| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 15.12.2025 |
CHP GRUBU ADINA DOĞAN DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, dün acı haberini aldığımız Manisa Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine, partimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Devridaim yıldızlar yoldaşı olsun.
Değerli milletvekilleri, sıkça duyduğumuz operasyon, tutuklama ve ele geçirilen silah rakamları elbette önemlidir fakat bu yaklaşım tek başına bir güvenlik politikası değildir. Suçun köküne inilmeden, gençliğin istihdama, eğitime, umuda erişimi güçlendirilmeden, mahallelerin sosyal dokusu iyileştirilmeden hiçbir operasyon kalıcı bir sonuç üretemez. Operasyon odaklı güvenlik anlayışından toplumsal güvene dayalı bir devlet anlayışına geçilmelidir.
Bugün Türkiye'nin en kırılgan konusu göç yönetimidir. Göç sorunu ancak yerel yönetimlerin dâhil olduğu, mahalle bazlı uyum politikalarının uygulandığı, çocukların eğitimde tutulduğu, yabancı iş gücünün kayıt altına alındığı ve kamuoyunun şeffaf bilgilendirildiği bir stratejiyle yönetilebilir. Kadına şiddet rakamlarla değil, hayatlarla ölçülmelidir. Yargı süreçleri hızlanmadan, eğitim sistemine toplumsal cinsiyet eşitliği eklenmeden, erkek şiddetini üreten kültürle mücadele edilmeden bu tablo değiştirilemez.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüzyıllardır bu kadim coğrafyada yaşamış, kardeşlikten ve barıştan yana olmuş Alevi toplumunun eşit yurttaşlık taleplerine artık kulak tıkanmamalıdır. Sayın Bakanım, siz bu ülkenin İçişleri Bakanısınız, Türkiye'de kamu yönetimi içerisinde Alevilere yönelik sistematik bir dışlanma olduğu açıktır. Kamu yönetiminde liyakat esas alınmalı ve Alevilere yönelik ayrımcılık son bulmalıdır. Hacı Bektaş Veli Dergâhı yani Serçeşme müze statüsünden çıkarılarak tarihî dokusu korunarak halkımızın ziyaretine, cem ibadetimize ve Alevilere iade edilmesini talep ediyoruz. Nasıl ki Ayasofya müze statüsünden çıkarılarak halkımızın ibadeti ve ziyaretine açılmışsa aynı yetki ve karar kullanılarak Alevilere ait Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nın da halkımızın ibadetine açık hâle getirilmesi gerekmektedir. Bakınız, size daha çok vahim bir olaydan da bahsetmek istiyorum. Sayın Bakan, Alevilerin ibadetlerini yerine getirdikleri Çorum'daki Koyunbaba Türbesi'nin yemekhanesi mescide çevrildi ve imam atandı. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bir hükûmet çıkıp caminin yanına bir kilise açıp papaz atasa ne tepki verirsiniz? Öte yandan, Tokat'da bulunan Hubyar Sultan Tekkesi'ne Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmaya çalışılıyor. Oranın sahibi Hubyar Ocağı ve Alevi toplumudur. Bu yanlışlardan bir an önce dönülmelidir. Bugün, burada dile getirdiği sorunlar Türkiye'nin demokrasisi, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barışı açısından hayati öneme sahiptir. Aleviler bu ülkenin asli unsurlarıdır ve hak ettikleri eşit yurttaşlık hakkına bir an önce kavuşmalıdır. İstanbul Sultangazi'de halkımızın emekleriyle imece usulü yapılmış bir Pir Sultan Abdal Cemevimiz var. Bu cemevi 2011 yılından bu yana davalık. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanlığı yapmış olduğum dönemde davanın duruşmalarını bizzat takip ettim. Yarın mahkemesi var ve cemevimizin başkanı Sayın Zeynel Odabaş beş yıl hapis istemiyle yargılanıyor ve cemevi icraya verildi. Evet, doğru duydunuz, cemevinde icra kararı var. Aynısı sizin ibadetinize yapılsa ne hissedersiniz, nasıl tepki verirdiniz? Cemevleri resmî ibadethane olana kadar tanınmalıdır.
Sadece Türkiye'deki Alevilerin haklarını değil, aynı zamanda bölgemizde yaşayan insanlık dışı bir olayı da gündeme getirmek zorundayız. Suriye'nin kuzeyinde, eli kanlı terör militanı Şara tarafından Alevi topluluklarına yönelik korkunç bir katliam gerçekleştirilmektedir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden birçok insan katledilmektedir. Bu saldırı sadece bir mezhep çatışması değil, doğrudan bir etnik temizlik girişimidir. Türkiye Cumhuriyeti olarak komşu ülkelerde yaşanan bu tür katliamlara sessiz kalamayız. Uluslararası hukuka aykırı olan bu vahşetin sorumluları derhâl hesap vermelidir. Hükûmetin İçişleri ve Dışişleri yetkililerinin bu saldırıyı en sert şekilde kınaması, uluslararası platformlarda bu konunun gündeme getirilmesi ve saldırıyı düzenleyen terör gruplarına karşı açık bir tavır gerekmektedir.
Son olarak, bundan tam kırk yedi yıl önce 19-26 Aralık 1978 yılında Maraş katliamında katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)