| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 36 |
| Tarih: | 18.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA BURAK AKBURAK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on bir gündür 2026 yılının bütçesini görüşüyoruz ancak bütçeyi yalnızca rakamlar üzerinden konuşursak eksik konuşmuş oluruz çünkü bütçe vatandaşın hayatına dokunduğu ölçüde anlam taşıyor, sadece devlete katkısıyla ölçülmemesi gerekiyor.
Ekonomi dediğimiz şey somut, soyut bir kavram değil. Ekonomi, evine ekmek götürmeye çalışan bir baba. Ekonomi, çocuğuna harçlık verip veremeyeceğini düşünen anne. Ekonomi, ay sonunu nasıl getireceğini düşünen emekli. Ekonomi, öğrenci, öğretmen, çiftçi, emekçi, esnaftır. Bu ülkede çocuğu başka şehirde üniversite kazanmasın diye dua eden anneler-babalar var çünkü kazanırsa masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyorlar? Barınmayı düşünüyorlar, yemeği düşünüyorlar, ulaşımı düşünüyorlar ve sonunda "Keşke kazanmasaydı." diyorlar. Üniversite hayatı boyunca bir yandan çalışmak zorunda kalan gençler var; dersine değil akşam yemeğine odaklanan, sınavdan önce not değil vardiya planı yapan gençler var. Bu gençlerden akademik başarı bekliyoruz, üretkenlik bekliyoruz, umut bekliyoruz. Özel okullarda çalışan, emeğinin karşılığını alamadığı için geceleri direksiyon başına geçen öğretmenlerimiz var; gündüz öğrencisine emek veren, gece geçimini düşünmek zorunda kalan öğretmenler bunlar. Bu tabloyu normalleştiremeyiz: Okullar açılmadan hemen önce televizyonu açıyorsunuz; defter, kalem, çanta reklamı değil banka reklamı izliyorsunuz, okul alışverişi için kredi öneriliyor. Eğitim harcamaları kredi konusu hâline geldiyse burada oturup düşünmemiz gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir haber vardı, emekli maaşı ev kirasına yetmediği için banyosuz, küçük otel odalarında yaşayan emeklilerimizin haberi. Otuz yıl, kırk yıl çalışmış, bu devlete, bu millete hizmet etmiş insanların emeklilik hayatını bu koşullarda geçirmek zorunda kalması hepimiz için düşündürücü. Vatandaşlarımız yalnızca yoksullaşmıyor aynı zamanda yalnızlaşıyor, geçinemediği için sosyalleşemiyor, evinden çıkamıyor, çocuklarının hayatına yeterince eşlik edemiyor. Pazara gidemeyen, faturalarını ödeyemeyen, sağlık harcamasını öteleyen milyonlar var. Bu tabloyu rakamlarla ölçemeyiz çünkü bu tablo, istatistik değil hayatın ta kendisi.
Değerli milletvekilleri, elbette ekonomik büyüme rakamları var, bunları yok saymak doğru değil ancak mesele yalnızca büyüme değil, asıl mesele büyümenin adil olup olmadığı. Bugün barınma maliyeti adil değil, beslenme maliyeti adil değil, eğitim için katlanılan yük adil değil, esnafın, işçinin, emekçinin omuzlarındaki yük adil değil. Geçtiğimiz aylarda açıklanan TÜİK verileri bize önemli bir tabloyu gösteriyor. Türkiye'nin en yoksul ilçelerinden önemli bir bölümü Karadeniz'de. Bunun nedeni yıllardır yapılması gereken yatırımların ihmal edilmesidir. Yatırımın olmadığı yerde iş olmuyor, işin olmadığı yerde genç, gencin olmadığı yerde de üretim olmuyor. Türkiye yalnızca büyükşehirlerden ibaret değil, tüm illeri, ilçeleri, köyleri, dağları, kıyılarıyla bir bütün. Yatırımların da sosyal hizmetlerin de ülkemizin her köşesine eşit şekilde ulaşması gerekiyor. Karadeniz'in bölgelerinde özellikle büyükşehirler dışında kalan iller uzun süredir hak ettiği payı alamıyor. Ordu ve Trabzon gibi iki büyük şehrin arasında kalan Giresun da bu durumun en somut örneklerinden biri. Bu kürsüden defalarca dile getirdim, bitmeyen yol projeleri var, değerlendirilemeyen turizm potansiyeli var, satılan kamu arazileri var, vahşi madencilik nedeniyle zarar gören doğal alanları var. Giresun bütün bunlarla mücadele ederken aynı zamanda tarihine ve onurlu geçmişine de sahip çıkmaya çalışıyor.