GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:38
Tarih:20.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH ERGİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulmuş bulunan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmaları ve buna bağlı gelişmeleri değerlendirmeye çalışacağım. Yapacağım tespitler YENİ YOL Grubunun raporuyla uyumlu bir değerlendirme olacak.

Fiilen 2024 yılının Ekim ayında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin aldığı inisiyatifle başlayan temaslar önce büyük bir şaşkınlık yaratmış, ardından ihtiyatlı bir iyimserlikle takip edilmişti. Uzunca bir süre karşılıklı temaslardan sonra 12 Mayıs 2025 tarihinde PKK kendini feshettiğini ilan etti, 11 Temmuz 2025 tarihinde silahların sembolik olarak yakılması töreni icra edildi. Silahların bırakılma sürecinin istihbarat birimlerinin gözetiminde devam ettiği anlaşılıyor. 5 Ağustos 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Dayanışma Komisyonu kuruldu ve Türkiye'nin farklı kesimlerinden çok geniş bir dinleme faaliyeti başlattı bu Komisyon ve bu süreç tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu bu çalışmaları yaparken toplumun beklentisi her düşünceden vatandaşımızın devletiyle kucaklaşması ve Hükûmetin güven duygusunu tüm toplum kesimlerini kapsayacak şekilde inşa etmesiydi ama maalesef böyle olmadı. 2024 Ekim ayında başlayan bu dönemde kayyum uygulamaları devam etti, hukuk güvenliği ve masumiyet karinesi yok sayılarak gözaltı ve tutuklamalar devam etti, hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili sorunlar devam etti, medya organlarına değişik gerekçelerle el konularak TMSF, Türkiye'nin en büyük medya patronu hâline geldi; takipsizlik ve beraat kararı almış olan KHK'lilerin görevlerine iade talepleri karşılanmadı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması geleneği maalesef devam etti. Tüm bu uygulamaların demokratik bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceği açık iken 2024 Ekim süreci başladıktan sonra bile, bu yanlışlara devam edilmesi, sürece olan güveni bir miktar azaltmış ve soru işaretlerini artırmıştır. Oysa Ekim 2024'te başlayan süreçten önce de Türkiye'nin gerçek bir hukuk devleti olması gerektiği, sağlam bir kamu düzenine ihtiyaç olduğu, kuvvetler ayrılığının tam olarak işlediği, Anayasa’nın ihlal edilmediği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının herkesi bağladığı ve bu mahkeme kararlarının uygulandığı bir ülke olmamız gerektiğini bu kürsüden defalarca ifade etmiş idik. Dile getirilen bu taleplere kulak verilmiş olsaydı hem Türkiye'nin kendi içinde adaleti tesis edilmiş olacak hem de toplumsal huzuru beraberinde getirecekti ama maalesef bugüne kadar böyle bir adım da olmadı.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki Komisyon çalışmalarından bağımsız olarak demokratik bir hukuk devleti olma iddiasının gereklerini adım adım yerine getirmek zorundayız. Bunun için sağlam bir siyasi irade ve bu iradenin gereklerini yerine getirecek cesur adımlara ihtiyacımız olacak. YENİ YOL Grubu olarak evrensel hukukla barışık demokratik bir hukuk devletinin tüm gereklerini yerine getirmeye yönelik adımları destekleyeceğimizi ifade ediyoruz. Bu adımları atmak, çocuklarımıza ve gelecek nesillere olan borcumuzdur. Gelin, hep beraber bu borcu ödeyelim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Komisyonda çalışmalara katılan siyasi partiler bugüne kadar yapılan çalışmalara dair raporlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundular. Sunulan raporlarda doğal olarak farklı pencerelerden yapılan değerlendirmeler mevcut. Bu raporlar mümkün olduğunca ortaklaştırılmaya çalışılacak önümüzdeki günlerde.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin yakın siyaset tarihinde bugünkü denemeye benzer arayışlar olmuştu. Bu arayış dönemlerinde yaşanan olaylardan ders alınacak noktalar olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, geçmişte yaşanan olumlu ve olumsuz hadiseleri hassas bir gözle değerlendirmeye çalışacağım. Hatırlanacağı üzere, 2009'da bir açılım süreci yaşamıştık. Bu süreçteki iklimi şöyle tarif etmek mümkün: AK PARTİ, bu süreci tek başına gündeme taşıdı, CHP ve MHP Mecliste muhalif kaldı. Güvenlik bürokrasisi ve yargı organları zihnen bu sürece hazır değildi. Sivil toplum kuruluşları ve kamuoyunu etkilemeye dönük özel bir çalışma da yapılmadı. Medya desteği yoktu. Eve dönüş sürecini çok detaylı olarak planlamak gerekirken maalesef yeterli detay çalışması yapılmamıştı. Ayrıca, eve dönüş sürecinin yasal altyapısı oluşmadan dönüş süreci başlatıldı ve yoğun bir kamuoyu tepkisiyle karşılandı. Bu eksik planlama ve yasal altyapının yetersiz olması nedeniyle 2009 açılım süreci maalesef başarısız oldu. Daha sonra, 2013'te yeni bir çözüm süreci başladı. 2013 sürecinde de Parlamentoda AK PARTİ tek başınaydı. Cumhuriyet Halk Partisi ve MHP sürece karşıydı o tarihte, HDP dışında sürece destek veren bir parti yoktu. Bu süreçte de yasal altyapı henüz inşa edilmemişti. Ancak 2013 sürecinde öncekilerden farklı olarak akil insanlar heyeti üzerinden çok geniş bir kamuoyu iletişimi sağlandı. Bu iletişim modeli başarılı oldu ve 2013 çözüm sürecine toplumsal destek yüzde 70'lere kadar çıktı. Nihayetinde, o dönem Suriye'deki gelişmeler gerekçe gösterilerek bu süreçteki mutabakatlar rafa kaldırıldı ve maalesef sonrasında çok elim hadiseler yaşandı. 2009 ve 2013'te başarısız olan iki süreçte de yasal altyapı oluşturulmadan yol alınmaya çalışılmış olması dikkat çekicidir. Bu olumsuz örnekleri moraller bozulsun diye değil, geçmişte eksik ve yanlış yapılan işler tekrar etmesin, yanlış adımlar atılmasın diye anlatıyorum.

