| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
YENİ YOL GRUBU ADINA BİROL AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bir bütçe maratonunun daha sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bakanlarımızın, bakanlıklarımızın, bağlı kuruluşlarımızın bütçelerini değerlendirdik, konuştuk, bugün maddelere geçtik. Ben sözümün hemen başında... Geçtiğimiz hafta çokça konuşulan ama sonunda birtakım tepkilerden dolayı kariyer uzmanlarına verilecek olan 60 bin liralık seyyanen zammın geri çekileceğine dair güçlü duyumlar dolaşıyor. Ben iktidara, ben iktidar partisindeki arkadaşlara ricada bulunuyorum; analarının ak sütü gibi helal olan bir parayı geri çekmeyin, verin, ve 2026'da bunu biraz daha genişletme çabası içerisinde olalım. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum, bunu verilmiş bir hak gibi görün ve zaten haklarıdır, daha fazlası da verilmesi gerekiyor diye ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlar, bütçeyi ister kalem kalem ele alalım ister bütününe bakalım; bu, Türkiye'mize yaraşır bir bütçe değildir. Bu bütçe sınıfı bırakın takdirle geçmeyi, kıl payı geçme karnesi bile değildir. Bu bütçe iktidarın tasdiknamesidir. İşte bütçede 4 rakam var: 16,2 trilyon gelir; 18,9 trilyon gider; açık 2,7 trilyon; faiz ödemesi 2,7 trilyon. Sadece bu 4 rakam bile birçok şeyi ispat ediyor, gösteriyor.
Değerli milletvekilleri, bu bütçeyi böyle akrostiş bir şiirle ifade edelim dedim. Bütçeyi ister yan yana yazın ister yukarıdan aşağıya toplayın, çıkarın, bölün ortaya böyle bir şey çıkıyor; çıkan şey borçtur, üretmeden tüketmektir, enflasyondur, çözümsüzlüktür.
Evet, ilk olarak şiirin ilk başındaki borçla başlayalım. Değerli arkadaşlar, bir borç-faiz sarmalının daha katmerlisini yaşayarak görüyoruz bu bütçede. Değerli arkadaşlar, sadece bu yılın ilk dokuz ayında vatandaşlarımızdan topladığımız her bin liralık verginin 214 lirasını faize aktarmışız. Bu rakam 2018'de Parlamenter sistemin geçerli olduğu zaman da 125 liraydı yani aradan şu kadar zaman geçmiş, 2 katı artmış. Yine, 2018 yılında bizim bütçeden, toplam bütçe gelirleri içerisinden faize ödediğimiz miktar yüzde 8,9 iken bugün 16,3'e çıkmış. İşin özü, faizin borcu, borcun faizi derken milletin alın terini küresel faiz lobilerine âdeta aktarmışsınız, peşkeş çekmişsiniz.
Değerli arkadaşlar, vaktimiz kısıtlı, hızlıca aktarıyorum. Şimdi, geliyorum şiirimizdeki "üretmeden tüketmek" başlığına. İktidar dünü tüketti, bugünü tüketti, artık yarınları tüketmeye başladı. Tarımda, hayvancılıkta, sanayide, eğitimde, hemen hemen her alanda 3 çeyrek asırlık bütün birikim bugüne kadar bitirildi ve şimdi, en esaslı, en kritik meselemizi size aktarmak istiyorum. O da değerli arkadaşlar, şunu izah edecek bir aklın çıkması gerekiyor: Macunlama yapmadan yirmi beş yılda nereden nereye geldik? Bir nüfusun kendini yenileyebilmesi için en az 2,1 doğurganlığın olması gerekiyor, bugün biz 2025'te doğurganlık oranı olarak 1,5'in altına düştük; bütün vahamet burada, bu burada dursun. Esas, ayrıca bir vahim tablo var, bir gençlik meselemiz var. TÜİK'e göre 15-34 yaş arası genç nüfus olarak kabul ediliyor, bu yaş grubu en üretken ve en dinamik nüfusu oluşturmaktadır; 26 milyon insanımızı ihtiva etmektedir ve toplam nüfusun yüzde 30'udur. Bu yüzde 30'un yaklaşık 6,5 milyonu yani yüzde 27'si ne istihdamda ne eğitim hayatında. Bu oran AB ortalamasıyla mukayese edildiği zaman çok vahim bir yüksekliktedir; AB ortalaması yüzde 10'dur, bizde yüzde 27.
