| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Teşekkürler Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen sevgili halklarımız; cezaevlerinde rehin tutulan tüm yoldaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Dün değerli Leyla Zana'ya karşı tribünlerden yükselen ve yükselmesine izin verilen ahlaksız söylemleri buradan bir daha şiddetle kınıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bu faşist, ırkçı aklın onurlu Kürt kadınlarına yenileceğini buradan bir daha tekrarlıyorum.
Uzun ve yorucu bütçe görüşmelerinin sonuna yaklaşırken en başından beri söylediğimiz gibi, maalesef, 2026 bütçesi yine halkları gözden çıkaran, halkların sorunlarına çözüm olmayan bir bütçe. 2026 bütçesi kimin hayatının değerli, kimin hayatının ise gözden çıkarılmış olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Kadınlar, emekliler, çocuklar, yoksullar, gençler maalesef bu bütçede yer almıyor. Önümüze konulan bütçe geçmiş yılların kopyasıdır; aynı tercihler, aynı körlük, aynı inkâr, değişen hiçbir şey yok maalesef. Bu bütçe emeğin değil faiz lobilerinin bütçesidir; bu bütçe yoksulluğu bitirmiyor, yoksulluğu yönetiyor; adaletsizliği çözmüyor, kurumsallaştırıyor; enflasyonu düşürmüyor, halkın sofrasını küçültüyor; en önemlisi de bu bütçe barış bütçesi değil maalesef.
Değerli milletvekilleri, Kürt sorununda on yıllardır sürdürülen çözümsüzlük politikası yalnızca siyasi bir krizi değil, devasa bir ekonomik yıkımı da kendisiyle birlikte yaratmıştır çünkü güvenlikçi politikalar bu ülkenin kaynaklarını halktan alıp silaha, çatışmaya ve inkâr politikalarına aktarmıştır. Çözümsüzlük, trilyonlarca doların güvenlikçi politikalara, silahlanmaya ve çatışma operasyonlarına aktarılması; eğitim, sağlık, altyapı gibi halkın temel ihtiyaçlarını maalesef, gözden çıkaran, daraltan bir şekilde önümüze sermiştir. Bakın, son kırk yılda bu çatışma siyasetinin Türkiye'ye maliyeti 4 trilyon dolar olmuştur. Bu parayla ücretsiz nitelikli eğitim mümkün olabilirdi. Bu parayla kimse sağlık hizmetine erişemediği için hayatını kaybetmezdi. Bu parayla ücretsiz nitelikli eğitim olabilirdi ve herkes iş sahibi olabilirdi ancak bugün ise tarihsel bir eşikteyiz, Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 şubatta yaptığı barış ve demokratik toplum çağrısı yeni bir dönemin kapısını aralamıştır, silahların sustuğu, demokratik çözüm iradesinin ortaya konulduğu bir zemin oluşturmuştur. Kürt ve Türkler arasındaki kader birliği Malazgirt'ten cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar süregelen bir ittifak zeminine dayanmıştır. Bu zemin ortak mücadeleye ve karşılıklı tanınmaya yaslanmıştır ancak Osmanlı'nın son dönemleri ve ardından cumhuriyetin ilerleyen dönemlerinde bu tarihsel ittifak inkâr ve asimilasyon politikalarıyla daraltılmıştır, Kürt halkının varlığı ve kimliği sistematik bir şekilde yok sayılmıştır. Bugün gelinen noktada, demokratik ve barışçıl çözüm iradesi, bu tarihsel kopuşu onarma ve inkâr politikalarına indirgenen Kürt-Türk ittifakını yeniden eşitlik ve özgürlük temelinde inşa etme imkânını ortaya çıkarmıştır. Bu irade yalnızca Kürt sorununun çözümünü değil, Türkiye'nin demokratikleşmesini, toplumsal barışını ve ortak geleceğini de güvence altına alacak tarihî bir fırsattır. Artık silahların değil sözün, baskının değil diyaloğun, silahlanmanın değil, barış bütçesinin zamanıdır. Bugün adım atmaktan korktuğunuz her çözüm yarının kaybıdır diyebiliriz. Tam da bu yüzden geçmişin acılarından ders çıkartarak barış ve demokratik toplumun inşası için cesur adımlar atmanın zamanıdır.