Günümüze gelirsek değerli milletvekilleri, bugün geçmişe göre birçok avantaj mevcut süreçte; Parlamentoda çok geniş bir siyasi destek var, güvenlik ve yargı bürokrasisinin geçmiş dönemdeki gibi olumsuz bir tutumu yok. Milliyetçi Hareket Partisinin bu sürecin başat aktörü olması, toplumsal muhalefetin genişlemesini önleyen önemli bir faktör oldu. Bu nedenlerle, bu dönemde önceki dönemlere göre daha müsait bir zemin var. Şartların bu kadar müsait olduğu bir zeminde, bu sürecin olumlu bir şekilde sonuçlanması en büyük arzumuz. Şayet bunu başarabilirsek Türkiye bulunduğu coğrafyadaki tüm dengeleri ve denklemleri değiştirebilecek bir konuma gelecektir ancak bu sürecin karşısında yer alan siyasi partilerin endişelerinin de dinlenerek bu endişeleri gidermenin yollarını aramalı ve sürece olan destek cephesini olabildiğince genişletmeliyiz. İktidar bileşenleri ile muhalefet partilerinin tamamının bu sürece dair özenli bir dil kullanması, maksimalist yaklaşımlardan kaçınılması, olabildiğince yapıcı bir katkı sağlanması önemli olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi bitirmeden önce aşağıdaki önerilerimi sizinle paylaşmak istiyorum: Eve dönüşle ilgili sürecin hukuki zeminde ilerlemesini hayati derecede önemli görüyorum. Önceki iki başarısız girişimin bu yüzden netice alamadığını değerlendiriyorum, bu nedenle yasa yapım sürecinin hızlandırılmasını öneriyorum. YENİ YOL Grubunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunmuş olduğu raporda da önerildiği gibi evvelemirde silahsızlanma ve toplumsal bütünleşme kanunu, bağımsız izleme ve denetim komisyonu kanunu, demokratik güven artırıcı önlemler ve uyum yasası çıkarılmasını; ayrıca YENİ YOL Grubu olarak temel haklar, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlük alanlarında yapılması icap eden uygulama değişiklikleri ile anayasal ve yasal mevzuat değişikliklerinin değerlendirilip hayata geçirilmesi için iktidara perspektif sunabilecek Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yeni bir komisyon kurulmasını teklif ediyoruz.

Son olarak tüm bu sürece olan toplumsal desteği artırma noktasında şu ana kadar yeterli bir çalışma yapılmadı. Bu durum önemli bir eksiklik olarak görünüyor. Geniş toplumsal kesimleri enforme edecek, sürecin niçin başlatıldığını, nasıl ilerlediğini ve muhtemel sonuçları Türkiye'ye sağlayacağı faydaları anlatacak yoğun bir iletişim kampanyasına ihtiyaç var. Bu duygularla Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)