne biliyor musunuz? O gittiğiniz muhataplar sizden daha fazla Türkiye'nin geleceğinde Tayyip Erdoğan'ın da AK PARTİ'nin de olacağını görüyor, onlar bunu görüyor. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Aynen böyle.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Evet, gördük, en son 31 Martta gördük; 31 Martta gördüler kimin lider olduğunu, kimin iktidar olacağını.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Öyle mi olsun istiyorsun?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Siz bunu göremediğiniz için bir muhataplık sorunu yaşıyorsunuz. Yani diyorsunuz ki: "Beni niye muhatap almıyor?" İşte, sebebi bu, muhatap almamasının sebebi bu çünkü Türkiye'nin geleceğinde size sizin düşündüğünüz kadar yer biçmiyorlar, ondan kaynaklanıyor bu sebep. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Cevap vereceğim Özlem Hanım, biraz sabır, ayrılmayın buradan; buradan ayrılmayın ben cevabını vereceğim.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Niye acaba?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Simdi, bir başka alışkanlığınız var, daim yankı odalarında yaşıyorsunuz; kendi mahallenizin televizyonu, kendi cümleleriniz... Konuşulurken bile laf atmaktan dinlemeye sıra gelmiyor, sürekli olarak... Bakın, bizim arkadaşlarımız... Ben gözümü açıyorum, önce muhalefette ne var, onu dinliyorum çünkü biraz evvel Ali Mahir Bey muhalif atılan "tweet"i kendi cümlesiymiş gibi söyledi.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir de arkadaşlarına söylesene, bana dünyanın lafını attılar.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya, siz de mâni oluyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben biliyorum, atılan o "tweet"ler, orada yapılan konuşmalar sizin kulağınıza çekildiği zaman onları burada tekrar ediyorsunuz. O yüzden muhalefette ne var ne yok hepsini dinleyerek buraya gelen insanlardanız yani bir yankı odasında yaşamıyoruz...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Hiç zannetmiyorum, muhalefeti dinleseniz ülke bu hâlde olmazdı, hiç zannetmiyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ...hem sizleri dinliyoruz burada hem muhalif sesleri hem kendi arkadaşlarımızı; bunların hepsini hemhâl edip kendi fikirlerimizi inşa ediyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Konuşabiliyor musunuz ya korkmadan?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Tabii ki konuşuyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi kendi hakikatinizi görmeden, gerçek kendinizi algılamadan bir yere varma şansınız olmadığını düşünüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Reis demeden düşünebilir misiniz, konuşabilir misiniz siz!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Basitleştirme ya, ayıp ya!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi şöyle söyleyeceğim: Bu hayal dünyasından bir çıkmak lazım. Bu hayal dünyasının başka örnekleri var. Bakın, çok hazin bir şey söyleyeceğim; bunu daha evvel yaptınız, aynen tekrar ediyorsunuz. Bu hayal dünyasına... Tabii, insanın bir hayali, bir kimliği götürebilmesi için önce kendisinin inanması lazım. Kendisinin inanması için ne yapıyorsunuz? Bir tiyatro gibi insanlara roller veriyorsunuz, diyorsunuz ki: "Cumhurbaşkanı adayımız." Daha evvel de bu vardı, neydi?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - 8 tane yardımcısı...

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Takdim ediyordunuz: "Cumhurbaşkanı konuşuyor, bilmem kaçıncı Cumhurbaşkanı..."

ÖMER ÖZMEN (Aydın) - Yardımcıları vardı!

SAYIN BAYAR ÖZSOY (Kayseri) - Cumhurbaşkanı yardımcıları da konuşmuştu, Cumhurbaşkanı yardımcıları!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - "Bilmem kaçıncı Cumhurbaşkanı yardımcısı..." 9 taneydi, hatırlıyorsunuz değil mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlarım, asıl şunu söylemek istiyorum: Roller dağıtıyorsunuz bir tiyatro oyunu gibi. Bir de yeni bir şey çıktı, bana çok tuhaf geliyor. Neydi?

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Gölge...

