| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 35 |
| Tarih: | 17.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; bugün burada Meclisin elinden alınmış olan bütçe hakkı ve "Yap, onayla, kendini ibra et." düzenine dönüşmüş sistemden bahsedeceğim.
2018'den sonra yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte artık bütçe ortak akılla hazırlanan bir hükûmet belgesi olmaktan çıkmış, yürütme yetkisini tek başına kullanan Cumhurbaşkanının Meclise sunduğu bir teklif hâline gelmiştir. Merkezî yönetim bütçesi de kesin hesap da artık hükûmet tasarısı değil Cumhurbaşkanlığı teklifidir. Bütçeyi hazırlayan yürütme, bütçeyi uygulayan yürütme, bütçeyi denetleyen kurumların başını atayan yine yürütme, son aşamada bütçeyi ibra eden de yine aynı iradedir. Teknik olarak bütçe yapıyoruz gibi görünüyoruz, fiilen ise harcanmış paranın tahmin cetvelini onaylıyoruz. Büyük ölçekli kamu ihaleleri yapılıyor, ihalelerin kimlere hangi şartlarla verildiği kamuoyuna açık biçimde denetlenemiyor. Kamu-özel iş birliği projelerinde verilen yolcu, hasta ve araç garantileri bütçeye milyarlarca lira yük getiriyor. Bu yükün hangi varsayımlarla oluştuğu Mecliste tartışılamıyor. Depremler, afetler ve olağanüstü durumlar sonrası toplanan kaynaklar harcanıyor fakat bu kaynakların hangi kurumlara, hangi yöntemle ve hangi denetimden geçirerek aktarıldığı Meclise açık biçimde raporlanmıyor. Bütçe dışına çıkarılan fonlar, vakıflar ve kamuya ait kuruluşlar üzerinden önemli miktarda kaynak oluşturuyor ancak bu alanlar klasik bütçe denetiminin dışında bırakılıyor. Tüm bunlara istinaden buradan Sayın Cumhurbaşkanına da bir çağrı yapmak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, bu sistemi denedik, olmuyor. Türkiye sekiz yıldır "Uçacak." denilen bir sistemin içinde, sürekli kriz üreten bir düzene sıkışmış durumda. Ekonomi krizde, hukuk krizde, kurumlar krizde. 2001-2002 ekonomik krizi ağırdı, bedelini millet ödedi ama birkaç yıl içinde krizden çıkıldı. Bugünse ülke sekiz yıldır kriz yaşıyor ve aradan geçen onca zamana rağmen krizden hâlâ çıkılamıyor. Devlet dediğiniz şey sadece binalardan ve bütçe rakamlarından ibaret değildir. Devlet akıldır, hafızadır, kurumsal dengedir. Örnek verirsek mesela, müsteşarlıklar işte bu devlet aklının beyniydi, bugün o beyin yok. Yerine, yetkisiz, belirsiz, sorumluluğu muğlak, siyasi sadakatle atanmış bakan yardımcıları var. Hep eleştirmeyelim, şunu da açıkça söyleyelim: AK PARTİ'nin 2014'e kadar yaptığı birçok doğu işler de vardı çünkü o dönem parlamenter sistem vardı, Meclis güçlüydü, kurumlar çalışıyordu, denge denetim mekanizmaları tamamen devre dışı bırakılmamıştı. Sayın Cumhurbaşkanı, yanlıştan dönmek bir zafiyet değil bir fazilettir. Gelin, Türkiye'yi tek kişinin imzasına mahkûm eden bu sistemi daha fazla zorlamayalım. Gelin, Meclisin yeniden güçlendiği, bütçe hakkının gerçekten millete ait olduğu parlamenter rejime bu ülkeyi yeniden döndürelim; bu, en başta sizin sorumluluğunuzdur, ülkenin bugün en acil sorunu da budur.
Bir de şu konuda bir çağrıda bulunmak istiyorum, mademki bu ülkenin en acil ihtiyacı olarak Meclisin güçlenmesini, bütçe hakkının yeniden millete dönmesini konuşuyoruz; yerel yönetimler de adalet meselesi de bunun ayırmaz bir parçasıdır. "Belediyeleri 86 milyonun tamamını ilgilendiren siyasetüstü kurumlar olarak ele alacağız, ayrım yapmayacağız." dediniz. Dün Bursa Milletvekilimiz Hasan Toktaş'ın ifade ettiği gibi, belediyelere Çevre Bakanlığı gibi bakanlıklardan yardım yapılıyor. İYİ Partinin bugün 16 belediyesi -ki 2 tanesi seçim bölgem Afyonkarahisar'da Çay ve Dereçine belediyeleridir- bu yardımların dışında tutuluyor. Biz ayrıcalık değil eşitlik istiyoruz. Sözünüzün arkasında duracağınıza, belediyelere siyasi kimliğine bakmadan adil davranacağınıza inanmak istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, bütçe devletin vatandaşına dokunduğu yerdir. İşte, bu yüzden bütçe bir teknik metin değil ahlaki bir tercihtir; biz bu bütçeye bu yüzden itiraz ediyoruz. Bizim tarafımız belli; hesabın sorulduğu, liyakatin esas alındığı, vatandaşa eşit mesafede duran bir devlet düzeninin tarafındayız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)