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz Ağustos ayında memleketim Giresun için bir çağrı yaptık. Giresun'un 42'nci, 44'üncü ve 47'nci gönüllü Alaylarının Kurtuluş Savaşı'nda gösterdikleri fedakârlık ve kahramanlık karşılığında hak ettikleri İstiklal Madalyalarının Giresun'a verilmesi gerektiğini defaatle dile getirdik. Bu çağrı kısa sürede yalnızca bir talep olmaktan çıktı ve sahiplenmeye dönüştü. Giresun Esnaf Odaları Birliğinin öncülüğünde başlatılan imza kampanyası memleketin dört bir yanında çığ gibi karşılık buldu. Giresun'da yaşayanlar kadar Giresun dışındaki hemşehrilerimiz -İstanbul, Bursa, Sakarya, Kocaeli başta olmak üzere, tüm şehirlerdeki Giresunlular- ve tüm vatandaşlarımız bu sürece dâhil oldular. Fiziki olarak toplanan imzaların yanı sıra, dijital imzalar da toplandı. Kısa sürede 260 binden fazla imza toplandı. Bu imzayı bir sayı olmaktan ibaret görmemek gerekiyor çünkü buradaki hedefimiz aslında 1 milyondu, kısa bir sürede yaşanan gelişmelerden dolayı da artık imza kampanyamızı nihayetlendireceğimizi düşünüyoruz. 7 Şubat 1939 tarihinde Resmî Gazete'deki kararda, Giresun'un 42'nci, 44'üncü ve 47'nci Gönüllü Alaylarının Kurtuluş Savaşı'ndaki fedakârlıkları nedeniyle İstiklal Madalyası'yla onurlandırılması gerektiği açıkça belirtilmiş. Ancak bu karar, aradan geçen uzun yıllara rağmen hayata geçirilmemiş. Bu durumun bir eksiklik olduğunu düşünerek Millî Savunma Bakanlığımıza yazılı talepte bulundum. Bu süreçte başvurular yaptık, yazışmaları yaptık; yapılan yazışmaların neticesinde Millî Savunma Bakanlığımız bize bu yazıyı göndererek İstiklal Madalyalarımızın sancaklarıyla birlikte İstanbul Harbiye Askerî Müzesi envanterinde bulunduğu bilgisini ulaştırdı. Bununla yetinmedim, bizzat Harbiye Askerî Müzesine giderek Giresun'un Gönüllü Alaylarına verilmesi kararlaştırılan 3 İstiklal Madalyası'nı yerinde gördüm. O an şunu bir kez daha düşündüm: Gerçekten bu topraklar kolay kazanılmamış, o sancaklar hepimizi tabii duygusal anlamda başka yerlere götürdü. O an şunu bir kez daha düşündüm ki bu sancaklar ve madalyalar gerçek sahibine yani Giresun'a iade edilmeliydi. Burada özellikle Sayın Millî Savunma Bakanımıza teşekkür ediyorum, askerî yetkililere teşekkür ediyorum, Harbiye Askerî Müzesi Komutanlığındaki görevlilere teşekkür ediyorum. Müze yetkilileri bizzat tarafıma şöyle bir bilgi verdiler: Müze şu anda tadilatta, yirmi iki ay sonra hizmete açılacak. Tüm milletvekillerimizin bu müzeyi görmesini tavsiye ederim. Evet, Giresun Sancakları ve İstiklal Madalyaları inşallah yirmi iki ay sonra burada sergilenecek. O gün geldiğinde bu toprakların verdiği mücadelenin simgeleri hak ettikleri şekilde milletimizle buluşacak.
"Bu memleket Türk'tür ve öyle kalacaktır." Milis Yarbay Topal Osman Ağa'nın 21 Aralık 1922 tarihinde söylediği bu söz bugün hâlâ bu toprakların ruhunu yaşatıyor. Giresun, Sakarya'dan Büyük Taarruz'a kadar cepheden cepheye koşmuş, kanıyla ve canıyla destan yazmış bir şehirdir. Giresun, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Muhafız Taburu'nu yöneten Milis Yarbay Topal Osman Ağa'nın memleketidir. Haymana Dağı eteklerinde 42’nci Alayın başındayken şehit düşen Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan'ın da memleketidir. Kendi ili dışında 2 şehitliği bulunan tek şehirdir. Birinci Dünya Savaşı'nda, Çanakkale'de imparatorluğun kalbi savunurken Harşit'te Anadolu'nun kapılarını korumuştur. Giresun, Harşit Vadisi'nde Ruslara geçit vermeyen, Anadolu'yu savunmasız bırakmayan Çepni evlatlarının memleketidir. Bu mirasa sahip çıkmak yalnızca Giresun'un değil, Türk milletinin meselesidir. Tescillenen madalyalarımız için Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve Meclis Başkanımızdan beklentimiz, Giresun'un kahraman alaylarına layık görülen 3 İstiklal Madalyası'nı temsilen 1 madalyanın şehrimize takdim edilmesidir. Bu adım atıldığında Giresun'un vatansever kahramanlarının hatırası layıkıyla onurlandırılmış olacaktır.
Memleketin kahramanları için verilen bu mücadeleyi sahiplenen milletvekillerimize, Sayın Hasan Turan'a, Nazım Elmas'a, Ali Temür'e, Elvan Işık Gezmiş'e, Ertuğrul Gazi Konal'a çok teşekkür ediyorum. Ayrıca, GESOB Başkanı Sayın Ali Kara'ya, araştırmacı yazar Murat Bıyık'a, tarihçilerimize ve sürece katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, ayrıca Giresunlu tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum.
2006 yılı bütçesinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor; Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)