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Gölge bakanlık, gölge kabine. Fakat farkında mısınız bilmiyorum, gölge Cumhurbaşkanı yok. Acaba diyorum, gölge Cumhurbaşkanı da mı var? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Var sanki, sanki var gibi.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ondan 1 tane var zaten!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, bu bir roller... Tiyatroyu çok sevenlerdenim ama tiyatronun tiyatro olduğunu bilerek izlemek lazım. Bu bir tiyatro, bu bir oyun; ben hakikate davet ediyorum sizi, kendi hakikatinize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlarım, oradan geleceğim Sayın Kılıçdaroğlu'na. Ya, bu dünya ne kadar fâni; ölmeden gömdünüz kendisini. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 2023 yılında milletvekili olduk. Milletvekili olurken biliyorsunuz milletvekili listelerinin her bir sayfasını Genel Başkan paraf eder, en sonunda da Genel Başkanın imzası vardır. Bugün burada oturan her bir Cumhuriyet Halk Partili milletvekili, Sayın Genel Başkan da dâhil olmak üzere, Sayın Kılıçdaroğlu'nun iradesiyle, altında imzasıyla buradadır, öyle geldiniz buraya. Ama geçen hafta da gördüm, ya, adını anmak istemiyorsunuz, hatırlamak istemiyorsunuz. En azından, bırakın partiyi falan, insani olarak teşekkür borçlu olduğunuz, vefa borçlu olduğunuz bir insana...

CAVİT ARI (Antalya) - Kendi işlerinize bakın Sayın Başkan! Siz kendi işlerinize bakın!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ...en ufak bir şeyiniz yok, en ufak bir teşekkürünüz yok. Kendi partisinde, kendi insanına şükranı, minneti, teşekkürü olmayanın millete faydası olur mu? Olmaz, olamaz. (AK PARTİ sıralarından "Olmaz." sesleri, alkışlar)

Buradan sevgili babamı anayım, kesin beni izliyordur.

CAVİT ARI (Antalya) - Siz hakaret ettiğiniz adamı Bakan yaptınız, Maliye Bakanı yaptınız!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ufacık bir çocukken bana derdi ki: "Özlemciğim, bir insan bir işi nasıl yaparsa bütün işlerini aynı şekilde yapar." İster yemek yap ister memleket yönet ister vekil ol, hepsi aynıdır, aynı muhakemedir, aynı düzlemdir. Buradan baktığımızda ben sizin vefa duygunuzda bir sorun görüyorum. Ha, bunları niye söyledim? Bunu niye söyledim Sayın Vekilim?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Abdullah Gül'ü hatırla, Ahmet Davutoğlu'nu hatırla!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Laf atmayın, söyleyeceğim. Bağırmazsanız iyi olacak.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hüseyin Çelik'i hatırla, Hüseyin Kocabıyık'ı hatırla!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Kocabıyık'a da geleceğim. Geleceğim, bak, Kocabıyık'a da geleceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hatırla!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki... Uzun da...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Abdullah Gül'e selam veremiyorsunuz, Abdullah Gül'e! Davutoğlu'nu alkışlıyordunuz "Hoca... Hoca..." diye, ne oldu?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben bir kere de işitebiliyorum. Susarsanız cevap vereceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Davutoğlu ne oldu, Davutoğlu?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Siz hatırlayın ya, Cumhurbaşkanı Yardımcımızdı o!

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Üniversitesine el koydular.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Adama selam veren öğretim üyelerini işsiz bıraktınız!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, diyor ki Sayın Kılıçdaroğlu...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Şehir Üniversitesi ne oldu, Şehir Üniversitesi?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ..."Yolsuzlukla, rüşvetle anılmak bu CHP'ye yakışmaz. Dönüp temizleyin kendinizi ya!" (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, ben demiyorum, arkadaşlarım demiyor...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Aynaya bakın, aynaya!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ...sizi burada oturtan eski Genel Başkanınız...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Aynaya bak!

MURAT EMİR (Ankara) - Bize buraya millet oturttu, millet! Sizi kim oturttu? Sizi Erdoğan mı oturttu? Bizi buraya millet oturttu!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Soruyu anlamıyorsunuz, biz...

MURAT EMİR (Ankara) - Kendinizi bilin, milletvekilliğinin anlamını bilin, doğru konuşun!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben başka bir şeyden bahsediyorum, hiç anmadığınız yerden bahsediyorum, gayet doğru konuşuyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Taşkesenlioğlu'na gel, Taşkesenlioğlu'na!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bizim listemizin altında da onurla Sayın Cumhurbaşkanımızın imzası var, o kadar. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bugün ayın 21'i, dört gün sonra 25 Aralık!

MURAT EMİR (Ankara) - İmza başka, oturmak başka! Milletvekilliğinizin farkına varın; milletin vekilisiniz, millet adına görev yapıyorsunuz!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, ne oldu ya, ne oldu? Devrik Genel Başkanınızdan bahsedince enteresan bir hareket oldu yani, enteresan bir hareket oldu. Devrik Genel Başkanınızı unutmayın. Bize diyorsunuz ya, aynı şeyler sizin başınıza gelebilir, aynı şeyler; tekerrür ediyor bakın. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ GÖKÇEK (İstanbul) - Rahmetli Erbakan "Biz onu belediye başkanı yaptık..."

