| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 17.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA CİHAN PAÇACI (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün adına Cumhurbaşkanlığı bütçesi denilen saray bütçesi hakkında İYİ PARTİ adına görüşlerimi ifade etmek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Burada konuşulan şey ne tasarruf ne de halkın refahıdır. Bugün burada konuşulan şey, tek adam rejiminin faturasının bu millete nasıl kesildiğidir. Burada bir devlet bütçesi değil, ucube bir sistemin bekası için oluşturulmuş bir saray harcama planı konuşuluyor.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan temel sistemler vardır. Bunlar bildiğiniz üzere; parlamenter sistem, yarı başkanlık sistemi ve başkanlık sistemidir. Bu sistemler uzun yıllar tecrübeleriyle oluşturulmuş ve hepsinin ortak paydası, denge ve denetimin var olmasıdır. Türkiye'de ise Anayasa'ya ve hukuka uymayan bir iktidar için özel olarak hazırlanmış, tecrübe edinmemiş adına da "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" denilen ucube bir sistem uygulamaya konulmuştur. Uygulanan bu sistemin temel özelliği: Bütün yetkilerin tek bir kişide toplanması, kuvvetler ayrılığının yok edilmesi ve denetim mekanizmalarının ise tasfiye edilmesidir. Denetimin olmadığı yerde keyfilik vardır, usulsüzlük vardır, yasa dışı işlemler vardır. Bu ucube sistem problem çözmek yerine, problem üreten bir sistem olarak hayatımızı olumsuz bir şekilde etkilemeye devam etmektedir. Örneğin, sistemin uygulamaya konulduğu 2018'den bu yana ülkemiz derin bir ekonomik krizle karşı karşıyadır. Bu kriz yedi yıldır ortadan kaldırılamamıştır. Değerli arkadaşlar, hangi ekonomik tedbiri alırsanız alın bir ülkede demokrasi ve hukuk yok sayılıyorsa ekonomik krizi yok etmeniz mümkün değildir. Diğer bir deyimle, sistem değişmeden ekonomik kriz maalesef çözülemeyecektir. Siyaseten azınlığın çoğunluğa tahakküm ettiği bu sistem en kısa sürede değiştirilmeli ve güçlendirilmiş, iyileştirilmiş parlamenter demokratik sisteme dönülmelidir. Krizden çıkışın reçetesi de budur.
Değerli milletvekilleri, genel kural bütçeyi kim kullanıyorsa hesabını da onun vermesi esastır ama bu ülkede artık hesap veren yoktur çünkü tek adam rejiminde hesap sormak yasak, sorgulamak ise suçtur. Bugün görüşülmekte olan Cumhurbaşkanlığı bütçesi denetimsizliğin, şatafatın, ihtişamın, keyfiyetin bütçesidir. Halk kemer sıkarken saray kemer gevşetmektedir. Bu bütçede emeklinin, memurun, işçinin, asgari ücretlinin payı yoktur, çiftçinin alın teri yoktur, gencin umudu yoktur ama ne vardır? Sözde itibar vardır. "İtibar" denilen şey ise uçak filolarıdır, konvoylardır, koruma ordularıdır, saraylardır. Ancak mesele para da değildir, mesele hangi siyasal zihniyetin finanse edildiğidir. Bugün Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde yürütülen şey sadece ekonomik bir tercih değil cumhuriyetle hesaplaşma sürecinin mali altyapısıdır.
Değerli milletvekilleri, bir yandan Meclisimizin fonksiyonları yok edilirken, hukuk askıya alınırken, yürütme organı sekreterya düzeyine indirgenirken, diğer yandan da Amerika ve İsrail projesi olan BOP'un Türkiye ayağı fiilen uygulamaya konulmuştur. Terörist başıyla kurulan her temas terörle mücadelede bir geri aldımdır. Terörist başını muhatap alan her girişim, Türkiye Cumhuriyeti devletinin üniter yapısını masaya yatırmaktır. Buradan açıkça ifade ediyorum: Bu millet, terör örgütüyle pazarlık yapılması için, katillerle müzakere edilmesi için, devletin meşruiyetinin tartışmaya açılması için yetki vermemiştir ama bugün görüyoruz ki cumhuriyetin temel değerleri, devletin üniter yapısı sessiz pazarlıklara konu edilmektedir. İmralı süreci demek, milletin iradesinin yok sayılması demektir. İmralı süreci demek, cumhuriyetin kurucu felsefesinin yok edilmesi demektir.