Sayın milletvekilleri, bu adımların atılması demek Batman'dan Edirne'ye ölümlerin durması, yoksulluğun kader olmaktan çıkması demektir. Bu adımların atılması demek halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin gasbedilmesine son verilmesi demektir, kayyum rejiminin son bulması demektir ancak bugün görüyoruz ki ne yurttaşların can güvenliği ne de yaşam hakkı bu iktidarın gündeminde, bütçesinde yer almıyor. Bu kürsüden defalarca dile getirdik, kayyum rejimi bir yönetim biçimi değil bir talan düzenidir. Batman'da görevlendirilen kayyumun usulsüzlüklerini, hukuksuzluklarını, işlemlerini, kamu kaynaklarını nasıl kişisel ikballerine ve yandaş çevrelerine aktardığını tek tek ortaya koyduk, belgeleriyle anlattık. Bakın, daha dün görüntüleri paylaştık, kayyum müdürü önünde deste deste paralar dağıtıyor ve bunu savunurken de "Ben harçlık verdim." diyor. Ya, siz kimin parasını kime harçlık olarak veriyorsunuz?(DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Siz bu ülkede kayyum rejimi adı altında usulsüzlüklerinize, talan rejimlerinize kılıf uyduramazsınız ve günlerdir bu görüntüler Batman'da konuşuluyor. Ya, siz bu kayyum rejimine nasıl ortak olabilirsiniz? Siz değil misiniz vaktizamanında kendi itibarınızı korumak için kayyuma bile kayyum atayan bir iktidarsınız ama bugün görüyoruz ki Batman'daki kayyum ortaya saçılan görüntülere rağmen, sizin itibarınızı yerle bir etmesine rağmen siz sessiz kalıyorsunuz. Buradan anlayacağımız ne? Kayyum rejiminin hırsızlıklarına, usulsüzlüklerine maalesef iktidar da ortak oluyor.
Değerli milletvekilleri, bugün bir yandan ölümlerle, bir yandan da kayyımın usulsüz icraatlarıyla gündemden düşmüyorsa Batman bunun tek sebebi iktidar. Bu kürsüden defalarca Batman'da alınmayan önlemler yüzünden yaşanan ölümlü trafik kazalarını dile getirdik. Batman-Bismil yolu, Beşiri-OSB yolu ve yıllardır bitirilemeyen yolları, kazaları dile getirdik. Ne yaptı biliyor musunuz kayyum? Çünkü Batman maalesef on yıldır, üç dönemdir kayyumlarla yönetiliyor ve süslü cümleler kurarak her seferinde de "Önlem alıyoruz, yapıyoruz." diyor. Daha ben bu Meclise ilk geldiğim gün soru önergesi vermiştim, trafik kazalarının yoğunca yaşandığı yolu dile getirmiştim, hâlâ yapılıyor, hâlâ yapılıyor; maalesef, sadece basına demeç vermekle yetiniliyor. Bu kazaların sonucunda ne oluyor biliyor musunuz? Batman'da 2024 yılında 4 binin üzerinde trafik kazası yaşandı, bu kazalarda 43 yurttaşımızı kaybettik. 2025'te yaşanan kazalar tablonun daha da ağırlaştığını gösteriyor. Bu açık bir ihmalkârlıktır.
Diğer bir konu, intiharlar; Batman'ın ve ülkenin en yakıcı, en utanç verici sorunlarından biri. Yoksulluğa, işsizliğe, umutsuzluğa terk edilen gençler yaşamlarına son veriyor. Daha biraz önce, bu kürsüye çıkmadan önce de 22 yaşındaki bir gencin yine hayattan koparıldığını, yaşamına son verdiğini duyduk. Maalesef, bu tam da bu bütçenin sorunu, tam da gençlere, yoksullara siz çare bulmadığınız için, onları işsizliğe, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz için bu gençler hayatlarından vazgeçiyor.
Maalesef, bakanlıkları dinledik, günlerdir o kadar tozpembe tablolar çizildi ki bu ülkede yaşamayı herkes canıgönülden isterdi ama gerçekten tablo bu değil, sokak böyle değil; yaşananlar gerçek. AKP iktidar vekillerine söylüyoruz: Buyurun, gerçekten sokağa gidelim, hep birlikte bakalım. Gençler hayattan neden vazgeçiyor, eğitim sistemi neden bu kadar çökmüş, sağlık sistemi neden bu kadar çökmüş? Ve biz burada 2026 bütçesini görüşürken hayat devam ediyor akışında ve insanlar pazardan çürük elmaları toplamak için, çürük meyvelere daha az para vermek için en son saatleri, eve gitmeden önce gecenin son saatlerini bekliyor.
2026 bütçesini biz yaparken bizim bunların hepsini görmemiz gerekiyordu, hepimizin buradan vicdanının sesine kulak vermesi gerekiyordu. Eğitim sistemi de maalesef, aynı durumda ve 2026 bütçesi eğitime de bir katkı sunmadı. Hâlâ kalabalık sınıflar, atanamayan öğretmenler, fiziki yetersizlikler önümüzde devasa bir şekilde duruyor. Bakın, Türkiye o kadar verimli topraklara sahipken ziraat mühendisleri, tarım danışmanları atanamıyor, işsiz kalıyorlar. Oysaki biz tarımı güçlendirebilirdik, eğitim sistemini daha iyi yapabilirdik, sağlık sisteminde daha iyi bir yere gelebilirdik ama maalesef, şu an konuştuğumuz bütçede bunların hiçbirine cevap olamadık diyorum.
Biz DEM PARTİ olarak bu bütçeyi kabul etmediğimizi ve "hayır" oyu kullanacağımızı buradan bir daha tekrarlıyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)