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Kılıçdaroğlu da evvelden bir Grup Başkan Vekiliydi. Hikâyeniz tekrar ediyor Ali Bey, tekrar ediyor. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Anladım, devrik Genel Başkanın hiç bir hatırı yok. Hatta biliyor musunuz, o devrik Genel Başkan Sayın İmamoğlu'nu bulup getiren kişi. Biliyorsunuz değil mi? Evet, 6'lı masayı kuran kişi.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bütçeyi konuşmaya başlayacak mısın Özlem Hanım?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ha, bir de bakın, DEM'lileri unuttunuz, hatırlamıyorsunuz hiç.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Emeklilerden bahsetmeye başlayacak mısın?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bir cümle...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tokat'ta emekliler sizden konuşma bekliyor, asgari ücretliler sizden konuşma bekliyor.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Amasız, bakın, amasız "terörsüz Türkiye"ye "evet" bile diyemediniz, şarta bağladınız; "terörsüz Türkiye"ye "evet" diyemiyorsunuz, biraz evvel kürsüden şarta bağladınız.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tokat'ta çiftçi sizden konuşma bekliyor!

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - 17-25 Aralığa bakacak birazdan, 17-25 Aralığa!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, şu davalara da geleceğim...

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Süre bitti.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ha, önce Kocabıyık'la ilgili şunu söyleyeyim: Sayın Kocabıyık bence bizden çok, boşandığı eşini acıtmak istemiş o "tweet"te çünkü ben baktım, kendisinin...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Aile içine, aile meselelerine giriyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bu mahremiyet değil.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Allah Allah! Allah Allah!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ondan mı tutukladınız?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Kendisi, hanımefendi, biliyorsunuz "merkez valiliği" diye bir şey var...

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Ailesine iftira atmayın bari ya!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - ...şu anda merkez valisi ve şu anda mülkiye müfettişi olarak görevine devam ediyor.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Eşinin canını acıttığı için tutukladınız, ne güzel(!)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Kadın korkmuştur, ne yapsın! Kadın korkmuştur, kadın!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Yazdığı cümlelere...

REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Size en güzel cevabı HAS PARTİ'nin Genel Başkanıyken Meclis Başkanı vermişti, ona sorun, onları anlatsın size!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Duyamıyorum, birazdan kürsüye gelin, duyamıyorum sizi, kusura bakmayın. Veli Ağbaba gibi laf atamıyorsunuz, işitemiyorum.

Şimdi gelelim...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Ayarı size veriyor Tayyip, ayarı! "Özlem Hanım, çok konuşursan sen de gidersin Sincan'a." diyor!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bilmiyorum, ben bunlarla korkacak değilim yani. Allah'a çok şükür, her şeyim burada, alnım ak, ne olacak yani? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Her şeyim ortada, yanlışım yok, mesajlarım yok "tweet"lerim yok, ortadayım yani.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Özlem Hanım, Tayyip Erdoğan'a meydan okuyorsunuz, yapmayın! Tayyip Erdoğan'a meydan okuyorsunuz!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben tek başına bir insanım, beni korkutamazsınız. Bak, tek başımayım tek, hiçbir şeyden korkmuyorum. Ben fikirlerimle buradayım, öyle geldik biz buralara. Sizi tehditkârlar sizi! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sizi biz tutuklatacağız demiyoruz, Tayyip Bey tutuklar diyoruz Sayın Başkan. Yine biz sizi koruruz, biz varız, biz.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Sizin yeğeniniz hâkim, sizi korur; doğru söylüyorsunuz(!)

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ona da geliriz. O delikanlıyı da çağırdım, Emre gelecek.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Emre gelecek, doğru! Emre gelecek, çok haklısınız!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, gelelim davalara. Bu davalarla ilgili olarak tabii, bir sürü şey var, çok uzun yani 3 bin sayfadan fazla iddianame, bunları peyderpey okuyorum, henüz ben bitiremedim, bitirdiğini söyleyen varsa da çok inanmıyorum, açık söyleyeyim. Ama davalar başladığında onları peyderpey kamuoyu daha detaylı konuşacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Zengin, dört dakika ilave süre verdim, son, 5'inci dakikayı veriyorum, lütfen toparlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Hemen Başkanım.

Peyderpey bu davaları göreceğiz. Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu davalarla ilgili olarak bir sürü konu var. Bakın, 500'e yakın suç var. Şöyle bir hava oluşturuluyor: Yani bunlardan birini, ikisini...

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Ceza Kanunu'nda 500 tane suç yok ya kardeşim!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bak Sayın Tanal, süremi yiyorsun, hakkımı yiyorsun; bir susar mısın.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - 500 tane suç var mı Ceza Kanunu'nda?

