| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 19.12.2025 |
AK PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
İçinden geçtiğimiz günler, bilhassa son birkaç yıl 90'lı yıllarda duyduğum bir sözü hatırlatır bana: "Hadiselerin belagati, kelimelerin belagatinden üstündür." demişti o zaman bir siyaset adamı, aktif siyaset yapıyordu. Hakikaten dünyamız, ülkemizin içinde bulunduğu çerçeve ve ülkemizin iç siyaseti, son birkaç yıldır nadiren, ülkelerin her zaman şahit olmadığı gelişmelere şahit oluyor; yeni oluşumlar, yeni sürprizler, yeni buhranlar, yeni çözümler, yeni gaileler, yeni çıkış yolları. Bütün bu olayların hengâmesinde bazen kelimeler kifayet bile etmeyebilir bunları konuşmaya. İşte, o zaman "millet olmak" dediğimiz o hâletiruhiye devreye girer. Bugünkü benim konuşmamda -2026 bütçesinin memleketimize hayırlı olmasını dileyerek- bu millet olmanın hâletiruhiyesi hakkında yüce Meclisle fikirlerimi paylaşmak istiyorum.
Hadiseler dedik, bundan yaklaşık bin yıl önce, bin yüz, bin iki yüz yıl önce kültürümüzün kurucu unsurlarından Cüneyd-i Bağdâdî demişti ki: "Bizim işimiz zamana bağlı olanı ezelî olandan ayırmaktır." Bu hadiseler içinde hayati meselelerin, can alıcı meselelerin güncel teferruat arasından nasıl çekip çıkarılacağı bundan daha güzel anlatılamazdı. Güncel meseleler içinde yaşıyoruz ama sabah, herhangi bir sabah karşılaştığımız güncel bir mesele çok millî bir meseleye taalluk edebilir. İşte, orada milletin bütün hassasiyeti, sadece yönetilenler, olayların ilgilileri değil, her ferdi ilgilendiren bir konu gündeme gelir çünkü millet olmak her gün tekrarlanan bir halk oylamasıdır; canlı, dinamik bir süreçtir. Tıpkı Yunus Emre'mizin dediği gibi: "Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası." Elbette, bir memleket her buhranlı dönemeçte fikrî ve ideolojik muhasebe yapmak zorunda kalır, bu kaçınılmazdır. Eğer bunu yapamazsa hadiselerin, tarihin ve gerçeğin dışına düşer.
Kıymetli milletvekilleri, Anayasa'mızın başlangıç ilkeleri, "Genel Esaslar" devletimizin şeklini tarif eder, tanımlar; 1'inci olarak cumhuriyettir yani halk idaresi yani millî iradenin üstünlüğü, 3'üncü madde ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüdür. Bu bölünmez bütünlük mefhumu, bu Misakımillî sınırları içinde yaşayan bu insanları çok endişeye sevk eder çünkü biz, büyük bir dünya devletiyken toprak kaybede kaybede, insan kaybede kaybede, küçüle küçüle elimizde Anadolu Beylerbeyliği'nin bir kısmı, Rumeli'den de eski başkentimiz Edirne'ye kadar kaldı. O açıdan, bizim için toprak kaybı, insan kaybı çok önemli bir travmadır. Vatan ancak milletin bütünlüğü kadar bütündür kıymetli kardeşlerim. Cumhuriyet de demokrasi de arka plandaki bir tek şarta bağlıdır: Millî birlik. Millî birlik yani kaynaşmış, bütünleşmiş, yekvücut olmuş bir millet olmak hem devletin hem de demokrasinin ön şartıdır. Bu itibarla, milletin bütünlüğü, vatanın bütünlüğünün garantisidir. Bugün diyoruz ki bundan küçük Türkiye olmaz, ne toprak ne insan kaybetmeye tahammülümüz yok. Sorunlarımızı konuşalım. "Terörsüz Türkiye" süreci bunun için başladı. Tanışıp bilişelim, anlaşalım ancak neticede yeniden ve yeniden daha büyük bir millet olalım çünkü millet olmak, bunu devam ettirebilmek, bütün fertleri, grupları, cemaatleri, etnisiteleri ve ırkları aşan, hepsinin üstünde aşkın bir fikir, ortak bir yüksek kültür, mefkûre ve gayeye inanıp bu çerçevede müşterek bir geleceğe doğru yürümektedir. Irkımız, etnisitemiz nereden geldiğimizle ilgilidir; milletimiz nereye gideceğimizle ilgilidir. Dün ne olduğumuz değil yarın ne olacağımıza verdiğimiz karar bizi millet yapar, devlet yapar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, etnik taleplerle millet olunamaz. Etnisite farklılıkları ortak bir gaye için birleştiren, bütün farklılıkları birleştiren, hatta bütün insanlığa şamil bir teklifiniz yoksa, bırakın millet olmayı, doğru dürüst devlet de olamazsınız. Türkiye söz konusu olduğunda, hiç kimse kusura bakmasın, bu topraklarda binlerce senedir oluşmuş, inşa edilmiş bir ortak yaşama kültürünü, o büyük millet inancını, ruhunu, hâletiruhiyesini hiç hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bu topraklarda etnik ve ırki bir bakış açısı tarihimizin hiçbir döneminde olmamıştır. Türkiye'de ortalama hiçbir vatandaş sokağa çıktığında, sağında solunda etnisiteler görmez çünkü içinde yaşadığımız toplumun etnik kökleriyle algılamayız. Biz Türkler ve Kürtler, bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, hayatı ırk bilinciyle değil bütün insanları Allah'ın yaratıp bize emanet ettiği, bizi birbirimize emanet ettiği vediatullah olarak algılarız. Bu itibarla da dünyanın en erdemli halklarıyız.
Kıymetli kardeşlerim, devlet radikal olmaması gereken yegâne kurumdur. Devletler hiçbir zaman radikal olamaz. Türkiye'nin tarihî şartları, bizim tarihî mirasımız, grupları, kurumları, devletleri hatta kişileri itidale zorlar. İtidal insanidir; itidal hoşgörünün eşiğidir, kapısıdır, bereketli toprağıdır. İdari ve siyasi meselelerde kaldı ki bütün tekliflerin iki temel şartı vardır: Bir, doğru olmalı; iki, geçerli olmalı. Teklif ettiğimiz hâl çareleri hem doğru olmalı hem de geçerli olmalı. Teklif edilecek çözüm yolunun öncelikle doğruluğuna inanmalıyız. Bu yetmez, geçerli de olmalı. Zaten geçerliliği, doğruluğunu da takviye eden bir husustur. Üstelik her yerde geçerli, Türkiye'nin her yerinde geçerli; hem Diyarbakır'da hem Edirne'de, hem evrensel değerlere hem millî değerlere uyumlu. Bu çerçevede bulacağımız çözümün doğruya en yakın ifadesi -buradan selam ediyorum Hüsrev Hatemi Hocama- yozlaşmadan uzlaşmak olmalı.
Hülasa hiçbir olumsuzluk, hiçbir can sıkıntısı, aramızdaki hiçbir yaka paça olma hâli, birbirimize küsmemiz, gücenmemiz, eksiğiyle, noksanıyla bu sınırlar içerisinde tek bayrağı kâfi görmemenin gerekçesi olamaz. Bir bayrak buradaki 86 milyona yeter çünkü bu bayrak öyle bir bayraktır ki içinde vatan vardır, millet vardır, kan vardır, iki cihan vardır, din vardır, iman vardır, eşitlik vardır, kardeşlik vardır, hak vardır, hukuk vardır, merhamet vardır, adalet vardır, hürriyet vardır, istiklal vardır. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)