GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben de konuşmama öncelikle bir hatırlatmayla başlamak isterim. Zira, bugün de olduğu gibi bütçe görüşmelerinin olduğu tüm süreç içerisinde iktidara yönelik yapılan bütün eleştirilere karşılık olarak AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımızın cevapta zorlandıkları her dönem ortak olarak kullandıkları bir cevap var; o da şu: "İyi de siz ne söylerseniz söyleyin, sonuçta bizi millet seçti yani biz seçimle geldik." diyorlar ki bu doğru bir yaklaşım olmakla beraber 2023 seçimlerinde nasıl kazandıklarını da unuttukları anlamına gelir. Ben hem onu hatırlatmak hem de bir tebessüm olması açısından yaşanmış bir hikâyeyle bir cevap vermek isterim. Mutfakta ciddi yaramazlık yapan delikanlı babasından dayak yiyeceğini anlayınca kendini salona atmış. Babası peşinden gitmiş, delikanlı heyecanla ne yapacağını şaşırıp direkt tekbir getirip namaza durmuş. Babası çocuğunun bu hâlini görünce oturmuş -affınıza sığınarak söylüyorum- demiş ki: "Lan oğlum, biliyorum, abdestin yok, zaten kıbleyi de tutturamamışsın ama Allah'a sığındın ya, bir seferliğine seni affediyorum." Yani 2023 seçimlerinde bu millet biliyordu ki siyaseten abdestiniz bozuktu, siyaseten kıbleniz de sıkıntılıydı ama toplumu öyle tahrik ettiniz, öyle tahrik ettiniz, duygularla öyle oynadınız ki son defa bu yetki size verildi; bunu size hatırlatmak isterim.

Milletvekillerimizi dinlerken bazen gerçekten büyük bir şaşkınlık yaşıyorum. Öyle iddialı cümleler kullanıyorlar ki cevap vermekte bile sıkıntı çekiyoruz işin gerçeği. Ben bu anlamda, bu durumdan yola çıkarak Sayın Cumhurbaşkanımıza bir soru sormak isterim, bakanlara bir soru sormak isterim, milletvekillerine bir soru sormak isterim: Yirmi üç yıllık iktidarınız döneminde, kanunlara göre suç olan, inancımıza göre günah olan, geleneklerimize göre ayıp olan bir konu söyleyin ki azalma olmuş olsun; ben de sizi ayakta alkışlayayım. Mesela, yirmi üç yıl içerisinde yolsuzluklar mı azaldı, hırsızlıklar mı azaldı, israf mı azaldı, intiharlar mı azaldı, madde bağımlısı genç sayısı mı azaldı, boşanma mı azaldı, kadın cinayeti mi azaldı? Samimiyetimle söylüyorum, bir tane numunelik örnek söyleyin, ben sizi ayakta alkışlayacağım.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Namaz kılanlar azaldı, Allah'a inananlar azaldı, Müslüman sayısı azaldı.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Ama bildiğimiz bir şey var, görmezlikten gelseniz de, duymazlıktan gelseniz de, anlamazlıktan gelseniz de büyük sorunlarımız var; bunları özet olarak ben tekrar size hatırlatmak isterim: Bakın, yer altı kaynakları bakımından, coğrafi özellikleri bakımından, tarihî geçmişi bakımdan, genç nüfusu bakımından dünyanın en muhteşem özelliklerine, güzelliklerine, zenginliklerine sahip bir ülkede her gün işsizliği konuşuyor isek, her gün geçim sıkıntısını konuşuyor isek, her gün elektrik faturasını konuşuyor isek, her gün doğal gaz faturasını konuşuyor isek ne yaparsanız yapın büyük sorunumuz var demektir. Örf, adet, gelenek ve inançları bakımından muhteşem bir altyapıya sahip olan bu ülkede yirmi yıl önce sadece Amerikan filmlerinde görmüş olduğumuz sahneleri bugün şehirlerimizin mahallelerinde, sokaklarında ve evlerinde yaşıyor isek kabul etseniz de etmeseniz de derin sıkıntılarımız var demektir. Bin yıl boyunca dünyaya liderlik yapmış, dünyaya ağabeylik yapmış, dünyaya adaletle yönetmiş bir medeniyetin varisi olan Türkiye, yanı başında "tapusu bizde" denilen Filistin'de yüz binlerce çocuk katledilirken hiçbir şey yapamamış ise dış politikada bittik demektir. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Çok şey yaptık, çok şey. Sen görmez, duymazsın; bu millet görüyor, duyuyor da sen görmez, duymazsın!

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Biz niye görmüyoruz?

MESUT DOĞAN (Devamla) - Akıl ne hâlde olduğumuzu görmektir; akıl neden bu hâlde olduğumuzu sormaktır; akıl bu hâlden nasıl kurtulacağımızı düşünmek ve çalışmaktır; akıl her atılan adımın sonunu görmektir. Ne hâldeyiz biz şu anda? Ben söyleyeyim: Sabah okula giden çocuğunun cebine simit parası koyamayan babaların var olduğu Türkiye'deyiz, ki veriler sabah okula giden çocukların beşte 1'inin kahvaltı yapmadan okula gittiğini ifade ediyor.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Hangi veri bu?