VELİ AĞBABA (Malatya) - Mahmut Tanal'a "Sus!" diyemezsin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, bunlarla ilgili olarak sanki şöyle bir hava var...

REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Metal yorgunluğuyla o belediye başkanlarını görevden aldınız, neden yargılanmadılar?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ne bağırıyorsun ya, ne bağırıyorsun!

BAŞKAN - Sayın Zengin, bir dakika...

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Şu arkadaşınıza lütfen söyleyin, bana bağırmasın.

BAŞKAN - Sayın Zengin, lütfen, rica ediyorum, bir dakika...

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Arkadaşlar, Sayın Tanal; sesi en çok çıkanın konuşacağı bir yer değil burası; sırası gelenin, söz sahibi olanın Meclis kürsüsünden konuşacağı bir yer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer itiraz varsa sizin grubunuz cevabını verir.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, 500 tane suç kanunda yok.

BAŞKAN - Yerinizden, oturup ikinci paralel bir Meclis oturumu açmayın, ikinci paralel Meclis oturumu açmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - 500 tane suç kanunda yok.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, lütfen Mahmut Tanal'ın sözünü kesmeyin!

BAŞKAN - Sayın Zengin, tamamlayın lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Sayın Tanal, lütfen, beş dakikamı bitireyim, gel buraya, kürsüde konuş.

Değerli arkadaşlarım, bunlar iddiadır. Ben bir hukukçuyum, bunların hepsi iddiadır.

VELİ AĞBABA (Malatya) - TRT'ye söyle, TRT'ye.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Mahkemede ispat olunmadan, bunlarla alakalı olarak... Bunların hepsi iddiadır ama siz şöyle zannediyorsunuz: Bu suçlardan dördünü, beşini "Aman, yanlış oldu." falan diye izale edersek sorun kaybolacak sanıyorsunuz.

Bakın, çok önemli problemler var. Bunlardan sadece bir tanesiyle alakalı bir mahkûmiyet bile olayın ne kadar vahim olduğunu gösteriyor. Mesela, bir dönüşüm hikâyesi var hafriyatla alakalı, çok önemli bir mesele. Yani öyle büyük bir rant, öyle büyük bir şey var ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Defalarca açıkladık Özlem Hanım, siz de duydunuz, yapmayın böyle!

BAŞKAN - Sayın Özlem Zengin, tamamlayın lütfen.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bakın, konuşacağız.

MURAT EMİR (Ankara) - MAPEG'in izni var, MAPEG'in izniyle yapıldı o.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Bu Cebeci hafriyat sahası, 33 milyarlık zarar var; bunları konuşacağız, bunları konuşacağız.

MURAT EMİR (Ankara) - Evet, evet; MAPEG'in onayıyla yapıldı o, MAPEG'in onayıyla yapıldı.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Vaniköy'de...

MURAT EMİR (Ankara) - Enerji Bakanının imzası var altında.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Hani fakirden yanaydınız; o zenginlerin villalarına ah ne izinler verip yaptırdınız.

MURAT EMİR (Ankara) - Geçme oraya; hayır, hayır, hafriyatı konuş.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Geçeceğim, geçeceğim onlara da geçeceğim.

Sonuç: Ben şimdi...

MURAT EMİR (Ankara) - Hafriyatı konuş, öyle başladın. Bakanın imzası var, MAPEG Genel Müdürünün imzası var altında.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Hepsini okudum, hepsini okudum. Siz ispat üzerine...

MURAT EMİR (Ankara) - Daha üç ay önce kayyum "Açın da hafriyat yapalım." dedi, yapmayın böyle!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben hepsini okudum.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, sürem yeteri kadar müsaade etmediği için Cebeci'deki bu hafriyatla alakalı konuya şöyle bir virgül koyuyorum, devam edeceğim.

Ama buradan teşekkürlerimle konuyu kapatmak istiyorum çünkü ben süreme riayet etmek niyetindeyim.

Değerli arkadaşlarım, bu bütçe hayırlı olsun.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Pek de hayırlı olmadı ya!

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ben buradan, özellikle Sayın Devlet Bahçeli'ye ve Milliyetçi Hareket Partisine, Cumhur İttifakı'ndaki ortağımıza hassaten çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Selamlayın Genel Kurulu.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) - Ve özellikle "terörsüz Türkiye"yle alakalı sürecin tamamlanmasından sonra... Zaten çalışıyoruz hep beraber, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızla birlikte bizim, kendimizin bir hazırlığı var, sizlerin de var, biliyorum; gerçek sivil bir demokratik anayasa yapmak için de gayretimiz var. Tüm bunlarla beraber, Türkiye'nin hem toplumsal hayatı hem de ekonomik hayatı kesinlikle çok çok daha iyi olacak.

Sizleri ve milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)