| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri seyreden aziz yurttaşlarımız; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Hafta başında kaybettiğimiz kıymetli arkadaşımız, Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay'ı bir kez daha rahmetle anıyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, elbette siyaset aynı zamanda eleştiriyi barındırıyor, bir o kadar da ortak değerleri yaratma ve onları güçlendirme işi. Bütün dünyada ve Türkiye'de hatta bu Parlamentoda ben hepinize gelir dağılımı adaleti desem elbette ki önemli bir kavram. Ben desem ki vergide adalet elbette mühim bir kavram. Desem ki kalkınma, müreffeh bir toplum elbette önemli kavramlar diyeceğiz mutabakat hâlinde. İşte, ben bu bütçenin bu kavramları ne kadar büyüttüğü çerçevesinde yaklaşmak, görüşlerimi ve eleştirilerimi sunmak ve önerilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, elbette vergiler halktan adil toplanmalı ve adil toplanmalı ve adil bir şekilde dağıtılmalıdır. Fakat halktan adil toplanan kaynaklardan bahsederken bütçeler halkı sadece kaynak olarak görmemelidir, bütçeler halkı sadece gelir veren olarak görmemelidir. Elbette size şundan bahsetmek isterim, ekmeğe zam gelince dar gelirli yanıyor. Çiftçi, mazota zam gelince üzülüyor. Elektrik, su faturası kabarınca emekçi elbette üzülüyor. Peki, kim üzülmüyor değerli kardeşlerim? Yarattığımız politikaları bir düşünelim, faiz artarken ve azalırken kazanan hep aynı kişiyse, kur artarken ve azalırken kazanan hep aynı kişiyse, enflasyon artarken ve azalırken kazananlar hep aynı kişiyse ve bütün bunların hepsi bir servet transferine yol açıp onları büyütüyorsa işte onlar üzülmez değerli kardeşlerim, onlar keyif çatar. (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla tam da bu noktada "Tok, açın hâlinden anlamaz." sözünü bir kez daha hatırlatmak isterim.
Sayın milletvekilleri, "Türkiye büyüyor." deniliyor ama büyüme kime, nasıl uğruyor ondan bahsetmek isterim. Değerli milletvekilleri, TÜİK verilerine göre Türkiye'de nüfusun en zengin yüzde 20'si gelirin yaklaşık yarısını, yüzde 48'ini alıyor ve yine toplumun en fakir yüzde 20'lik kısmı ise gelirin yüzde 6'sını alıyor. Dolayısıyla kurdun bile kuzuya yapmayacağı bir taksimatla karşı karşıyayız. Servette de benzer bir tabloyu sizlere arz etmek isterim. Toplumsal servet birikiminin çok önemli bir kısmını yine toplumun yüzde 1'lik kesimi elinde tutuyorlar. Bu yoksullukta bu noktada şöyle bir tespit yapabiliriz: Yoksulluk aşağı doğru yayılmış, zenginlik tepede dar bir kesim tarafından kilitlenmiş ve sınıfsal geçişkenliğin âdeta minimize edildiği bir ekonomik düzende yaşıyoruz. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bütün bunların hepsine "ekonomi politikası hatası" diyemeyiz, bu bir tercihtir, bu bir tercihtir değerli kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun adı sınıfsal bir tercihtir ve bedelini milyonlar ödüyor.
Bakın, Genel Başkanımız da bu kürsüden hatırlattı, ben tekrar etmek istiyorum: Toplanan vergi gelirlerinin yüzde 85'i bütçenin vergi gelirleri, bunun 63 lirası dolaylı vergiden oluşuyor, 25 lirası çalışandan, 11 lirası kurumlardan alınıyor. Bu ne demek oluyor, biliyor musunuz? Siz vergi ödeyecek sanayici, vergi ödeyecek ticaret adamı, kazanan ticaret adamı yaratamazsınız, bunu yaratamadığınız için de çalışanın sırtına vergiyi yüklemişsiniz.
Değerli arkadaşlarım, bir vergi dilimi var, nasıl yapıyorsunuz, biliyor musunuz? Bir vergi dilimi var. 158 bin lirayı geçtiğin anda yüzde 20, 330'u geçince yüzde 27 ve şunu söylemek isterim: 73 bin lira maaş alan birisi 3'üncü maaştan sonra artık en yüksek vergi dilimine geçiyor. Değerli arkadaşlar, eskiden "3 ikramiye alıyorum." diye övünen çalışanlar, bugün ücretliler maaşının 3'ünü vergi olarak ödüyor. Dolayısıyla 9 maaş alıyor. Böyle bir düzenle karşı karşıyayız ve size bir yanılsamadan da bahsetmek isterim: Enflasyonu düşürüyoruz, bakın ve sonra "düşük enflasyon" diye memura, işçiye düşük zam, düşük asgari ücret.
