| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 34 |
| Tarih: | 16.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli bakanlar; biz burada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bütçesini konuşuyoruz fakat milletin evindeki bütçe ne yazık ki çökmüş durumdadır. Barınma artık hayat standardı meselesi değil doğrudan doğruya hayatta kalma meselesi hâline gelmiştir. Market, pazar bir yana kiralar öyle bir seviyeye gelmiştir ki pek çok şehirde asgari ücreti aşmış, emeklinin maaşını ise katlamıştır. Gençler evlenememekte, aileler aynı evde üst üste yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Öğrenciler ev değil sadece yatak aramaktadır. Memur ise artık tayin olunca sevinememekte, bu şehirde kirayı nasıl öderim diye endişelenmektedir.
Bakın, konut sahipliği gerilemektedir. Haneler ilk evine ulaşamazken bir başka kesim 2'nci, 3'üncü, 5'inci evi rahatlıkla alabilmektedir. Demek ki mesele sadece kaç konut üretildiği meselesi değildir kimin konuta erişebildiği, kimin konutu stokladığı meselesidir. Sosyal devlet barınmayı piyangoya, kura heyecanına, nasip söylemine bırakamaz. Toplu konut elbette üretilmelidir fakat üretim, planlama ve dağıtım şeffaf, hakkaniyetli ve yerel ihtiyaçlara göre yapılmalıdır. Şimdi, "Yüzyılın Konut Projesi" diyorsunuz, umut dağıtıyorsunuz fakat vatandaşa âdeta piyango çektiriyorsunuz. Vatandaşı e-devlet ekranına, banka kuyruğuna, başvuru ücretine, taksit hesabına boğuyorsunuz. Barınma hakkını "Başvurun, bekleyin, SMS gelsin." cümlelerine sıkıştırıyorsunuz. Bir yandan ilk arsa, ilk ev diye verilen sözlerin akıbeti belirsizken öte yanda yeni hedefler açıklıyorsunuz, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Deprem bölgesindeki inşaatlarınızla övünüyorsunuz. Oysa asıl mesele, binlerce canımızı göçük altına bırakmadan önce o binaları yenileyebilmekti, denetleyebilmekti ve çürüklüğü ayıklayabilmekti. Bunu yaptınız mı? Hayır. Çünkü, siz tedbiri değil, tabelayı; bilimi değil, rantı; denetimi değil, imar affını seçtiniz. Mitinglerde "İmar affı yaptık." diyerek müjde verdiniz, kendinizi alkışlattınız. Şimdi çıkıp "inşa ve ihya" ediyorsunuz. Utanmalısınız Sayın Bakan, utanmalısınız. Milletten yıllarca deprem vergisi topladınız, üssüne ek vergiler aldınız. Peki, o paralarla kaç bina güçlendirildi, kaç riskli bina yıkıldı? Bu soruların cevabı yok çünkü, hesabı da yok. Sizin hesabınız oturduğunuz koltuğunu sağlamlaştırmak, sarayla aranızı iyi tutmak, yenilenebilecek kabinelerde yerinizi bir kez daha koruyabilmektir.
Sayın Bakan, bir başka ayıbınız da -biraz önce Bursa Milletvekilimiz Sayın Hasan Toktaş Bey de bahsetti- Trabzon'un Araklı ilçesindeki çevre felaketidir. Bu Meclisten, Araklı'dan da defalarca haykırdık. Artık mesele tabiat meselesi olmaktan çıkmıştır mesele Araklı'nın, insan onurunun ayaklar altına alınması meselesi hâline gelmiştir. Araklı Taşönü Katı Atık Tesisi çoktan bertaraf tesisi olmaktan çıkmış, kokusuyla sineğiyle vahşi depolama görüntüsüyle halk sağlığını tehdit eden bir çürümüşlük alanına dönüşmüştür. İnsanlar "Yeter artık!" diye haykırıyor, siz ise bu feryadı duymamakta ısrar ediyorsunuz. Belki şöyle düşünebilirsiniz: "Biz bu sorunu çözmüyoruz ama Araklı'da zaten 1'inci parti geliyoruz, Araklılılar zaten bizi seçiyor, oylarını da veriyor." diyebilirsiniz. Bunu da Araklılı hemşehrilerimin takdirine bırakıyorum.
Sayın Bakan, şimdi lütfen, not alın ve bu sorularıma cevap verin. Araklı'daki bu sorunu ne zaman çözeceksiniz? Taşönü Katı Atık Tesisi'yle ilgili yakın zamanda somut bir tasarrufunuz olacak mıdır, olmayacak mıdır? Vahşi depolamanın yapıldığı bu yerde kokuyu sonlandıracak mısınız? Bu sorularıma bugün Araklılı hemşehrilerim adına cevabınızı özellikle bekliyorum. Araklılı hemşehrilerimizin bu vurdumduymazlığın siyasi ve vicdani hesabını günü geldiğinde mutlaka soracağını ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)