MESUT DOĞAN (Devamla) - Başka; üniversiteyi bitirdiği hâlde, 30 yaşına geldiği hâlde utana sıkıla annesinden, babasından harçlık istemek zorunda kalan gençlerin var olduğu Türkiye'deyiz. Gençlere dediniz ki: "Okuyun." Gençler de okudular. Her köye bir üniversite yapmakla övünüyorsunuz ama o üniversitelerde görev yapan akademisyenler de okuyan öğrenciler de biliyorlar ki üniversite okuyan gençlerin yüzde 80'i iş bulamayacak ve bulamıyorlar. Elbette ki devletin görevi, diploma sahibi olan bütün gençlere kurumlarda görev vermek değil ama o ülkede iş bulmasını sağlayacak zemin oluşturmaktır. Bugün 5,5 milyon ev gencinden bahsediyoruz.

Başka; emekli olduğu hâlde sırf kızının çeyiz parasını ödemek için maden ocağında çalışırken hayatını kaybeden insanların var olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Şu emeklilerimizin hâline bakın; kimisi ayakta durabilmek için çöplükten ekmek topluyor, kimisi AŞTİ'ye sığınıyor, kimisi otellerde, tuvaleti ve banyosu olmayan yerlerde hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

Başka, başka; teşvik ederek köylerini terk ettirdiğiniz ve köyünü terk edenlerin de sığındıkları şehirde çocuklarını sokaklara kaptırdıkları bir ülkede yaşıyoruz. 10 milyon arkadaşlar, 10 milyon gencimiz madde bağımlısı. Bir beka meselesi mi arıyorsunuz? Üzerinde çalışmanız gereken, kafa yormanız gereken konu bu konudur.

Başka; zalimlerin açmış olduğu savaşta annesini, babasını kaybetmiş binlerce yetimin yaşadığı bir coğrafyada hep beraber yaşıyoruz. Peki, bu hâle nasıl geldik? Bu hâle gelmemizin temel nedeni söylüyorum: Bu hâle gelmemizin ana nedeni: Tek hedefi iktidarda kalmak olan AK PARTİ'nin kendini dünyanın sahibi zanneden zalimlerle iş birliği yapmasıdır ve onlarla ilişkisini güçlü kılabilmek için aldığı borçlardır. O borçlar dengesini bozdu ülkenin, dengesini bozdu AK PARTİ'nin. AK PARTİ yirmi üç yıldır kendisine oy verenlerin hoşuna gidecek cümleler kuruyor ama para verenlerin hoşuna gidecek icraatları yapıyorlar. Ben hayretler içerisinde milletvekillerimizi dinliyorum. Biraz önce çıkmış bir AK PARTİ'li milletvekili arkadaşımız diyor ki: "LGBT'yle mücadele edeceğiz." Ya, bu ülkede eş cinsellerin dernek kurma hakkını siz verdiniz, ne çabuk unuttunuz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Yalan söylüyorsun, öyle dernek kurmayla ilgili hiçbir düzenlemeyi biz yapmadık; tamamen yalan.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Evet, Dernekler Kanunu'ndaki düzenlemeyi siz yaptınız.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Ayıptır, ayıptır; bu kadar ikiyüzlülük fazla, bu kadar ikiyüzlülük olmaz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Yalan söylüyorsun, tamamen uydurma ve yalan.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dernekler Kanunu'nu siz değiştirdiniz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Tamamen yalan söylüyorsun.

MESUT DOĞAN (Devamla) - "Filistin" diye oy istiyorsunuz, "ticaret" kılıfı adı altında İsrail'e yardım ediyorsunuz. "Adalet" diye oy istiyorsunuz, bu millete zulmediyorsunuz.(YENİ YOL, CHP, İYİ Parti sıralarından alkışlar)

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Biz zulmetmiyoruz.

MESUT DOĞAN (Devamla) - "Emeği koruyacağız." diye oy istediniz, insanlarımızı faiz boranlarına peşkeş çektiniz. "Dindar nesil yetiştireceğiz." diye oy istediniz, gençlerimizi uyuşturucu baronlarına meze ettiniz ama sanki bunların hiçbirini siz yapmamış gibi hareket edebiliyorsunuz.

CAVİT ARI (Antalya) - Yirmi üç yıldır iktidarda olan bunlar değil sanki.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Bunların olmasının temel nedeni şu, şu sözü unuttunuz siz: "Yola diz çökerek başlayanlar yol boyunca sürünmeye mahkûmdurlar. Siz zannettiniz ki birilerinden söz aldıktan sonra yolun sonuna kadar çok rahat yürüyeceksiniz ama bunun böyle olmadığını bütün millete yaşattınız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)