Değerli arkadaşlar, dikkatle dinlemenizi ve hesap makinelerinizi açmanızı istiyorum. Bir dört yıllık süreç arz edeyim size. Diyelim ki ekmek 2,5 lira ve ona 2,5 lira zam geldi, 5 lira oldu. Dolayısıyla ekmeğin enflasyonu yüzde 100. İkinci sene 5 lira zam geldi, 10 lira oldu; yine yüzde 100. Üçüncü sene, dikkatinizi çekiyorum, 5 lira zam gelirse, 10'dan 15'e çıkarsa, 5 lira zamla yüzde 50 enflasyon. Dördüncü sene bir 5 daha gelirse 15 lira 20 lira olur, yüzde 30. İşte, sizin yüzde 30 enflasyon hikâyeniz bu; yüksek zamlar üzerinden yine aynı zam, yine aynı hayat pahalılığı, yine ekmeğe aynı zam geliyor ama diyorsunuz ki "Enflasyonu yüzde 100'den yüzde 30'a düşürdük." İşte, yanılsamanız bu değerli kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, işte, bütün bu yarattığınız yoksulluk sonucunda Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sosyal politikalar uygulayınca da burada "Fantezi yapıyor." diyorsunuz. Belediyecilik Kanunu'nda yeri olduğunu, ilgili kanun maddesini açınca görürsünüz, esas vazifeler. Ama ben size şunu söyleyeyim: Ekrem İmamoğlu kent lokantası açınca küçümsüyorsunuz. Mansur Yavaş emekliye 3 milyarlık destek verince dudak büküyorsunuz. Mersin Büyükşehir, Vahap Seçer sosyal yardım bütçesini yüzde 80 artırıyor, 1,5 milyara çıkarıyor; böyle bakıyorsunuz. Zeydan Karalar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız 1,5 milyarlık sosyal yardım bütçesi yapıyor, onu da ne yazık ki Silivri'ye gönderiyorsunuz. Buradan da oraya, Silivri'ye selam olsun değerli kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, bakın, enflasyonla mücadele "Porsiyonları küçültün." diyerek olmaz. Enflasyonla mücadele, kredi kartı limitlerini düşürerek olmaz. Enflasyonla mücadele, faizleri artırarak da olmaz. Enflasyonla mücadele, ekmek yerine pırlantadan vergi alarak olur değerli kardeşlerim. (CHP sıralarından alkışlar) Ekmekten vergi alıp pırlantadan almıyorsanız; b bunu sorgularız. Bir başka kolaycılığınız var, ona ben "vergi kolaycılığı" diyorum; o da ne? Çalışandan almak. Hemen kaynaktan kes, vergiyi al, çalışandan al. Değerli kardeşlerim, dolayısıyla, çalışanlardan aldığınız vergide hem ücret primleri konusu hem de enflasyonla bunların baskılanması konusu son derece önemli.
Ben şimdi size başka bir durumdan bahsetmek isterim: "Türkiye büyüyor." diyorsunuz, buraya çıkan her bakan bu ülkenin büyüdüğünden bahsediyor. Ben rakamlarınızın bir an için doğru olduğunu kabul ederek size başka bir durumdan bahsetmek istiyorum: Değerli arkadaşlar, bakın, 1,3 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğümüz var; 3,7 büyümeye "güzel büyüme" diyorsunuz yani 48 milyar dolarlık bir büyümeden bahsediyoruz. Peki, aynı anda bizim hedef alacağımız ülkeler -muasır medeniyet seviyesindeki ülkeler, mesela ABD- ne kadar? 30 trilyon dolar; değil mi? O yüzde 1 büyüse 300 milyar dolar yapıyor yani biz üçte 3,7 büyümekle övünemeyiz çünkü onlar yüzde 1 bile büyüdüğünde yaklaşık bizim 10 katımız bir büyümeye yol açıyorlar. Aynı şekilde, hani, "Almanya, Almanya..." diyorsunuz ya, Almanya 5 trilyon dolarlık büyüklüğünü yüzde 1 büyütse 50 milyar dolar yapar yani bizim kadar büyür; eğer 3,7 büyürse yine 4 katımız büyür; her defasında bu durumda maç "10-0" "10-1" "5-1" gibi mağlubiyetle biter. Dolayısıyla bu, küresel pozisyondan kopuş anlamına gelir; eğer bir beka problemi arıyorsanız işte gerçek beka problemi budur. Türkiye'yi dünya liginden koparıyorsunuz. Bu büyümelerle övünmeyin; gelin, hep beraber CHP Ekonomik Programı'ndan olduğu gibi bir sıçrayarak kalkınma, yeni bir ekonomik devrim, yeni bir üretim devriminden birlikte bahsedelim. Bu devleti güçlü devlet, bu milleti güçlü millet, zengin millet, eşit yurttaş; bu iddialarla buluşturalım. Başka türlüsü, övündüğünüz bu büyümeler klasik makroiktisatçıların sunduğu tabulara sadakati gösterir ve üzülerek söyleyeyim, hiç kimseye bu ithamda bulunmak istemem ama gerçekten büyük bir vatan hainidir değerli kardeşlerim, gerçekten büyük bir vatan hainidir. (CHP sıralarından alkışlar)
Dolayısıyla, Türkiye'nin yeni bir üretim devrimine, yeni bir ekonomik yapıya, yeni bir bütçe anlayışına ihtiyacı var. O bütçe anlayışını inşallah ilk seçimde gelecek iktidarda Cumhuriyet Halk Partisi olarak gerçekleştireceğiz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)