Değerli arkadaşlar, biz on gündür, burada, iktidar sıralarındaki arkadaşların bu kürsüden çok iyimser konuşmalarını izledik. Hayret ettik mi? Etmedik yani geçen yıl ile bu yıl arasını mukayese ettiğimizde etmedik ama dinledik. Hâlbuki tablo çok net: Üretmiyoruz, tüketiyoruz ve artık tükeniyoruz; üretmiyoruz, tüketiyoruz ve artık tükeniyoruz. Aşağı yönlü, yukarı yönlü bütün grafikleri yorumlarken sanırım şaşırıyorsunuz. Bakınız, nüfusumuz azalıyor, nüfusumuz yaşlanıyor, üretim azalıyor, istihdam azalıyor; buna karşılık işsizlik artıyor, borçlanma artıyor, enflasyon artıyor, faiz ödemeleri artıyor. İktidar ve iktidardaki arkadaşlar "Uçacağız, ha uçtuk, ha uçacağız." derken ve demeye devam ederken biz de diyoruz ki: Evet, iktidarın ayakları yerden kesilmiş, havadalar ama uçağın burnu toprağı gösteriyor, yeri gösteriyor. Pilot ve yardımcıları ya bu durumun farkında değil ya da "-mış gibi" yapma kararı almışlar.
Değerli arkadaşlar, bütçenin 4'üncü harfine geçmeden yani "çözümsüzlük" faslına geçmeden önce enflasyonu ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin dünyadaki yeri; arkadaşlarımız şöyle diyor: "Dünyanın her yerinde enflasyon problem." bu cümleyle şunu anlıyoruz: Bu arkadaşlarımız dünyada Arjantin'den başka bir yer bilmiyorlar. Bunlar, bu diğer ülkeler dünyada değil. Çok vahim bir durum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, ayrıca, bir şeyin altını çizmek istiyorum. Bakınız, kapı kapı dolaşıp borçlanılıyor. Soruyorum iktidardaki arkadaşlara, Hükûmetteki arkadaşlara: Yüzde kaçla borçlanıyorsunuz? Yüzde 37'yle hatta yüzde 40'la borçlanıyorsunuz. Yüzde 40 faiz, önümüzdeki yıl, ondan sonraki yıl, ondan sonraki yıl aldığınız borcun faizi olarak yüzde 40 ödeyeceksiniz. Bu anlayış enflasyonu kalıcı olarak düşürebilir mi, tek haneye getirebilir mi? Niye macunluyorsunuz? Niye milleti yanıltıyorsunuz? Niye millete yalan söylüyorsunuz? Bu olmaz. Bu doğurganlıkla, bu işsizlikle, bu yüksek faizle, bu bütçe içerisinden ödenen faizler ortadayken siz enflasyonu kalıcı olarak düşüremezsiniz. Öyleyse ne yapmalı? Sayın Cevdet Yılmaz'a ve Sayın Mehmet Şimşek'e tavsiyemiz ne olabilir? Şair naatında Peygamber Efendimiz'i anlatırken şöyle diyor: "Dönünce bütün gövdesiyle döndü." Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda; muhatabına sadece göz ucuyla, başıyla değil, gövdesiyle birlikte dönmenin inceliği ve derinliği anlatılıyor burada. Ama siz değerli arkadaşlar milletin size söylediklerini işitiyorsunuz ama duymuyorsunuz, bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz. Çünkü rakamlara çünkü muhalefetin itirazlarına çünkü bu işi bilenlerin ikazlarına bütün gövdenizle dönüp bakmıyorsunuz. Dönün muhataplarınıza, gerçeklere ve matematiğe dönün, problemlere ve sahici çözümlere dönün. Bu çıkmaz sokaktan gerisin geri dönün. Dönmez ve bu çözümsüzlük hâlinden dönmeye Sayın Erdoğan'ı ikna edemezseniz ona da gidin deyin ki: "İşte atın, aha bu da eyerin.", istifa edin. Bu sizin için de millet için de daha hayırlı olur diyorum.
Sizleri saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)