Değerli milletvekilleri, buradan gerek devlet erkânına ve sivil toplum kuruluşlarına gerekse de siyaset kurumuna siyasetüstü bir anlayışla önemli bir uyarı yapmak zorundayım: Maskeler düşmektedir, perde aralanmaktadır. Devletin yapısı tehlikededir, milletin birliği bozulmak istenmektedir. Ülkesini, devletini, milletini seven her vatandaşın bu konuda uyanık olması gerekmektedir. Aksi hâlde, bu sürecin çok büyük kırılmalara ve telafisi imkânsız olaylara sebebiyet vereceği kesindir.
Bu süreç, çok tehlikeli bir algıyı da adım adım inşa etmektedir. Bu ihanet projesi, Kürt kökenli vatandaşlarımızın tamamını terör örgütüyle ilişkilendiren, canibaşı Abdullah Öcalan'ı ise Türkiye'de yaşayan bütün Kürt kökenli yurttaşlarımızın sözde lideri konumuna taşıyan son derece kirli ve bölücü bir anlayışı beslemektedir; bu, asla kabul edilemez. Bu tehlikeli yaklaşım, milleti birbirine hasım hâline getirir, toplumu fay hatları üzerinden böler ve Türkiye'yi son derece tehlikeli bir noktaya sürükler. Bugün adım adım oluşturulan algı şudur: "Kürt eşittir Öcalan, Kürt eşittir PKK." Biz İYİ Parti olarak oynanan oyunun ve tehlikenin farkındayız, bu oyunu görüyoruz. Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, sürecin başından bu yana, her kesimi siyasetüstü bir anlayışla uyarmaya çalışmaktadır. Ancak oyun büyüktür. Maalesef, medyanın önemli bir kesimi de bu uyarılarımızı topluma iletmek yerine görmezden gelmektedir. Maalesef, her yerden kuşatma altındayız. Türk ile Kürt'ü bilinçli bir şekilde karşı karşıya getirmek isteyen karanlık bir akıl devrededir. Bu karanlık yolun sonu, Allah korusun, bir iç çatışma olma ihtimalini getirmektedir. Ama herkes şunu iyi bilsin ki bu millet bu tuzağa düşmez, bu millet bu oyuna gelmez çünkü bu ülkede Türk de bu milletin evladıdır, Kürt de bu milletin evladıdır. Hiç kimse vatanına, bayrağına, devletine bağlı Kürt vatandaşlarımızı bir terör örgütünün siyasi rehinesi hâline getiremez. Bu hain projenin hedefi Türkiye'yi kaybettirmektir, bu projenin hedefi Sevr'dir.
Buradan tekraren bu hain projenin aktörlerini açıkça uyarıyorum, bu sürecin sonunda yine zarar gören Türk milleti olur, zarar gören Türkiye Cumhuriyeti devleti olur. Bugün kar topu olan tehlike yarın çığ olarak üzerimize gelecektir. Bu konuda "Aldatıldık." deme lüksümüz de yoktur. Biz İYİ Parti olarak tüm gücümüzle halkımızı uyarmaya ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Kurtuluş Savaşı'nı yöneten ve bu devleti kuran yüce Meclisimiz yıkım projesinde de kullanılmak istenmektedir. Herkes şunu iyi bilsin ki bu Gazi Meclis ne devletini yıktırır ne de böldürür. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Son söz: Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bayrağı, ay yıldızlı al bayraktır; millî marşı, İstiklal Marşı'dır ve başkenti Ankara'dır. Hiç kimse, hiçbir kuvvet ve hiçbir hain proje bunu değiştiremeyecektir.
Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)